20 Aralık 2015 Pazar
Geçmişten Geleceğe Bir Kısır Döngü
Tarih boyunca dünya üzerinde yaşayan tüm toplumlar hayali bir hiyerarşi üzerine kurulu olarak bir düzen kurmuşlardır. Bu hiyerarşi özetle, toplumda yaşayan insanların genel olarak sınıflandırılması demektir. Günümüze kadar çok çeşitli örneklerini tarihsel süreç içerisinde görmek mümkündür. Örneğin Hint toplumu insanları kast sistemine göre sınıflarken, Amerikan toplumu insanları ırklarına göre sıralamıştır. Çoğu durumda bu hiyerarşik düzenler kazara ortaya çıkmış, kendilerine avantaj sağlayan gruplar tarafından nesiller boyu gelişerek kalıcı hale gelmişlerdir.
Hindu kast sisteminin İndo-Aryan halkların üç bin yıl önce Hint topraklarını işgal edip, yerel halkı boyunduruğu altına aldığında ortaya çıktığı kabul edilir. İşgalciler katmanlı bir toplum oluşturarak, toplumdaki üst konumları ele geçirmişler (rahipler ve savaşçılar), yerel halk ise kölelik ve hizmetkarlık sınıfına layık görülmüştü. Sayıca az oldukları için, ayrıcalıkları konumlarını ve kendilerine özgü kimliklerini kaybetmekten korkmuşlardı kim bilir? Bu tehlikeyi ortadan kaldırmak veya ertelemek için halkı kastlara bölerek, her birinin toplumda farklı bir role sahip olmasını sağladılar ve kastların birbirleriyle karışmasını yasakladılar. Elbette ki o dönemde yöneticiler, kast sisteminin tesadüfi bir tarihsel gelişim olduğunu değil aksine ebedi kozmik biri gerçeklik olduğunu ileri sürdüler.
Modern Amerika'daki ırk hiyerarşisini sürdüren şey de benzer bir kısır döngü dür. Avrupalı kaşifler 16 yy dan 18 yüzyıla dek, milyonlarca Afrikalı köleyi madenlerde ve çiftliklerde çalıştırmak üzere Amerika'ya getirdi. Bu köleleri Avrupa veya Doğu Asya'dan getirme kararı üç temel etkene dayanıyordu. Birincisi, Afrika daha yakındı. İkincisi Afrika'da mevcut bir köle ticareti sistemi vardı. Üçüncüsü ise yeni keşfedilen yerlerde sarıhumma ve sıtma gibi hastalıklar kol geziyordu ve Afrikalılar nesilden nesile bu hastalıklara kısmen bağışıklık kazanmıştır. Elbette ki bunu kimse ekonomik açıdan seçilen bir gerçek olarak anlatmadı. Dini ve bilimsel mitler bu ayrımları haklı göstermek her zaman olduğu gibi ortaya sürülmüştü. Hristiyan ilahiyatçılar, Afrikalıların Ham'ın soyundan geldiğini ve babası Nuh'un Ham'ı, çocuklarını köle yaparak lanetlediğini anlattılar. Biyologlar da siyahilerin beyazlardan daha aptal olduğunu ve ahlaklarının daha az geliştiğini ileri sürdüler.
Kölelik kaldırıldıktan sonra, insanların zamanla, bu toplumsal damgaların olgulara değil, mitlere dayandığını anlayacağını dolayısıyla siyahilerin zamanla kendilerinin becerikli, kurallara uyan ve temiz insanlar olduğunu kanıtlayacağını düşünmek mantıklı bir görüştür. Oysa gerçekte bunun tam tersi bir durum söz konusu oldu. Mevcut önyargılar zaman geçtikçe daha da derinlere kazındı. Tüm iyi işler beyazlar tarafından kapılmış olduğu için, siyahilerin düşük seviyede olduğuna inanmak daha kolay hale geldi. Ortalama bakış açısı; "Bakın, siyahiler nesiller boyu özgür olmalarına rağmen, yine de neredeyse hiç siyahi profesör, avukat ve doktor yok. Bu onların daha tembel ve daha geri zekalı olduklarının bir kanıtı değil midir?" Kısır döngü böylelikle devam etti.
