6 Mart 2017 Pazartesi
5 Mart 2017 Pazar
yurtdışından gelirken kaç şişe alkol getirebilirim
havalar mis bahar geldi belki de.. yakında okullar kapanıp yurt dışındaki vatandaşlarımız izinleri alıp ülkemize akmaya başlayacaklar bu sene de.. gümrükten geçerken neyi yanımızda getirebiliriz sorusuna bir kez daha cevap verelim o halde,
öncelikle konunun içinde olan biri olarak benden naçizane tavsiyeler
-gümrük memurlarıyla fazla getirdiğiniz eşyalar için tartışmamanız sizin yararınıza olur.. en güzeli yurt dışındayken oranın personeline nasıl davranıyorsanız aynı kibarlıkla davranmanız
-bi derdiniz ya da itirazınız mı var sakince söyleyin, talep edin.. unutmayın ki onlar da insan ve yakınlarınıza getirdiğiniz 1 kilo fazla çikolatayı sorun etmezler yeter ki kibarlığı koruyun
-trafik polisleri trafikte herkesi durdurmuyorsa gümrük memuru da sizi durdurmayabilir ya da o günün şanssızı siz olabilirsiniz. bu yüzden "neden ben" diye sorgulamayın
-"daha önce de ben bundan şu kadar getirmiştim kimse bir şey demedi" demek sizi haklı çıkarmaz unutmayın ki kırmızı ışıktan defalarca geçersiniz ama her seferinde ceza yemezsiniz
-en önemlisi olur olmadık yerlerde sigara yakmayın.. yurt dışından geldiği için apronda sigara içmeye çalışanları ve bunu kendinde hak görenleri gördü bu gözler.. havalimanı kuralları her havalimanında geçerli, frankfurt'ta nasıl davranıyorsanız istanbul'da da öyle davranın..
sevgiler..
A) TÜKETİM MADDELERİ | |
a) TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİ | |
1- Sigaralar | 400 adet |
2- Sigarillolar (her biri 3 gr.dan ağır olmayan purolar) | 100 adet |
3- Puro | 50 adet |
4- Kıyılmış tütün (200 yaprak sigara kağıdı ile) | 250 gr. |
5- Pipo tütünü | 250 gr. |
b) ALKOLLÜ ÜRÜNLER | |
1- Alkol derecesi % 22’yi geçen alkol ve alkollü içkiler | 1 lt. |
2- Alkol derecesi % 22’yi geçmeyen alkol ve alkollü içkiler | 2 lt. |
c) KOZMETİK ÜRÜNLER | |
En fazla 120 ml.lik şişeler içinde beş adet kolonya, lavanta, parfüm, esans veya losyon | |
ç) GIDA ÜRÜNLERİ | |
1- Çay | 1 kg. |
2- Çözülebilir hazır kahve | 1 kg. |
3- Kahve | 1 kg. |
4- Çikolata | 1 kg. |
5- Şekerden mamul yiyecek | 1 kg. |
B) DİĞER EŞYA | |
a) GİYİM VE YOLCULUK EŞYASI | |
1- Yolcunun giyinip kuşanmasına mahsus eşya | |
2- Yolcunun yaşantısına mahsus eşya ile seyahat eşyası | |
b) ELEKTRONİK /DİJİTAL EŞYA | |
1-LCD veya plazma ayrımı yapılmaksızın bir adet renkli televizyon (55 ekrana [55 ekran dahil] kadar) | |
2- Birer adet video kamera (10 adet boş kaseti ile birlikte) ve fotoğraf makinesi (hafıza kartı veya 5 adet filmi ile birlikte) | |
3- Bir adet GPS yön bulma cihazı | |
4- Bir adet dizüstü bilgisayar ya da PC, aksam ve parçaları (flash bellek, harici hard disk dahil) | |
5- Bir adet radyo veya radyo-teyp | |
6- Her türlü ses ve görüntü kaydedici ve oynatıcı cihazlardan bir adet ile bu cihazlara ait toplam 10 adedi geçmemek üzere üzerine kayıt yapılabilen plak, teyp kaseti, CD, VCD, DVD | |
7- Bir adet kasetli veya oyun kartlı elektronik oyun aleti | |
8- Tv, müzik çalar, video oynatabilme özelliğine sahip olanlar dahil olmak üzere GSM-Cep telefonu (yabancı misyon mensupları hariç iki takvim yılında 1 adet) | |
c) MÜZİK ALETLERİ | |
Elde taşınabilir müzik aletlerinden birer adet olmak üzere en çok 3 adet | |
ç) SPOR VE OYUN ALETLERİ | |
1- Bir adet kamp çadırı | |
2- Bir adet dalgıç takımı | |
3- Bir adet motorsuz şişirme bot | |
4- Bir adet yelken tertibatlı sörf | |
5- Bir çift yüzme paleti | |
6- Golf malzemesi (golf aracı hariç) | |
7- Yolcunun tek başına kullanabileceği özelliğe sahip birer adet olmak üzere spor yapmasına mahsus diğer spor alet ve giysileri (paraşüt ve kayak takımı dahil, deniz motosikleti ve motorlu deniz kızağı hariç) | |
d) SAĞLIK CİHAZLARI | |
1- Hasta yolcuya ait yatak | |
2- Maluller için hareket ettirici tertibatı bulunan motorlu, motorsuz koltuk | |
3- Şahsi tedavide kullanılan ilaçlar | |
4- Kişinin kullanımına mahsus tıbbi cihazlar | |
5- Gaz maskesi, koruyucu elbise | |
e) MUTFAK EŞYASI | |
Yolculuk esnasında kullanılacak mutfak aletleri ile birer adet olmak üzere küçük ev aletleri | |
f) DİĞERLERİ | |
1- Hac ve umreden gelen yolcuların beraberlerinde getirecekleri veya posta veya kargo yoluyla gönderecekleri, Müsteşarlık ile Diyanet İşleri Başkanlığınca belirlenecek miktarda hurma ve zemzem suyu | |
2- Çocuk yolcuya mahsus bir adet çocuk arabası | |
3- Çocuk yolcuya mahsus oyuncaklar | |
4- Bir adet ütü | |
5- Bir adet bisiklet | |
6- Bir adet el dürbünü (gece görüş dürbün ve gözlükleri ile gece görüş keskin nişancı dürbünleri hariç) | |
7- Araçla birlikte yolculuk halinde, aracın kendisine ve sürücüsünün kullanımına mahsus diğer alet ve cihazlar ( Akü şarj cihazı, akü ile çalışan otomobil süpürgesi, akü ile çalışan buzluk vb.) | |
8- Kişisel kullanıma mahsus kitap veya benzeri basılı yayın | |
9- Yolcunun beraberinde olmak kayıt ve şartıyla evcil hayvanlardan toplam 2 adet veya 10 adet akvaryum balığı (veteriner sağlık raporu, orijin ve aşı belgesi ile varsa kimlik ve eşgal belgesi ibrazı şartı ve veteriner kontrolü kaydıyla) | |
7 Eylül 2016 Çarşamba
30 yaşına gelmeden yapılması gerekenler
1. En Azından 1 Sene Yalnız Başına Yaşamalı
Yalnız başına yaşamanın nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmek açısından önemli bir süreçtir. Tek başına hayatını devam ettirebilmek kişinin kendini kanıtlaması anlamına gelmektedir. Tüm bunların yanında yaşamın ilerleyen sürecine girerken bu dönem size gerçek özel yaşam alanı ve kendi kendine kendinle ilgili konuşmalar yapma fırsatı verecektir.
