kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2016 Çarşamba

30 yaşına gelmeden yapılması gerekenler

1. En Azından 1 Sene Yalnız Başına Yaşamalı

Yalnız başına yaşamanın nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmek açısından önemli bir süreçtir. Tek başına hayatını devam ettirebilmek kişinin kendini kanıtlaması anlamına gelmektedir. Tüm bunların yanında yaşamın ilerleyen sürecine girerken bu dönem size gerçek özel yaşam alanı ve kendi kendine kendinle ilgili konuşmalar yapma fırsatı verecektir.

2. Bir Şeyler Üretmeyi Öğrenmeli

Bu konu en basitinden en gelişmişine kadar her şey olabilir. İşsiz kaldığınızda sizi gerçekten bir işe yarar hissettirecek bir şeyi öğrenmek insanı oldukça rahatlatan bir durum. Örnek vermek gerekirse, bu birine bir şeyler öğretmek de olabilir, bir şeyler icat etmek bile veyahut sorunları olan insanlara çözümler sunmak.

3. Başarısız Olmalı, Çok Fazla Başarısız Olmalı

Başarısızlık insana bir şeyleri başarmaktan daha çok şey öğretir. Hayatın önceki dönemlerinde bu başarısızlıkları yaşamak insanı hayatın geri kalan döneminde daha güçlü ve sağlam yapacaktır.

4. Alışkanlıklar Oluşturmalı

Günlük yaşamımızın 90% lık kısmı alışkanlıklarımızdan ibarettir. Bu yüzden hayatımızın ilk periyotunda oluşturacağımız alışkanlar ve nitelikleri bizim için çok önemlidir. Dünyaya bakış açımızı ortaya çıkarmak ve bu yönde hedefler belirlemekte bu olayın kritik noktası.

5. Aşık Olmalı

Belki de seni acıtacak ve sonunda kalbini de kırabilecek bir durum. Burada amaç bir şeyler kazanmak değil zaten. Bu maddede anlatmak istediğim, bir kişi çaba ve zaman harcamanın gerçekleştirilmesi. Gerçek bir ilişki bir şeyler için kurulmaz. Aksine bir şeyler verebilmek için kurulmalıdır.

6. Yaptığın İşi Sevmeyi Öğrenmeli

Tüm söylenenlerin aksine bu bir seçimdir, öğrenilebilen bir şeydir. Herkes tarafından söylenen mutlu olduğunuz işi yapın ve başarılı olun safsatalarına inanmıyorsunuzdur umarım. Bunun yerine yaptığınız iş ve olduğunuz durumun keyfini çıkarmamak aslında insanları mutsuz ve başarısız yapan temel etkendir.

7. Samimi Bağlantılar Kurmalı

İnsanlar tanışmak ve onlarla iletişim kurmak hayatımızda bizlere hiç beklemediğimiz kapıları açabilmektedir. Bunu sadece gerçek hayattaki insanlarla iletişim olarak algılamamak gerekir. Özellikle internetin bizlere bu konuda büyük kolaylık sağladığı bir gerçek. Buradaki temel amaç bağlantı kurduğumuz insanları bir grubun parçasıymış gibi görmek ve onlardan öğrenebildiğimiz her şeyi öğrenebilmektedir.

8. Yeterli Sayıda Kitap Okumalı

Kitap okumak insana yeni ufuklar açan bir serüven. Elbette ki bu durum her kitap için geçerli değil, çünkü okuduğumuz şeyin kalitesi tamamen onun ortaya çıkaran yazarın düzeyine bağlıdır. Bu yüzden kaliteli kitaplar okumak bizlere o yazar sayesinde yeni şeyler öğretebilen bir aracı olabilmektedir.

9. Bir Konuda Uzmanlaşmalı

İnsanların çoğu her şeyi bilmek, en kısa zamanda zengin olmak gibi hayallere sahiptir. Fakat gözden kaçırılan bir mesele her şeyi öğreneyim derken aslında hiçbir şeyde yeterli düzeyde (uzmanlık) bilgi sahibi olamamak gerçeğidir. Bu yüzden özellikle 20 li yaşlarda bir konuda uzmanlaşmayı seçmek doğru bir tercih olacaktır.