Çoğu toplum kendi yaşadıkları dönemde kendi toplumsal sınıflandırmalarının adil ve doğal olduğunu, buna karşılık diğer toplumların yanlış ve gülünç bir takım kıstaslar üzerine kurulduğunu ileri sürmüştür. Modern toplumlarda artık ırkçılığın değerini yitirmesi sonrasında, ırk sınıflandırması fikriyle dalga geçilmektedir. Siyahilerin beyazların mahallesinde yaşamasını, beyazların okullarında okumasını veya beyazların hastanelerinde tedavi görmesini engelleyen herhangi bir düzenleme olması herkesin tepkisi çekecektir. Ancak, zenginlerin diğerlerinden ayrı ve daha lüks mahallelerde yaşamalarını, yine ayrı ve daha prestijli okullarda okumalarını ve diğerlerinden daha iyi donatılmış hastanelerde tedavi görmelerini öngören zengin-fakir arasında hiyerarşi ise pek çok modern toplumda gayet normal olarak görülmektedir. Oysa istisnalar olsa da pek çok zengin insanın zengin bir ailede doğduğu için zengin, pek çok fakirin de fakir bir ailede doğduğu için hayatları boyunca fakir kalacağı bilinen bir gerçektir.
Maalesef karmaşık (belli ölçüde kalabalık) insan toplumları, hayali hiyerarşilere ve adil olmayan ayrımlara ihtiyaç duymaktadır. Elbette ki tüm sınıflandırmalar ahlaken aynı derecede değildi. Yine de araştırmacılar, ayrımcılığı ortadan kaldırmış hiçbir büyük toplum örneği verememektedir. İnsanlar her seferinde toplumsal düzeni, üstünler köleler, siyahiler beyazlar, asilzadeler avamlar veya zenginler ile fakirler olarak çeşitli hayali kategorilere sınıflandırarak sağladılar. Şimdi merak edilmesi gereken asıl soru; acaba gelecekte yaşayacak insanlar bu döneme baktığında nasıl bir düşünceye sahip olacaktır, aynen bizim geçmişe baktığımızda o dönemlerde olanları kabul edilmez gördüğümüz gibi mi yoksa farklı mı?
Kaynak: Sapiens - Yuval Noah Harari
bu yazı söz konusu kitaptan alıntılar içermektedir.
19 Temmuz 2015 Pazar
Orkide
Orkide cinsi bitkiler tüm dünyaya yayılmıştır. Anadolu'da da birçok orkide türü doğal olarak yetişmektedir. Fakat bu orkide türleri çiçekçilerde gördüğümüz orkidelerden farklı olarak küçük çiçekli gösterişsizdir. Herkes tarafından bilinen Sahlep orkide türlerinden biridir.
Ülkemiz çiçek piyasasında bulunan Orkide türü Phalaenopsis olarak adlandırılan Tropikal şartlarda yetişen aşağıdaki resimde gördüğünüz orkidelerdir.
Bitki doğada diğer ağaçların üzerinde veya yosunla dolmuş kaya oyuklarında yaşarlar. Yaprakları etlidir, genellikle karşılıklı en az 2 veya en fazla 6 yaprak şeklinde olur. Küçük cinslerinde 12 cmlik yapraklar, büyük cinslerde 80 cm e kadar çıkabilmektedir. Her mevsim en az bir yaprak bitkinin sağından solundan iki taraflı olarak büyür. İlginç noktalardan biri köklerindeki "klorofil" yapısı ve yaprakların arasında dahi görülebilmesidir.
Bu tür orkidelere en çok Filipinler'de, Endonezya'da görülmektedir. Burada gündüz ısısı 25-35 C gece ısısı 15-25 C olan, büyüme esnasından bol yağışlı ve tüm yıl boyunca yüksek nem olan ortamda yetişmektedir. Genellikle doğrudan güneş ışığı görmeyen aydınlık yerlerde yetişmektedir.
Tüm bunları öğrendikten sonra;
Peki evde orkide yetiştirmenin püf noktaları nelerdir?
Başlangıçta bilinmesi gereken orkidenin yüksek hava nemliliği ve hafif esinti ihtiyacı olduğudur.
1- Havalandırma (SÜREKLİ ESİNTİ)
Orkideler için olmazsa olmaz şartlardan biridir. Yazın pencereyi açarak bu hava akımını sağlayabilirsiniz. 15-30 derece arasında olduğu sürece hava akımının bitkiye zararı yoktur. Fakat bu sıcaklık değerleri altında veya üstünde olan özellikle Kuru hava esintisi bitkiye zarar verebilir. Kışın bu hava akımını yine öncelikle pencere açarak, hava çok kuru soğuksa klima veya gerekirse vantilatör ile sağlayabilirsiniz.