2. Bir Şeyler Üretmeyi Öğrenmeli
Bu konu en basitinden en gelişmişine kadar her şey olabilir. İşsiz kaldığınızda sizi gerçekten bir işe yarar hissettirecek bir şeyi öğrenmek insanı oldukça rahatlatan bir durum. Örnek vermek gerekirse, bu birine bir şeyler öğretmek de olabilir, bir şeyler icat etmek bile veyahut sorunları olan insanlara çözümler sunmak.
3. Başarısız Olmalı, Çok Fazla Başarısız Olmalı
Başarısızlık insana bir şeyleri başarmaktan daha çok şey öğretir. Hayatın önceki dönemlerinde bu başarısızlıkları yaşamak insanı hayatın geri kalan döneminde daha güçlü ve sağlam yapacaktır.
4. Alışkanlıklar Oluşturmalı
Günlük yaşamımızın 90% lık kısmı alışkanlıklarımızdan ibarettir. Bu yüzden hayatımızın ilk periyotunda oluşturacağımız alışkanlar ve nitelikleri bizim için çok önemlidir. Dünyaya bakış açımızı ortaya çıkarmak ve bu yönde hedefler belirlemekte bu olayın kritik noktası.
5. Aşık Olmalı
Belki de seni acıtacak ve sonunda kalbini de kırabilecek bir durum. Burada amaç bir şeyler kazanmak değil zaten. Bu maddede anlatmak istediğim, bir kişi çaba ve zaman harcamanın gerçekleştirilmesi. Gerçek bir ilişki bir şeyler için kurulmaz. Aksine bir şeyler verebilmek için kurulmalıdır.
6. Yaptığın İşi Sevmeyi Öğrenmeli
Tüm söylenenlerin aksine bu bir seçimdir, öğrenilebilen bir şeydir. Herkes tarafından söylenen mutlu olduğunuz işi yapın ve başarılı olun safsatalarına inanmıyorsunuzdur umarım. Bunun yerine yaptığınız iş ve olduğunuz durumun keyfini çıkarmamak aslında insanları mutsuz ve başarısız yapan temel etkendir.
7. Samimi Bağlantılar Kurmalı
İnsanlar tanışmak ve onlarla iletişim kurmak hayatımızda bizlere hiç beklemediğimiz kapıları açabilmektedir. Bunu sadece gerçek hayattaki insanlarla iletişim olarak algılamamak gerekir. Özellikle internetin bizlere bu konuda büyük kolaylık sağladığı bir gerçek. Buradaki temel amaç bağlantı kurduğumuz insanları bir grubun parçasıymış gibi görmek ve onlardan öğrenebildiğimiz her şeyi öğrenebilmektedir.
8. Yeterli Sayıda Kitap Okumalı
Kitap okumak insana yeni ufuklar açan bir serüven. Elbette ki bu durum her kitap için geçerli değil, çünkü okuduğumuz şeyin kalitesi tamamen onun ortaya çıkaran yazarın düzeyine bağlıdır. Bu yüzden kaliteli kitaplar okumak bizlere o yazar sayesinde yeni şeyler öğretebilen bir aracı olabilmektedir.
9. Bir Konuda Uzmanlaşmalı
İnsanların çoğu her şeyi bilmek, en kısa zamanda zengin olmak gibi hayallere sahiptir. Fakat gözden kaçırılan bir mesele her şeyi öğreneyim derken aslında hiçbir şeyde yeterli düzeyde (uzmanlık) bilgi sahibi olamamak gerçeğidir. Bu yüzden özellikle 20 li yaşlarda bir konuda uzmanlaşmayı seçmek doğru bir tercih olacaktır.
10. Konumunu Belirlemek ve Bilmek
Senin için neyin önemli olup olmadığını tam olarak bilmelisin ki hayatını bu yönde şekillendirme yoluna gidebilesin. Ayrıca zayıf ve güçlü olduğun yanlarını da öğrenerek kendine uygun olanı yapmayı öğrenmelisin.
Yalnız başına yaşamanın nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmek açısından önemli bir süreçtir. Tek başına hayatını devam ettirebilmek kişinin kendini kanıtlaması anlamına gelmektedir. Tüm bunların yanında yaşamın ilerleyen sürecine girerken bu dönem size gerçek özel yaşam alanı ve kendi kendine kendinle ilgili konuşmalar yapma fırsatı verecektir.
2. Bir Şeyler Üretmeyi Öğrenmeli
Bu konu en basitinden en gelişmişine kadar her şey olabilir. İşsiz kaldığınızda sizi gerçekten bir işe yarar hissettirecek bir şeyi öğrenmek insanı oldukça rahatlatan bir durum. Örnek vermek gerekirse, bu birine bir şeyler öğretmek de olabilir, bir şeyler icat etmek bile veyahut sorunları olan insanlara çözümler sunmak.
