dampinge karşı koruma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dampinge karşı koruma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2012 Pazartesi

Dış Ticarette Korumacılık

1. Ulusal Güvenlik

Savaşta dayanma gücünü artıran ve askeri – siyasal nedenlerle kurulmasına karar verilen endüstrilerin dış rekabette korunmasında zorunluluk vardır. Adam Smith bu konu üzerine “savunma zenginlikten daha önemlidir” diyerek ulusal savunma amacıyla koruyuculuğu kabul eder.

2. Genç (Bebek) Endüstri Tezi

Bu görüşe göre, ilerde gelişip karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olacak endüstriler optimum üretim düzeyine gelinceye kadar gümrük tarifeleriyle dış rekabetten korunmalıdır. Genç endüstriler tezinde dikkati çeken bir nokta, koruyuculuğun sürekli değil geçici olduğudur. Koruma, endüstriye çocukluk çağını atlatıncaya kadar zaman kazandırmaya yarar

3. Stratejik Ticaret Politikası

Bu görüşe göre sanayileşmiş bir ülke, korumacı önlemlerle, gelecekteki hızlı büyümesi için kilit kabul edilen yarı geçişkenler, bilgisayar, iletişim araçları ve benzeri endüstrilerde karşılaştırmalı üstünlük yaratabilir.

4. Damping’e Karşı Koruma

Gümrük tarifelerinin konulmasını gerektiren başka bir neden de yabancı üreticilerin yaptıkları dampinge karşı yerli üreticileri korumaktır. Hemen hemen tüm ülkelerde yasar dampingin önlenmesi için anti – damping vergilerinin konulmasını öngörür.

6 Ocak 2011 Perşembe

Dampinge Karşı Hükümet Politikaları

Hükümetler damping uygulamasına karşı olarak büyük duyarlılık gösterirler. Neden böyle olduğunu Damping in etkilerinin anlatıldığı yazımızı inceleyerek görebilirsiniz.

Devletlerin bu duruma karşı alabilecekleri önlemlerden başlıcaları yüksek anti-damping vergileri veya telafi edici vergilerdir.

Anti-Damping vergileri GATT sözleşmesinde de ele alınmış bir konudur. Söz konusu sözleşmede bir malın ithalatçı ülke piyasalarında 'normal fiyatı' altında satılması damping olarak tanımlanır. Normal fiyat ise burada malın ihracatçı ülkedeki kendi iç piyasa fiyatı olarak söylenilmektedir.

Bahsedilen durum karşısından sözleşme, ithalatçı ülkeye anti-damping vergisi uygulama hakkı vermektedir.

Ayrıca sözleşmede telafi edici vergilere aynı maddede değinilmektedir. Telafi edici vergiler de ihracatçı ülkelerdeki dolaylı ve doğrudan sübvansiyonlara ithafen ithalatçı ülkelerin koyabileceği vergi olarak tanımlanır.

*Kısaca, anti-damping ve telafi edici vergiler arasındaki temel fark, telafi edici verginin ihracatçı ülkede devletçe sağlanan yardıma ithafen olması, anti-damping vergisinde ise doğrudan doğruya ihracatçı firmanın kendi girişimlerine yönelik olmasıdır.

GATT görüşmelerinde anti-damping konusu 1964-1967 Kennedy görüşmeleri ve 1973-1979 Tokyo görüşmelerinde ele alınmış ve Anti-Damping Kodu hazırlanmıştır. Özetle, anlaşmada yöntemi gösterilen soruşturmalara sonucunda başlatılabilecek bir uygulama olarak kararlaştırılmıştır. Söz konusu sözleşmeler 1993 sonrası GATT ın dönüşümü sonucu ortaya çıkan Dünya Ticaret Örgütü kapsamına alınmıştır.

Bu yapılan düzenlemelere göre her ülkede anti-damping soruşturmalarını yapmakla görevli kuruluşlar vardır. Eğer bir iddia olursa, bu kuruluşlar gerekli incelemeyi ve soruşturmayı yaparak, öne sürülen malların yerli üretici üzerindeki olumsuz etkilerinin gerçekten yabancı ihracatçıların damping uygulamasından mı çıktığını öğrenip, konu hakkında karar verirler ve buna istinaden ilgili ülkeye anti-damping veya telafi edici vergi koyma hakkı verilmesini sağlarlar.

*Pek tabii ki böyle ucu açık bir düzenlemenin ne kadar objektif biçimde yapıldığını ve bu vergilerin yalnızca söz konusu durumlarda mı kullandığı yeterli denetime sahip değildir. Yalnızca son Uruguay görüşmelerinde bu konuda daha açık tanımlamalar ve açıklamalar yapma yoluna gidilmiştir.

29 Aralık 2010 Çarşamba

Damping'e Karşı Koruma

Gümrük tarifelerinin konulmasını gerektiren bir başka neden olarak, yabancı üreticilerin yaptığı damping'e karşı yerli üreticinin korunması gösterilebilir.

Damping kısaca, bir ülkenin ihracatı özendiren politikaları neticesinde söz konusu malda oldukça düşük maliyetlerle üretim yapabilme olanağına sahip olmasıdır. Bunun sonucu olarak, sözkonusu malı üreten yerli üreticilerin bu yabancı rekabet ile başa çıkması imkansız olur.

Hemen hemen tüm ülkelerde yasalarla dampingin önlenmesi amacıyla anti-damping vergilerinin konulması düzenlenmektedir.