2- Sıcaklık (15-30 C)
Uygun sıcaklık dereceleri daha önce de belirttiğim gibi en az 12-13 C ila 28-30 C arasındadır. Gündüz sıcaklığı 20 C den az olmamalı, Gece ise en az 12 C civarına kadar inmesinde sıkıntı yoktur.
3- Nemlilik (YÜKSEK NEM ORANI)
Diğer bitkilerden farklı olarak orkidelerin belki de en önemli püf noktası budur. Özellikle sıcak günlerde ısı arttıkça havadaki nem oranını da arttırmak gereklidir. Nem oranı artmaz aksine kuru bir ortam olursa bitki yavaş yavaş kuruyacaktır. Bunu örneklemek gerekirse bitki 25 C derecede 60% nem yeterken 30 C derecede 70-75% orana ihtiyaç duymaktadır. Bu doğal ortamı bulunduğu iklim gereği sağlayamayan kişiler için bir tavsiyem olacak.
Orkide saksının altına genişçe bir saksı kabı alıp onu çakıl taşları ile doldurun ve bu çakıl taşlarının seviyesine kadar su doldurun. Orkide saksını da bu taşların üzerine koyun. Saksının alt deliklerinden hava alması atlanmaması gereken önemli bir noktadır. Bu çakıl taşları sıcak ortamda üzerindeki suyu buharlaştırarak, havanın nemlenmesini sağlayıp bitkiye istediği ortamı sağlayacaktır.
Hava yüksek nemli olmazsa tomurcukların açmadan dökülmesi ve çiçeklerin çabuk solması sorunları yaşanır. (Orkide tomurcukların açmadan dökülmesi sorunu)
4- Işık (FİLTRELİ AYDINLIK)
Orkide de her bitki gibi ışığa ihtiyaç duyar, fakat bilinmesi gereken nokta doğrudan güneş ışığının orkide için gerekli değildir. Diğer yandan bitkinin hiç güneş görmeyen bir yere konulmaması gerekir. Aksine perde ile filtrelenmiş belli oranda güneş ışığı bitkinin gelişimi için oldukça önemlidir. Bu şekilde gelecek güneş ışığı günde 3-4 saat olursa gayet yeterli olacaktır.
Orkidenin güneş ışığına ihtiyacını yapraklarına bakarak anlayabilirsiniz. Eğer yapraklar çok koyu renk ise güneş ışığı eksikliği olduğunu, çok açık renk ise güneş ışığı fazlalığının olduğunu söyleyebiliriz.
Kış güneş ışığı anlamında nasıl atlatılmalı?
Orkide bütün yıl boyunca gelişmeye çiçeklenmeye devam eder. Fakat daha güçlü bir şekilde gelişim sağlayabilmesi için kış döneminde dinlendirilmesi lazımdır. Bu dinlenme dönemi Kasım ayından Şubat ayına kadar olan süreçte gerçekleştirilmelidir. İklimin ılıman olduğu yerlerde, evlerin güney cephesinde (kuzey rüzgarlarından kaçınarak) özellikle gündüzleri dış ortamda doğrudan hava ile temas edebileceği yerlerde tutulması daha güçlü bir şekilde yeni sezona hazırlanmasını sağlar.
5- Toprak (ÖZEL AĞAÇ KABUKLARI ve TAŞLI)
Orkideler bildiğimiz toprakta yaşayamaz. Bunun sebebi köklerinin çok iyi hava alması gerekliliğidir. Tabi ki bu istenen hava olabildiğince nemli olmalıdır. Bu nedenle toprak niyetine köknar ve fıstık çamı ağacı kabukları işlemden geçirilmiş parçalanmış olarak kullanılmaktadır. Ayrıca belli oranda yosunda suyu emerek sünger gibi davranarak orkidenin ihtiyaç duyduğu ortamı sağlamaktadır.