3. Başarısız Olmalı, Çok Fazla Başarısız Olmalı
Başarısızlık insana bir şeyleri başarmaktan daha çok şey öğretir. Hayatın önceki dönemlerinde bu başarısızlıkları yaşamak insanı hayatın geri kalan döneminde daha güçlü ve sağlam yapacaktır.
4. Alışkanlıklar Oluşturmalı
Günlük yaşamımızın 90% lık kısmı alışkanlıklarımızdan ibarettir. Bu yüzden hayatımızın ilk periyotunda oluşturacağımız alışkanlar ve nitelikleri bizim için çok önemlidir. Dünyaya bakış açımızı ortaya çıkarmak ve bu yönde hedefler belirlemekte bu olayın kritik noktası.
5. Aşık Olmalı
Belki de seni acıtacak ve sonunda kalbini de kırabilecek bir durum. Burada amaç bir şeyler kazanmak değil zaten. Bu maddede anlatmak istediğim, bir kişi çaba ve zaman harcamanın gerçekleştirilmesi. Gerçek bir ilişki bir şeyler için kurulmaz. Aksine bir şeyler verebilmek için kurulmalıdır.
6. Yaptığın İşi Sevmeyi Öğrenmeli
Tüm söylenenlerin aksine bu bir seçimdir, öğrenilebilen bir şeydir. Herkes tarafından söylenen mutlu olduğunuz işi yapın ve başarılı olun safsatalarına inanmıyorsunuzdur umarım. Bunun yerine yaptığınız iş ve olduğunuz durumun keyfini çıkarmamak aslında insanları mutsuz ve başarısız yapan temel etkendir.
7. Samimi Bağlantılar Kurmalı
İnsanlar tanışmak ve onlarla iletişim kurmak hayatımızda bizlere hiç beklemediğimiz kapıları açabilmektedir. Bunu sadece gerçek hayattaki insanlarla iletişim olarak algılamamak gerekir. Özellikle internetin bizlere bu konuda büyük kolaylık sağladığı bir gerçek. Buradaki temel amaç bağlantı kurduğumuz insanları bir grubun parçasıymış gibi görmek ve onlardan öğrenebildiğimiz her şeyi öğrenebilmektedir.
8. Yeterli Sayıda Kitap Okumalı
Kitap okumak insana yeni ufuklar açan bir serüven. Elbette ki bu durum her kitap için geçerli değil, çünkü okuduğumuz şeyin kalitesi tamamen onun ortaya çıkaran yazarın düzeyine bağlıdır. Bu yüzden kaliteli kitaplar okumak bizlere o yazar sayesinde yeni şeyler öğretebilen bir aracı olabilmektedir.
9. Bir Konuda Uzmanlaşmalı
İnsanların çoğu her şeyi bilmek, en kısa zamanda zengin olmak gibi hayallere sahiptir. Fakat gözden kaçırılan bir mesele her şeyi öğreneyim derken aslında hiçbir şeyde yeterli düzeyde (uzmanlık) bilgi sahibi olamamak gerçeğidir. Bu yüzden özellikle 20 li yaşlarda bir konuda uzmanlaşmayı seçmek doğru bir tercih olacaktır.
10. Konumunu Belirlemek ve Bilmek
Senin için neyin önemli olup olmadığını tam olarak bilmelisin ki hayatını bu yönde şekillendirme yoluna gidebilesin. Ayrıca zayıf ve güçlü olduğun yanlarını da öğrenerek kendine uygun olanı yapmayı öğrenmelisin.
13 Temmuz 2016 Çarşamba
Ekran Görüntüsü Alma
Bilgisayar ekranınızda görüntülenenlere ait bir ekran görüntüsü almak istediğiniz zaman, aşağıdaki adımları uygulamanız gerekmektedir.
- Öncelikle bilgisayar ekranınızı görüntünün alınmasını istediğiniz şekilde ayarlayın.
- Görüntüyü yakalamak için Windows Pencere tuşuna ve PrintScreen (PrtScr) tuşuna birlikte basınız.
Bu sayede ekran görüntüsü panoya kopyalanır ve Resimler Klasöründeki Ekran Görüntüleri klasörüne kaydedilir. (WINDOWS 8 için)
WINDOWS 7 ve öncesi için yukarıdaki işlemleri, ekran görüntüsünü PrtScr tuşuyla panoya kopyaladıktan sonra bilgisayarınızın sol alt köşesindeki Microsoft Penceresi simgesinden Donatılar başlığı altındaki Paint programını açarak (veya arama satırına paint yazarak) boş çalışma sayfası üzerine yapıştırarak yapabilirsiniz.
27 Mart 2016 Pazar
Hangi Mevsimde Ne Yenir?