10. Konumunu Belirlemek ve Bilmek

Senin için neyin önemli olup olmadığını tam olarak bilmelisin ki hayatını bu yönde şekillendirme yoluna gidebilesin. Ayrıca zayıf ve güçlü olduğun yanlarını da öğrenerek kendine uygun olanı yapmayı öğrenmelisin.




8 Eylül 2011 Perşembe

Bireyin Önemi

"Kendine yardım edene Allah da yardım eder" sözü yaşanmış tecrübelerden gelen bir neticenin dışa vurumudur.

Kendi kendine yardım etme isteği, pek çok kişi için gerçek gelişimin tamamlanmasının yanında insanlardaki gayret ve bu maksatla kullanılan kuvvetin kaynağını oluşturmaktadır.

Yalnızca insanın içinden gelen yardım, insanların tam manasıyla kendi kendine yardım etmesini sağlayabilmektedir.

İnsanlar kendi açılarından baktıklarında ne kadar çok başkaları tarafından yönlendirilmeye mahkum edilirse yani bireysellikten uzaklaşırsa, o kadar hayatta yalnız kalmaktadırlar. Bu yalnızlık insanların kendilerini ifade etmekten yoksun bırakılmalarıdır.

En iyi kurumların bile insana gerçek manada bir yardımda bulunmaları söz konusu değildir. Söz konusu kurumların yapabileceği tek şey, insanları kendilerini geliştirmek ve bireysel olarak gelişmek anlamında bireyi özgür bırakmaları olmaktadır.

Ancak, insanlar tarih boyunca ve günümüzde halen huzur ve kişisel gelişimi kendi davranışlarında aramak yerine, bu kurumlarda aramayı tercih etmişlerdir.

En iyi şekilde düzenlenen kanunlar, insanların sadece fikri veya fiziksel olarak emeklerinin karşılığını görmeleri konusunda yardımcı olabilmektedir. Fakat bir kanun ne kadar mükemmel olursa olsun; tembel bir insanı çalışkan, bir müsrif insanı tutumlu ve bir sarhoşu ayık yapamaz. Bu tarz değişimler yalnızca insanın bireysel girişimi ve şahsi fedakarlıkla mümkün olabilmektedir.

Bir devlet bile temelde kendini oluşturan bireylerden oluşmaktadır. Devlet içinde bulundurduğu milletten daha ileri seviyede ise eninde sonunda milletin seviyesine inmeye mecbur olacaktır. Milletin seviyesinden aşağıda olan bir devlet ise, aynı şekilde milletin seviyesine çıkmak zorunda olacaktır.

Bir milletin idare şekli de, halkının cahil veya eğitimli olmasına bağlı olarak belirlenmektedir. "Herkes hakkettiği şekilde yönetilir" sözü bu durumu ifade eden güzel bir sözdür.

Medeniyet de kendisini oluşturan insanların tümünün erkek, kadın ve çocukların bireysel gelişimlerinden başka bir şey değildir.

Bir milletin ilerlemesi veya gerilemesi, bireylerin hangi yönde değişim gösterme eğiliminde olmalarına bağlı olmaktadır. Toplumların yükselmesi için kanunları değiştirmek, kurumları düzenlemek yeterli değildir. Söz konusu gelişim, insanların kendilerini ıslah etmeleri ve yetiştirmeleri için onlara ne kadar fırsat verildiğine bağlı olmaktadır.

Sosyal çöküntüler, insanların kötü hayatının topluma yansıması olmaktadır. Her ne kadar devletler bu çöküntüleri kanun yoluyla yoketmeye çalışsa da, bireysel hayat ve karakterler düzeltilmedikçe bu sosyal çöküntüler değişik formlarda tekrar filizlenirler.

En büyük köle bir despot tarafından yönetilen değil, kendi manevi cehaletinin, çıkarcılığın ve ahlaksızlığın esiri olan insanlardır. Özgürlük sadece devlete dayandıkça ne kadar değişiklik yapılırsa yapılsın bir hayal perdesinin şekillerinin yer değiştirmesinden farklı olmayacaktır. Bu yüzden özgürlüğün temelleri bireyin karakteri üzerine dayanmalıdır. Bu durum aynı zamanda sosyal güvenlik ve milli gelişimin de anahtarı olmaktadır.