Toprak değişiminde önemli püf noktalarına bakacak olursak, orkide için özel satılan topraklardan almak zorundasınız. Ayrıca bitkiyi ev içinde yetiştirmenin bir sonucu olarak Orkide için gereken hava akımını sağlamak zor oluyor. Bu hava akımını kolaylaştırmak için söz konusu özel toprak bile yeterli olamayabiliyor. Bu nedenle söz konusu toprağa 1/4 oranında ponza taşı ekleyebilirsiniz. Ayrıca aldığınız toprağı hava akımını kesmemesi için saksıya koymadan önce elemeniz bitki için faydalı olacaktır.
6 - Saksı (ŞEFFAF SAKSI)
Orkideler herkesin bildiği üzere tam şeffaf plastik saksılarda yetiştirilir. Bunun nedeni de yazının başında belirttiğimiz üzere ana vatanlarındaki yaşam ortamı gereğidir. Çünkü bu çiçekler ağaçların üzerinde, kökleri tamamen açıkta yaşarlar. Bahsettiğimiz gibi köklerinde klorofil bulunur ve yeşil renkte olabilirler. Bu yüzden köklerde aydınlıkta olmalı ve hava almalıdır.
Her yerde görülen saksılardan farklı olarak eğer yeterli nemli ortamı sağlayabileceğinizi düşünüyorsanız, saksınızın altında olduğu gibi yanlarında da çift taraflı iki yarık bulunması kökler için faydalı olacaktır. Bu yarıkların diğer bir faydası da köklerin sürekli suda kalmamasını sağlayarak ve bitkinin çürümesini engellemesidir.
7- Sulama (ILIK SU)
Sulama yapılacak su oda sıcaklığında olmalıdır. Mümkünse sulama suyu iki gün dinlendirilmiş, kloru uçmuş, tortusu dibe çökmüş arındırılmış olmalıdır. Orkidenin sulama sıklığı bulunduğu ortama ve şartlara göre değişebilir. Önemli olan nokta; saksıda nemliliğin hissedilmesi ama ıslaklığın hissedilmemesidir. Dökülen su, bitkinin köklerini iyice yıkayarak süzülüp gitmelidir, ayrıca geçirgen yapısı gereği kaptaki su taşma ihtimaline karşı lavaboda sulanması iyi olacaktır.
Ekstra Not: Sıcak günlerde yapraklara da ılık su püskürtmeniz bitki için faydalı olacaktır. Fakat bitkinin üzerinde su kalmayacağından emin olunuz.
8- Besleme
Sağlıklı gelişim ve çiçeklenme için bitkiyi besleme önemlidir. Diğer bitkilerden farklı olarak orkide buna ihtiyaç duyar çünkü yaşadığı özel toprak yapısı gereği besin değerine sahip değildir. Orkideler için hazırlanmış özel besinlerden alabilirsiniz. Potasyum, Fosfat, Azot ve Demir bileşiklerini içeren sıvılar işinizi görecektir. Sulama suyuna karıştırarak verilmesi tavsiye edilir. Sulama da olduğu bitkiyi beslemek için de en iyi zaman öğleden sonradır.
Not: Yaprakların da beslenmesi gereklidir. Fısfıs yaparak yapraklara söz konusu bileşikleri içeren suyu nemlendirecek kadar sıkabilirsiniz, bunu diğer beslemeden daha sık yapmanız bi sakınca yoktur. Bunun için en iyi zaman günün erken saatleridir.
Orkideler solunca sapı nasıl kesilmelidir?
Sapta dikkatli bakınca göreceğiniz filiz boğumları bulunmaktadır. Onların en kuvvetli görünenlerini sayın, diğerlerini hesaba katmayın.
En Alttan yukarı doğru 3 (üçüncü) boğum yerinin 2-3 cm yukarısından kesin ve kesilen yere TARÇIN sürün.
Sapın altındaki yaprak sağlığını yitirmişse o saptan hayır gelmeyecektir. Yapmanız gereken En dipten 4-5 cm yukarısından kesip sapı atmaktır. Yaz sonundan itibaren birkaç hafta serin esintilere maruz kaldığında eğer söz konusu sağlığı yitirme nedenini ortadan kaldırmışsanız tekrardan çiçek sapı çıkacaktır.
Makas yerine maket bıçağı gibi keskin ve düz hatlı bir kesici daha iyi olacaktır. Kesilen yeri dezenfekte edip (alkol), hemen sonrasında sabah saatlerinde birkaç saat pencereden esinti alacak şekilde bekletmeniz faydalı olacaktır.