OCAK
Brüksel Lahanası, Lahana, Brokoli, Pırasa, Kereviz, Elma, Armut, Ayva, Greyfurt, Portakal, Limon, Muz, Nar, Pazı, Semizotu, Turp, (Uskumru, Hamsi, Palamut, Çipura, Tekir)
ŞUBAT
Pırasa, Kırmızı turp, Portakal, Elma, Mandalina, Muz, Kereviz, Pazı, Çağla, Kuşkonmaz, Fındık, Turp, Roka, Kestane, Soğan, Lahana, Kırmızı Pancar (Tekir, Çipura, İstavrit, Somon)
MART
Pancar, Limon, Kuşkonmaz, Turp, Bakla, Bebe Havucu, Çilek, Barbunya, Karnabahar, Pırasa, Mandalina, Ispanak, (Kefal, Levrek, Tekir)
NİSAN
Enginar, Havuç, Bezelye, Çağla, Bebe Havucu, Domates, Kiraz, Enginar, Dolmalık Biber, Lahana, Brokoli, Kereviz, Yeşil Erik, Çağla, Badem, Taze Soğan, Taze Sarımsak, Bakla, Isırgan, Deniz Börülcesi, Hindiba, (Levrek, Kılıç, Barbunya)
MAYIS
Çilek, Yeni Dünya, Böğürtlen, Patlıcan, Domates, Arpacık Soğanı, Erik, Barbunya, Marul, Kiraz, Karpuz, Bebe havucu, Beyaz Kuşkonmaz, Taze Soğan, Taze Sarımsak, Bakla, Enginar, (Levrek, Tekir, Kırlangıç)
HAZİRAN
Enginar, Taze Patates, Marul, Taze Fasulye, Sivri Biber, Dolmalık Biber, Bamya, Vişne, Şeftali, Tatlı, Mısır, Mürdüm Eriği, Salatalık, Can Eriği, Çilek, Havuç, Yeni Dünya, Kiraz, Karadut, Ahududu, Taze Soğan, Taze Sarımsak, (Levrek, Barbunya, Tekir)
TEMMUZ
Kiraz, Vişne, Karpuz, Kayısı, Şeftali, Taze Sarımsak, Mısır, Kavun, Üzüm, Böğürtlen, İncir, Taze Ceviz, Dut, Enginar, Bezelye, Marul, Kırmızı Erik, Taze Soğan, Taze Sarımsak, Kuzu Ispanak, Taze Fasulye, Bezelye, Kabak, Domates, Patlıcan, Barbunya, Çarliston Biber, (Sardalya, Tekir)
AĞUSTOS
Mürdüm Eriği, Üzüm, Kayısı, Şeftali, Vişne, Bamya, Dut, İç Bakla, Taze Ceviz, İncir, Taze Fındık, Göbek Salata, Kiraz, Kabak, Taze Fasulye, Sivri Biber, Domates, Patlıcan, Barbunya, Salatalık, (Sardalya, Mercan, İzmarit)
EYLÜL
Taze Ceviz, Taze Fındık, Antep Fıstığı, Elma, Zeytin, Böğürtlen, Kızılcık, Bamya, Kestane, Pırasa, Nar, Karnabahar, Ayva, Domates, Bamya, Börülce, Karpuz, Salatalık, Domates, Patlıcan, Çarliston Biber, Havuç, Mantar, (Sardalya, Palamut, Lüfer)
EKİM
Armut, Pırasa, Karnabahar, Nar, Elma, Kereviz, Ispanak, Lahana, Mandalina, Taze Ceviz, Kabak, Biber, İncir, Patlıcan, Üzüm, Elma, Zeytin, Böğürtlen, Ceviz, Armut, Domates, Biber, Mantar, Turp, (Palamut, Lüfer, İstavrit, Hamsi, Sardalya)
KASIM
Elma, Zeytin, Ceviz, Nar, Ayva, Havuç, Pırasa, Lahana, Portakal, Mandalina, Ayva, Balkabağı, Brüksel Lahanası, Fındık Turbu, Kara Lahana, Kereviz, (Palamut, Lüfer, İstavrit, Hamsi, Sardalya)
ARALIK
Elma, Nar, Armut, Ayva, Portakal, Greyfurt, Kestane, Balkabağı, Pazı, Pırasa, Kereviz, Armut, Roka, Karnabahar, Bal Kabağı, Kırmızı Pancar, Yer Elması, (Uskumru, Palamut, Lüfer, Hamsi, Çipura)
*Dere Otu, Marul, Maydanoz, Roka, Nane gibi sebzeler dört mevsim yetişmektedir.
20 Aralık 2015 Pazar
Geçmişten Geleceğe Bir Kısır Döngü
Tarih boyunca dünya üzerinde yaşayan tüm toplumlar hayali bir hiyerarşi üzerine kurulu olarak bir düzen kurmuşlardır. Bu hiyerarşi özetle, toplumda yaşayan insanların genel olarak sınıflandırılması demektir. Günümüze kadar çok çeşitli örneklerini tarihsel süreç içerisinde görmek mümkündür. Örneğin Hint toplumu insanları kast sistemine göre sınıflarken, Amerikan toplumu insanları ırklarına göre sıralamıştır. Çoğu durumda bu hiyerarşik düzenler kazara ortaya çıkmış, kendilerine avantaj sağlayan gruplar tarafından nesiller boyu gelişerek kalıcı hale gelmişlerdir.
Hindu kast sisteminin İndo-Aryan halkların üç bin yıl önce Hint topraklarını işgal edip, yerel halkı boyunduruğu altına aldığında ortaya çıktığı kabul edilir. İşgalciler katmanlı bir toplum oluşturarak, toplumdaki üst konumları ele geçirmişler (rahipler ve savaşçılar), yerel halk ise kölelik ve hizmetkarlık sınıfına layık görülmüştü. Sayıca az oldukları için, ayrıcalıkları konumlarını ve kendilerine özgü kimliklerini kaybetmekten korkmuşlardı kim bilir? Bu tehlikeyi ortadan kaldırmak veya ertelemek için halkı kastlara bölerek, her birinin toplumda farklı bir role sahip olmasını sağladılar ve kastların birbirleriyle karışmasını yasakladılar. Elbette ki o dönemde yöneticiler, kast sisteminin tesadüfi bir tarihsel gelişim olduğunu değil aksine ebedi kozmik biri gerçeklik olduğunu ileri sürdüler.
Modern Amerika'daki ırk hiyerarşisini sürdüren şey de benzer bir kısır döngü dür. Avrupalı kaşifler 16 yy dan 18 yüzyıla dek, milyonlarca Afrikalı köleyi madenlerde ve çiftliklerde çalıştırmak üzere Amerika'ya getirdi. Bu köleleri Avrupa veya Doğu Asya'dan getirme kararı üç temel etkene dayanıyordu. Birincisi, Afrika daha yakındı. İkincisi Afrika'da mevcut bir köle ticareti sistemi vardı. Üçüncüsü ise yeni keşfedilen yerlerde sarıhumma ve sıtma gibi hastalıklar kol geziyordu ve Afrikalılar nesilden nesile bu hastalıklara kısmen bağışıklık kazanmıştır. Elbette ki bunu kimse ekonomik açıdan seçilen bir gerçek olarak anlatmadı. Dini ve bilimsel mitler bu ayrımları haklı göstermek her zaman olduğu gibi ortaya sürülmüştü. Hristiyan ilahiyatçılar, Afrikalıların Ham'ın soyundan geldiğini ve babası Nuh'un Ham'ı, çocuklarını köle yaparak lanetlediğini anlattılar. Biyologlar da siyahilerin beyazlardan daha aptal olduğunu ve ahlaklarının daha az geliştiğini ileri sürdüler.
Kölelik kaldırıldıktan sonra, insanların zamanla, bu toplumsal damgaların olgulara değil, mitlere dayandığını anlayacağını dolayısıyla siyahilerin zamanla kendilerinin becerikli, kurallara uyan ve temiz insanlar olduğunu kanıtlayacağını düşünmek mantıklı bir görüştür. Oysa gerçekte bunun tam tersi bir durum söz konusu oldu. Mevcut önyargılar zaman geçtikçe daha da derinlere kazındı. Tüm iyi işler beyazlar tarafından kapılmış olduğu için, siyahilerin düşük seviyede olduğuna inanmak daha kolay hale geldi. Ortalama bakış açısı; "Bakın, siyahiler nesiller boyu özgür olmalarına rağmen, yine de neredeyse hiç siyahi profesör, avukat ve doktor yok. Bu onların daha tembel ve daha geri zekalı olduklarının bir kanıtı değil midir?" Kısır döngü böylelikle devam etti.
Çoğu toplum kendi yaşadıkları dönemde kendi toplumsal sınıflandırmalarının adil ve doğal olduğunu, buna karşılık diğer toplumların yanlış ve gülünç bir takım kıstaslar üzerine kurulduğunu ileri sürmüştür. Modern toplumlarda artık ırkçılığın değerini yitirmesi sonrasında, ırk sınıflandırması fikriyle dalga geçilmektedir. Siyahilerin beyazların mahallesinde yaşamasını, beyazların okullarında okumasını veya beyazların hastanelerinde tedavi görmesini engelleyen herhangi bir düzenleme olması herkesin tepkisi çekecektir. Ancak, zenginlerin diğerlerinden ayrı ve daha lüks mahallelerde yaşamalarını, yine ayrı ve daha prestijli okullarda okumalarını ve diğerlerinden daha iyi donatılmış hastanelerde tedavi görmelerini öngören zengin-fakir arasında hiyerarşi ise pek çok modern toplumda gayet normal olarak görülmektedir. Oysa istisnalar olsa da pek çok zengin insanın zengin bir ailede doğduğu için zengin, pek çok fakirin de fakir bir ailede doğduğu için hayatları boyunca fakir kalacağı bilinen bir gerçektir.
Maalesef karmaşık (belli ölçüde kalabalık) insan toplumları, hayali hiyerarşilere ve adil olmayan ayrımlara ihtiyaç duymaktadır. Elbette ki tüm sınıflandırmalar ahlaken aynı derecede değildi. Yine de araştırmacılar, ayrımcılığı ortadan kaldırmış hiçbir büyük toplum örneği verememektedir. İnsanlar her seferinde toplumsal düzeni, üstünler köleler, siyahiler beyazlar, asilzadeler avamlar veya zenginler ile fakirler olarak çeşitli hayali kategorilere sınıflandırarak sağladılar. Şimdi merak edilmesi gereken asıl soru; acaba gelecekte yaşayacak insanlar bu döneme baktığında nasıl bir düşünceye sahip olacaktır, aynen bizim geçmişe baktığımızda o dönemlerde olanları kabul edilmez gördüğümüz gibi mi yoksa farklı mı?
Kaynak: Sapiens - Yuval Noah Harari
bu yazı söz konusu kitaptan alıntılar içermektedir.
19 Temmuz 2015 Pazar
Orkide
Orkide cinsi bitkiler tüm dünyaya yayılmıştır. Anadolu'da da birçok orkide türü doğal olarak yetişmektedir. Fakat bu orkide türleri çiçekçilerde gördüğümüz orkidelerden farklı olarak küçük çiçekli gösterişsizdir. Herkes tarafından bilinen Sahlep orkide türlerinden biridir.
Ülkemiz çiçek piyasasında bulunan Orkide türü Phalaenopsis olarak adlandırılan Tropikal şartlarda yetişen aşağıdaki resimde gördüğünüz orkidelerdir.
Bitki doğada diğer ağaçların üzerinde veya yosunla dolmuş kaya oyuklarında yaşarlar. Yaprakları etlidir, genellikle karşılıklı en az 2 veya en fazla 6 yaprak şeklinde olur. Küçük cinslerinde 12 cmlik yapraklar, büyük cinslerde 80 cm e kadar çıkabilmektedir. Her mevsim en az bir yaprak bitkinin sağından solundan iki taraflı olarak büyür. İlginç noktalardan biri köklerindeki "klorofil" yapısı ve yaprakların arasında dahi görülebilmesidir.
Bu tür orkidelere en çok Filipinler'de, Endonezya'da görülmektedir. Burada gündüz ısısı 25-35 C gece ısısı 15-25 C olan, büyüme esnasından bol yağışlı ve tüm yıl boyunca yüksek nem olan ortamda yetişmektedir. Genellikle doğrudan güneş ışığı görmeyen aydınlık yerlerde yetişmektedir.
Tüm bunları öğrendikten sonra;
Peki evde orkide yetiştirmenin püf noktaları nelerdir?
Başlangıçta bilinmesi gereken orkidenin yüksek hava nemliliği ve hafif esinti ihtiyacı olduğudur.
1- Havalandırma (SÜREKLİ ESİNTİ)
Orkideler için olmazsa olmaz şartlardan biridir. Yazın pencereyi açarak bu hava akımını sağlayabilirsiniz. 15-30 derece arasında olduğu sürece hava akımının bitkiye zararı yoktur. Fakat bu sıcaklık değerleri altında veya üstünde olan özellikle Kuru hava esintisi bitkiye zarar verebilir. Kışın bu hava akımını yine öncelikle pencere açarak, hava çok kuru soğuksa klima veya gerekirse vantilatör ile sağlayabilirsiniz.
2- Sıcaklık (15-30 C)
Uygun sıcaklık dereceleri daha önce de belirttiğim gibi en az 12-13 C ila 28-30 C arasındadır. Gündüz sıcaklığı 20 C den az olmamalı, Gece ise en az 12 C civarına kadar inmesinde sıkıntı yoktur.