Ülkemiz çiçek piyasasında bulunan Orkide türü Phalaenopsis olarak adlandırılan Tropikal şartlarda yetişen aşağıdaki resimde gördüğünüz orkidelerdir.
Bitki doğada diğer ağaçların üzerinde veya yosunla dolmuş kaya oyuklarında yaşarlar. Yaprakları etlidir, genellikle karşılıklı en az 2 veya en fazla 6 yaprak şeklinde olur. Küçük cinslerinde 12 cmlik yapraklar, büyük cinslerde 80 cm e kadar çıkabilmektedir. Her mevsim en az bir yaprak bitkinin sağından solundan iki taraflı olarak büyür. İlginç noktalardan biri köklerindeki "klorofil" yapısı ve yaprakların arasında dahi görülebilmesidir.
Bu tür orkidelere en çok Filipinler'de, Endonezya'da görülmektedir. Burada gündüz ısısı 25-35 C gece ısısı 15-25 C olan, büyüme esnasından bol yağışlı ve tüm yıl boyunca yüksek nem olan ortamda yetişmektedir. Genellikle doğrudan güneş ışığı görmeyen aydınlık yerlerde yetişmektedir.
Tüm bunları öğrendikten sonra;
Peki evde orkide yetiştirmenin püf noktaları nelerdir?
Başlangıçta bilinmesi gereken orkidenin yüksek hava nemliliği ve hafif esinti ihtiyacı olduğudur.
1- Havalandırma (SÜREKLİ ESİNTİ)
Orkideler için olmazsa olmaz şartlardan biridir. Yazın pencereyi açarak bu hava akımını sağlayabilirsiniz. 15-30 derece arasında olduğu sürece hava akımının bitkiye zararı yoktur. Fakat bu sıcaklık değerleri altında veya üstünde olan özellikle Kuru hava esintisi bitkiye zarar verebilir. Kışın bu hava akımını yine öncelikle pencere açarak, hava çok kuru soğuksa klima veya gerekirse vantilatör ile sağlayabilirsiniz.
2- Sıcaklık (15-30 C)
Uygun sıcaklık dereceleri daha önce de belirttiğim gibi en az 12-13 C ila 28-30 C arasındadır. Gündüz sıcaklığı 20 C den az olmamalı, Gece ise en az 12 C civarına kadar inmesinde sıkıntı yoktur.
3- Nemlilik (YÜKSEK NEM ORANI)
Diğer bitkilerden farklı olarak orkidelerin belki de en önemli püf noktası budur. Özellikle sıcak günlerde ısı arttıkça havadaki nem oranını da arttırmak gereklidir. Nem oranı artmaz aksine kuru bir ortam olursa bitki yavaş yavaş kuruyacaktır. Bunu örneklemek gerekirse bitki 25 C derecede 60% nem yeterken 30 C derecede 70-75% orana ihtiyaç duymaktadır. Bu doğal ortamı bulunduğu iklim gereği sağlayamayan kişiler için bir tavsiyem olacak.
Orkide saksının altına genişçe bir saksı kabı alıp onu çakıl taşları ile doldurun ve bu çakıl taşlarının seviyesine kadar su doldurun. Orkide saksını da bu taşların üzerine koyun. Saksının alt deliklerinden hava alması atlanmaması gereken önemli bir noktadır. Bu çakıl taşları sıcak ortamda üzerindeki suyu buharlaştırarak, havanın nemlenmesini sağlayıp bitkiye istediği ortamı sağlayacaktır.
Hava yüksek nemli olmazsa tomurcukların açmadan dökülmesi ve çiçeklerin çabuk solması sorunları yaşanır. (Orkide tomurcukların açmadan dökülmesi sorunu)
4- Işık (FİLTRELİ AYDINLIK)
Orkide de her bitki gibi ışığa ihtiyaç duyar, fakat bilinmesi gereken nokta doğrudan güneş ışığının orkide için gerekli değildir. Diğer yandan bitkinin hiç güneş görmeyen bir yere konulmaması gerekir. Aksine perde ile filtrelenmiş belli oranda güneş ışığı bitkinin gelişimi için oldukça önemlidir. Bu şekilde gelecek güneş ışığı günde 3-4 saat olursa gayet yeterli olacaktır.
Orkidenin güneş ışığına ihtiyacını yapraklarına bakarak anlayabilirsiniz. Eğer yapraklar çok koyu renk ise güneş ışığı eksikliği olduğunu, çok açık renk ise güneş ışığı fazlalığının olduğunu söyleyebiliriz.
Kış güneş ışığı anlamında nasıl atlatılmalı?
Orkide bütün yıl boyunca gelişmeye çiçeklenmeye devam eder. Fakat daha güçlü bir şekilde gelişim sağlayabilmesi için kış döneminde dinlendirilmesi lazımdır. Bu dinlenme dönemi Kasım ayından Şubat ayına kadar olan süreçte gerçekleştirilmelidir. İklimin ılıman olduğu yerlerde, evlerin güney cephesinde (kuzey rüzgarlarından kaçınarak) özellikle gündüzleri dış ortamda doğrudan hava ile temas edebileceği yerlerde tutulması daha güçlü bir şekilde yeni sezona hazırlanmasını sağlar.
5- Toprak (ÖZEL AĞAÇ KABUKLARI ve TAŞLI)
Orkideler bildiğimiz toprakta yaşayamaz. Bunun sebebi köklerinin çok iyi hava alması gerekliliğidir. Tabi ki bu istenen hava olabildiğince nemli olmalıdır. Bu nedenle toprak niyetine köknar ve fıstık çamı ağacı kabukları işlemden geçirilmiş parçalanmış olarak kullanılmaktadır. Ayrıca belli oranda yosunda suyu emerek sünger gibi davranarak orkidenin ihtiyaç duyduğu ortamı sağlamaktadır.
Toprak değişiminde önemli püf noktalarına bakacak olursak, orkide için özel satılan topraklardan almak zorundasınız. Ayrıca bitkiyi ev içinde yetiştirmenin bir sonucu olarak Orkide için gereken hava akımını sağlamak zor oluyor. Bu hava akımını kolaylaştırmak için söz konusu özel toprak bile yeterli olamayabiliyor. Bu nedenle söz konusu toprağa 1/4 oranında ponza taşı ekleyebilirsiniz. Ayrıca aldığınız toprağı hava akımını kesmemesi için saksıya koymadan önce elemeniz bitki için faydalı olacaktır.
6 - Saksı (ŞEFFAF SAKSI)
Orkideler herkesin bildiği üzere tam şeffaf plastik saksılarda yetiştirilir. Bunun nedeni de yazının başında belirttiğimiz üzere ana vatanlarındaki yaşam ortamı gereğidir. Çünkü bu çiçekler ağaçların üzerinde, kökleri tamamen açıkta yaşarlar. Bahsettiğimiz gibi köklerinde klorofil bulunur ve yeşil renkte olabilirler. Bu yüzden köklerde aydınlıkta olmalı ve hava almalıdır.
Her yerde görülen saksılardan farklı olarak eğer yeterli nemli ortamı sağlayabileceğinizi düşünüyorsanız, saksınızın altında olduğu gibi yanlarında da çift taraflı iki yarık bulunması kökler için faydalı olacaktır. Bu yarıkların diğer bir faydası da köklerin sürekli suda kalmamasını sağlayarak ve bitkinin çürümesini engellemesidir.
7- Sulama (ILIK SU)
Sulama yapılacak su oda sıcaklığında olmalıdır. Mümkünse sulama suyu iki gün dinlendirilmiş, kloru uçmuş, tortusu dibe çökmüş arındırılmış olmalıdır. Orkidenin sulama sıklığı bulunduğu ortama ve şartlara göre değişebilir. Önemli olan nokta; saksıda nemliliğin hissedilmesi ama ıslaklığın hissedilmemesidir. Dökülen su, bitkinin köklerini iyice yıkayarak süzülüp gitmelidir, ayrıca geçirgen yapısı gereği kaptaki su taşma ihtimaline karşı lavaboda sulanması iyi olacaktır.
Ekstra Not: Sıcak günlerde yapraklara da ılık su püskürtmeniz bitki için faydalı olacaktır. Fakat bitkinin üzerinde su kalmayacağından emin olunuz.
8- Besleme
Sağlıklı gelişim ve çiçeklenme için bitkiyi besleme önemlidir. Diğer bitkilerden farklı olarak orkide buna ihtiyaç duyar çünkü yaşadığı özel toprak yapısı gereği besin değerine sahip değildir. Orkideler için hazırlanmış özel besinlerden alabilirsiniz. Potasyum, Fosfat, Azot ve Demir bileşiklerini içeren sıvılar işinizi görecektir. Sulama suyuna karıştırarak verilmesi tavsiye edilir. Sulama da olduğu bitkiyi beslemek için de en iyi zaman öğleden sonradır.