3- Nemlilik (YÜKSEK NEM ORANI)
Diğer bitkilerden farklı olarak orkidelerin belki de en önemli püf noktası budur. Özellikle sıcak günlerde ısı arttıkça havadaki nem oranını da arttırmak gereklidir. Nem oranı artmaz aksine kuru bir ortam olursa bitki yavaş yavaş kuruyacaktır. Bunu örneklemek gerekirse bitki 25 C derecede 60% nem yeterken 30 C derecede 70-75% orana ihtiyaç duymaktadır. Bu doğal ortamı bulunduğu iklim gereği sağlayamayan kişiler için bir tavsiyem olacak.
Orkide saksının altına genişçe bir saksı kabı alıp onu çakıl taşları ile doldurun ve bu çakıl taşlarının seviyesine kadar su doldurun. Orkide saksını da bu taşların üzerine koyun. Saksının alt deliklerinden hava alması atlanmaması gereken önemli bir noktadır. Bu çakıl taşları sıcak ortamda üzerindeki suyu buharlaştırarak, havanın nemlenmesini sağlayıp bitkiye istediği ortamı sağlayacaktır.
Hava yüksek nemli olmazsa tomurcukların açmadan dökülmesi ve çiçeklerin çabuk solması sorunları yaşanır. (Orkide tomurcukların açmadan dökülmesi sorunu)
4- Işık (FİLTRELİ AYDINLIK)
Orkide de her bitki gibi ışığa ihtiyaç duyar, fakat bilinmesi gereken nokta doğrudan güneş ışığının orkide için gerekli değildir. Diğer yandan bitkinin hiç güneş görmeyen bir yere konulmaması gerekir. Aksine perde ile filtrelenmiş belli oranda güneş ışığı bitkinin gelişimi için oldukça önemlidir. Bu şekilde gelecek güneş ışığı günde 3-4 saat olursa gayet yeterli olacaktır.
Orkidenin güneş ışığına ihtiyacını yapraklarına bakarak anlayabilirsiniz. Eğer yapraklar çok koyu renk ise güneş ışığı eksikliği olduğunu, çok açık renk ise güneş ışığı fazlalığının olduğunu söyleyebiliriz.
Kış güneş ışığı anlamında nasıl atlatılmalı?
Orkide bütün yıl boyunca gelişmeye çiçeklenmeye devam eder. Fakat daha güçlü bir şekilde gelişim sağlayabilmesi için kış döneminde dinlendirilmesi lazımdır. Bu dinlenme dönemi Kasım ayından Şubat ayına kadar olan süreçte gerçekleştirilmelidir. İklimin ılıman olduğu yerlerde, evlerin güney cephesinde (kuzey rüzgarlarından kaçınarak) özellikle gündüzleri dış ortamda doğrudan hava ile temas edebileceği yerlerde tutulması daha güçlü bir şekilde yeni sezona hazırlanmasını sağlar.
5- Toprak (ÖZEL AĞAÇ KABUKLARI ve TAŞLI)
Orkideler bildiğimiz toprakta yaşayamaz. Bunun sebebi köklerinin çok iyi hava alması gerekliliğidir. Tabi ki bu istenen hava olabildiğince nemli olmalıdır. Bu nedenle toprak niyetine köknar ve fıstık çamı ağacı kabukları işlemden geçirilmiş parçalanmış olarak kullanılmaktadır. Ayrıca belli oranda yosunda suyu emerek sünger gibi davranarak orkidenin ihtiyaç duyduğu ortamı sağlamaktadır.
Toprak değişiminde önemli püf noktalarına bakacak olursak, orkide için özel satılan topraklardan almak zorundasınız. Ayrıca bitkiyi ev içinde yetiştirmenin bir sonucu olarak Orkide için gereken hava akımını sağlamak zor oluyor. Bu hava akımını kolaylaştırmak için söz konusu özel toprak bile yeterli olamayabiliyor. Bu nedenle söz konusu toprağa 1/4 oranında ponza taşı ekleyebilirsiniz. Ayrıca aldığınız toprağı hava akımını kesmemesi için saksıya koymadan önce elemeniz bitki için faydalı olacaktır.
6 - Saksı (ŞEFFAF SAKSI)
Orkideler herkesin bildiği üzere tam şeffaf plastik saksılarda yetiştirilir. Bunun nedeni de yazının başında belirttiğimiz üzere ana vatanlarındaki yaşam ortamı gereğidir. Çünkü bu çiçekler ağaçların üzerinde, kökleri tamamen açıkta yaşarlar. Bahsettiğimiz gibi köklerinde klorofil bulunur ve yeşil renkte olabilirler. Bu yüzden köklerde aydınlıkta olmalı ve hava almalıdır.
Her yerde görülen saksılardan farklı olarak eğer yeterli nemli ortamı sağlayabileceğinizi düşünüyorsanız, saksınızın altında olduğu gibi yanlarında da çift taraflı iki yarık bulunması kökler için faydalı olacaktır. Bu yarıkların diğer bir faydası da köklerin sürekli suda kalmamasını sağlayarak ve bitkinin çürümesini engellemesidir.
7- Sulama (ILIK SU)
Sulama yapılacak su oda sıcaklığında olmalıdır. Mümkünse sulama suyu iki gün dinlendirilmiş, kloru uçmuş, tortusu dibe çökmüş arındırılmış olmalıdır. Orkidenin sulama sıklığı bulunduğu ortama ve şartlara göre değişebilir. Önemli olan nokta; saksıda nemliliğin hissedilmesi ama ıslaklığın hissedilmemesidir. Dökülen su, bitkinin köklerini iyice yıkayarak süzülüp gitmelidir, ayrıca geçirgen yapısı gereği kaptaki su taşma ihtimaline karşı lavaboda sulanması iyi olacaktır.
Ekstra Not: Sıcak günlerde yapraklara da ılık su püskürtmeniz bitki için faydalı olacaktır. Fakat bitkinin üzerinde su kalmayacağından emin olunuz.