Not: Yaprakların da beslenmesi gereklidir. Fısfıs yaparak yapraklara söz konusu bileşikleri içeren suyu nemlendirecek kadar sıkabilirsiniz, bunu diğer beslemeden daha sık yapmanız bi sakınca yoktur. Bunun için en iyi zaman günün erken saatleridir.
Orkideler solunca sapı nasıl kesilmelidir?
Sapta dikkatli bakınca göreceğiniz filiz boğumları bulunmaktadır. Onların en kuvvetli görünenlerini sayın, diğerlerini hesaba katmayın.
En Alttan yukarı doğru 3 (üçüncü) boğum yerinin 2-3 cm yukarısından kesin ve kesilen yere TARÇIN sürün.
Sapın altındaki yaprak sağlığını yitirmişse o saptan hayır gelmeyecektir. Yapmanız gereken En dipten 4-5 cm yukarısından kesip sapı atmaktır. Yaz sonundan itibaren birkaç hafta serin esintilere maruz kaldığında eğer söz konusu sağlığı yitirme nedenini ortadan kaldırmışsanız tekrardan çiçek sapı çıkacaktır.
Makas yerine maket bıçağı gibi keskin ve düz hatlı bir kesici daha iyi olacaktır. Kesilen yeri dezenfekte edip (alkol), hemen sonrasında sabah saatlerinde birkaç saat pencereden esinti alacak şekilde bekletmeniz faydalı olacaktır.
Eğer yetiştirmek istiyorsanız, size gelen bir orkideyi öncelikle şu işkence gördüğü ortamdan kurtarıp yetiştirmeye başlayabilirsiniz
22 Haziran 2015 Pazartesi
Divan
Vezir-i Azam (Sadrazam) : Divana başkanlık yapar.
Vezirler : Bakanlar
Defterdar : Mali işlere bakan
Nişancı : Tuğracı, Özel Kalem
Şeyhülislam : Fetvacı, ulemanın başı
Kazasker : Büyük davalara bakan
Reis-ül Küttap : Dışişlerinden sorumlu
Kaptan-ı Derya : Donanmadan sorumlu
Yeniçeri Ağası : Asayişten sorumlu
Subaşı : Yörelerde güvenlikten sorumlu
Sınırların genişlemesine paralel olarak DEFTERDAR, KAZASKER ve VEZİR sayısı artmıştır.
Şeyhülislam, Reis-ül Küttap ve Kaptan-ı Derya yükselme döneminde divan üyesi olmuştur.
İlmiye: Şeyhülislam, Kazasker, Müderris, Kadılar
Kalemiye: Nişancı, Defterdar, Reis-ül Küttap, Divan Katipleri
Sayfiye: Sadrazam, Kaptan-ı Derya, Beylerbeyi, Sancakbeyi, Yeniçeri Ağası
Etiketler:
defterdar,
divan,
kalemiye,
kazasker,
nişancı,
osmanlı,
osmanlı devleti,
osmanlı divan,
osmanlıda yönetim,
osmanlıda yönetim birimleri,
sadrazam,
sayfiye,
subaşı,
tarih temel bilgiler
9 Haziran 2015 Salı
Yurt Dışından Gelen Cep Telefonu Kaydı
Gümrükler Genel Müdürlüğü 31.01.2008 tarih 2981 sayılı yazısı yapılan düzenlemeye göre bir kişiye 2 takvim yılında bir cep telefonu getirebilme hakkı tanınmış, en geç 1 ay içerisinde cihazın kayıt altına alınması zorunluluğu getirilmiştir.