8- Besleme
Sağlıklı gelişim ve çiçeklenme için bitkiyi besleme önemlidir. Diğer bitkilerden farklı olarak orkide buna ihtiyaç duyar çünkü yaşadığı özel toprak yapısı gereği besin değerine sahip değildir. Orkideler için hazırlanmış özel besinlerden alabilirsiniz. Potasyum, Fosfat, Azot ve Demir bileşiklerini içeren sıvılar işinizi görecektir. Sulama suyuna karıştırarak verilmesi tavsiye edilir. Sulama da olduğu bitkiyi beslemek için de en iyi zaman öğleden sonradır.
Not: Yaprakların da beslenmesi gereklidir. Fısfıs yaparak yapraklara söz konusu bileşikleri içeren suyu nemlendirecek kadar sıkabilirsiniz, bunu diğer beslemeden daha sık yapmanız bi sakınca yoktur. Bunun için en iyi zaman günün erken saatleridir.
Orkideler solunca sapı nasıl kesilmelidir?
Sapta dikkatli bakınca göreceğiniz filiz boğumları bulunmaktadır. Onların en kuvvetli görünenlerini sayın, diğerlerini hesaba katmayın.
En Alttan yukarı doğru 3 (üçüncü) boğum yerinin 2-3 cm yukarısından kesin ve kesilen yere TARÇIN sürün.
Sapın altındaki yaprak sağlığını yitirmişse o saptan hayır gelmeyecektir. Yapmanız gereken En dipten 4-5 cm yukarısından kesip sapı atmaktır. Yaz sonundan itibaren birkaç hafta serin esintilere maruz kaldığında eğer söz konusu sağlığı yitirme nedenini ortadan kaldırmışsanız tekrardan çiçek sapı çıkacaktır.
Makas yerine maket bıçağı gibi keskin ve düz hatlı bir kesici daha iyi olacaktır. Kesilen yeri dezenfekte edip (alkol), hemen sonrasında sabah saatlerinde birkaç saat pencereden esinti alacak şekilde bekletmeniz faydalı olacaktır.
Ülkemiz çiçek piyasasında bulunan Orkide türü Phalaenopsis olarak adlandırılan Tropikal şartlarda yetişen aşağıdaki resimde gördüğünüz orkidelerdir.
Bitki doğada diğer ağaçların üzerinde veya yosunla dolmuş kaya oyuklarında yaşarlar. Yaprakları etlidir, genellikle karşılıklı en az 2 veya en fazla 6 yaprak şeklinde olur. Küçük cinslerinde 12 cmlik yapraklar, büyük cinslerde 80 cm e kadar çıkabilmektedir. Her mevsim en az bir yaprak bitkinin sağından solundan iki taraflı olarak büyür. İlginç noktalardan biri köklerindeki "klorofil" yapısı ve yaprakların arasında dahi görülebilmesidir.
Bu tür orkidelere en çok Filipinler'de, Endonezya'da görülmektedir. Burada gündüz ısısı 25-35 C gece ısısı 15-25 C olan, büyüme esnasından bol yağışlı ve tüm yıl boyunca yüksek nem olan ortamda yetişmektedir. Genellikle doğrudan güneş ışığı görmeyen aydınlık yerlerde yetişmektedir.
Tüm bunları öğrendikten sonra;
Peki evde orkide yetiştirmenin püf noktaları nelerdir?
Başlangıçta bilinmesi gereken orkidenin yüksek hava nemliliği ve hafif esinti ihtiyacı olduğudur.
1- Havalandırma (SÜREKLİ ESİNTİ)
Orkideler için olmazsa olmaz şartlardan biridir. Yazın pencereyi açarak bu hava akımını sağlayabilirsiniz. 15-30 derece arasında olduğu sürece hava akımının bitkiye zararı yoktur. Fakat bu sıcaklık değerleri altında veya üstünde olan özellikle Kuru hava esintisi bitkiye zarar verebilir. Kışın bu hava akımını yine öncelikle pencere açarak, hava çok kuru soğuksa klima veya gerekirse vantilatör ile sağlayabilirsiniz.
2- Sıcaklık (15-30 C)
Uygun sıcaklık dereceleri daha önce de belirttiğim gibi en az 12-13 C ila 28-30 C arasındadır. Gündüz sıcaklığı 20 C den az olmamalı, Gece ise en az 12 C civarına kadar inmesinde sıkıntı yoktur.
3- Nemlilik (YÜKSEK NEM ORANI)
Diğer bitkilerden farklı olarak orkidelerin belki de en önemli püf noktası budur. Özellikle sıcak günlerde ısı arttıkça havadaki nem oranını da arttırmak gereklidir. Nem oranı artmaz aksine kuru bir ortam olursa bitki yavaş yavaş kuruyacaktır. Bunu örneklemek gerekirse bitki 25 C derecede 60% nem yeterken 30 C derecede 70-75% orana ihtiyaç duymaktadır. Bu doğal ortamı bulunduğu iklim gereği sağlayamayan kişiler için bir tavsiyem olacak.
Orkide saksının altına genişçe bir saksı kabı alıp onu çakıl taşları ile doldurun ve bu çakıl taşlarının seviyesine kadar su doldurun. Orkide saksını da bu taşların üzerine koyun. Saksının alt deliklerinden hava alması atlanmaması gereken önemli bir noktadır. Bu çakıl taşları sıcak ortamda üzerindeki suyu buharlaştırarak, havanın nemlenmesini sağlayıp bitkiye istediği ortamı sağlayacaktır.
Hava yüksek nemli olmazsa tomurcukların açmadan dökülmesi ve çiçeklerin çabuk solması sorunları yaşanır. (Orkide tomurcukların açmadan dökülmesi sorunu)
4- Işık (FİLTRELİ AYDINLIK)
Orkide de her bitki gibi ışığa ihtiyaç duyar, fakat bilinmesi gereken nokta doğrudan güneş ışığının orkide için gerekli değildir. Diğer yandan bitkinin hiç güneş görmeyen bir yere konulmaması gerekir. Aksine perde ile filtrelenmiş belli oranda güneş ışığı bitkinin gelişimi için oldukça önemlidir. Bu şekilde gelecek güneş ışığı günde 3-4 saat olursa gayet yeterli olacaktır.