Yurt dışından getirilen telefonlar 60 gün kayıt yaptırılmadan kullanılabilmektedir. 60 gün sonunda kayıt altına alınmayan cihazlar iletişime kapatılmaktadır. (IMEI numarası olan tüm cihazlar tabidir)
Kayıtlar Türk vatandaşları için artık e-devlet üzerinden yapılmaktadır. (pasaport bilgileri, giriş tarihi, IMEI numarası gibi bilgilerin yazılması gerekli)
Öncelikle kayıt hakkı sorgulanmalı ve ardından kullanım harcının yatırılması gerekmektedir. Bu harç bankalara yatırılabilmektedir. (bazı bankaların internet bankacılığında mevcut)
-2015 itibariyle 130 TL
Yurt dışından getirilen telefonlar 60 gün kayıt yaptırılmadan kullanılabilmektedir. 60 gün sonunda kayıt altına alınmayan cihazlar iletişime kapatılmaktadır. (IMEI numarası olan tüm cihazlar tabidir)
Kayıtlar Türk vatandaşları için artık e-devlet üzerinden yapılmaktadır. (pasaport bilgileri, giriş tarihi, IMEI numarası gibi bilgilerin yazılması gerekli)
Öncelikle kayıt hakkı sorgulanmalı ve ardından kullanım harcının yatırılması gerekmektedir. Bu harç bankalara yatırılabilmektedir. (bazı bankaların internet bankacılığında mevcut)
-2015 itibariyle 130 TL
5 Haziran 2015 Cuma
Yurtdışından Valizlerimi Kargo Yapabilir miyim?
Yolcunun yanında getiremediği ve kargo veya posta yoluyla gönderdiği kişisel eşyasını uçuştan 1 ay önce veyahut en fazla uçuştan sonra 3 ay süresince gönderme imkanı bulunmaktadır. Söz konusu eşya hakkında limitler eşyaların yalnızca kişisel kullanıma mahsus eşyalar olmasıdır. Onun dışında kilogram veya kıymet sınırlaması bulunmamaktadır. Kişinin Türkiye’ye giriş yaptığı tarihi ispatlamak amacıyla pasaportu (ülkeye giriş kaşesi mevcut) ile birlikte eşyanın bulunduğu gümrük idaresine başvurması gerekmektedir. Kargo firmasına yapılacak ödemeler göz önünde bulundurularak, onun dışında herhangi vergi ödemesi yapılmadığı bilinmelidir.
Eğer söz konusu 1 ay önce 3 ay sonra süreler aşılmış olursa, ve bu durum mücbir sebep ve beklenmeyen halden kaynaklandığı eşyanın bulunduğu Gümrük İdaresinin bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğünce tespiti yapıldığında bir defayla sınırlı olmak üzere 3 aylık süre uzatımı verilmesi mümkündür.
Osmanlı Devletinde Kuruluş Dönemi İlkler
Osman Gazi Dönemi
1299 Bağımsız Devlet kuruldu
İlk para basıldı
Düzenli ordu yok
Orhan Gazi Dönemi
İlk Divan (vezirlik makamı)
İlk gümüş para
İlk sürekli ordu
İlk medrese (iznik)
Bursa başkent
Karesioğlu Beyliği katıldı
Donanma sahibi olundu
I. Murat Dönemi
İlk Tımar sistemi
İlk Sadrazamlık
İlk Kazaskerlik
İlk Defterdarlık
Yeniçeri Ocağı kuruldu
İlk Beylerbeyi kuruldu (Rumeli)
Pençik Sistemi
Devşirme Sistemi
İlk Kez Sultan ünvanı
Yıldırım Beyazıt
İlk Tershane
Anadolu Hisarı
Anadolu Beylerbeyi
Fatih Sultan Mehmet
Başkent İstanbul
Toprak bütünlüğü
İmparatorluk geçişi
İlk altın para
Topkapı Sarayı
Şehzadeler sancaklara vali olarak görevlendirmeye başlandı
Enderun (Saray Mektebi)
28 Mayıs 2015 Perşembe
Karahanlılar
840-1212
Kurucu: Bilge Kül Kadir Han
İlk Müslüman Türk Devleti
İlk Türk-İslam Sentezi Eserler
İlk İslam Mimari (Semerkant Medresesi)
İlk Türk Hastanesi (Bimarhane)
İlk Posta Teşkilatı
İlk Kervansaray (Ribat)
İlk Türk-İslam Medrese (Tamgaç Buğra Han Medresesi)
İlk Köprü
İlk yazılı Türk-İslam eserleri
Kaşgarlı Mahmut - Divan-ı Lügat-ı Türk
Yusuf Has Hacip - Kutadgu Bilig
Edip Ahmet - Atabet’ül Hakayık
Ahmet Yesevi - Divan-ı Hikmet
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