Orkidenin güneş ışığına ihtiyacını yapraklarına bakarak anlayabilirsiniz. Eğer yapraklar çok koyu renk ise güneş ışığı eksikliği olduğunu, çok açık renk ise güneş ışığı fazlalığının olduğunu söyleyebiliriz.
Kış güneş ışığı anlamında nasıl atlatılmalı?
Orkide bütün yıl boyunca gelişmeye çiçeklenmeye devam eder. Fakat daha güçlü bir şekilde gelişim sağlayabilmesi için kış döneminde dinlendirilmesi lazımdır. Bu dinlenme dönemi Kasım ayından Şubat ayına kadar olan süreçte gerçekleştirilmelidir. İklimin ılıman olduğu yerlerde, evlerin güney cephesinde (kuzey rüzgarlarından kaçınarak) özellikle gündüzleri dış ortamda doğrudan hava ile temas edebileceği yerlerde tutulması daha güçlü bir şekilde yeni sezona hazırlanmasını sağlar.
5- Toprak (ÖZEL AĞAÇ KABUKLARI ve TAŞLI)
Orkideler bildiğimiz toprakta yaşayamaz. Bunun sebebi köklerinin çok iyi hava alması gerekliliğidir. Tabi ki bu istenen hava olabildiğince nemli olmalıdır. Bu nedenle toprak niyetine köknar ve fıstık çamı ağacı kabukları işlemden geçirilmiş parçalanmış olarak kullanılmaktadır. Ayrıca belli oranda yosunda suyu emerek sünger gibi davranarak orkidenin ihtiyaç duyduğu ortamı sağlamaktadır.
Toprak değişiminde önemli püf noktalarına bakacak olursak, orkide için özel satılan topraklardan almak zorundasınız. Ayrıca bitkiyi ev içinde yetiştirmenin bir sonucu olarak Orkide için gereken hava akımını sağlamak zor oluyor. Bu hava akımını kolaylaştırmak için söz konusu özel toprak bile yeterli olamayabiliyor. Bu nedenle söz konusu toprağa 1/4 oranında ponza taşı ekleyebilirsiniz. Ayrıca aldığınız toprağı hava akımını kesmemesi için saksıya koymadan önce elemeniz bitki için faydalı olacaktır.
6 - Saksı (ŞEFFAF SAKSI)
Orkideler herkesin bildiği üzere tam şeffaf plastik saksılarda yetiştirilir. Bunun nedeni de yazının başında belirttiğimiz üzere ana vatanlarındaki yaşam ortamı gereğidir. Çünkü bu çiçekler ağaçların üzerinde, kökleri tamamen açıkta yaşarlar. Bahsettiğimiz gibi köklerinde klorofil bulunur ve yeşil renkte olabilirler. Bu yüzden köklerde aydınlıkta olmalı ve hava almalıdır.
Her yerde görülen saksılardan farklı olarak eğer yeterli nemli ortamı sağlayabileceğinizi düşünüyorsanız, saksınızın altında olduğu gibi yanlarında da çift taraflı iki yarık bulunması kökler için faydalı olacaktır. Bu yarıkların diğer bir faydası da köklerin sürekli suda kalmamasını sağlayarak ve bitkinin çürümesini engellemesidir.
7- Sulama (ILIK SU)
Sulama yapılacak su oda sıcaklığında olmalıdır. Mümkünse sulama suyu iki gün dinlendirilmiş, kloru uçmuş, tortusu dibe çökmüş arındırılmış olmalıdır. Orkidenin sulama sıklığı bulunduğu ortama ve şartlara göre değişebilir. Önemli olan nokta; saksıda nemliliğin hissedilmesi ama ıslaklığın hissedilmemesidir. Dökülen su, bitkinin köklerini iyice yıkayarak süzülüp gitmelidir, ayrıca geçirgen yapısı gereği kaptaki su taşma ihtimaline karşı lavaboda sulanması iyi olacaktır.
Ekstra Not: Sıcak günlerde yapraklara da ılık su püskürtmeniz bitki için faydalı olacaktır. Fakat bitkinin üzerinde su kalmayacağından emin olunuz.
8- Besleme
Sağlıklı gelişim ve çiçeklenme için bitkiyi besleme önemlidir. Diğer bitkilerden farklı olarak orkide buna ihtiyaç duyar çünkü yaşadığı özel toprak yapısı gereği besin değerine sahip değildir. Orkideler için hazırlanmış özel besinlerden alabilirsiniz. Potasyum, Fosfat, Azot ve Demir bileşiklerini içeren sıvılar işinizi görecektir. Sulama suyuna karıştırarak verilmesi tavsiye edilir. Sulama da olduğu bitkiyi beslemek için de en iyi zaman öğleden sonradır.
Not: Yaprakların da beslenmesi gereklidir. Fısfıs yaparak yapraklara söz konusu bileşikleri içeren suyu nemlendirecek kadar sıkabilirsiniz, bunu diğer beslemeden daha sık yapmanız bi sakınca yoktur. Bunun için en iyi zaman günün erken saatleridir.
Orkideler solunca sapı nasıl kesilmelidir?
Sapta dikkatli bakınca göreceğiniz filiz boğumları bulunmaktadır. Onların en kuvvetli görünenlerini sayın, diğerlerini hesaba katmayın.
En Alttan yukarı doğru 3 (üçüncü) boğum yerinin 2-3 cm yukarısından kesin ve kesilen yere TARÇIN sürün.
Sapın altındaki yaprak sağlığını yitirmişse o saptan hayır gelmeyecektir. Yapmanız gereken En dipten 4-5 cm yukarısından kesip sapı atmaktır. Yaz sonundan itibaren birkaç hafta serin esintilere maruz kaldığında eğer söz konusu sağlığı yitirme nedenini ortadan kaldırmışsanız tekrardan çiçek sapı çıkacaktır.
Makas yerine maket bıçağı gibi keskin ve düz hatlı bir kesici daha iyi olacaktır. Kesilen yeri dezenfekte edip (alkol), hemen sonrasında sabah saatlerinde birkaç saat pencereden esinti alacak şekilde bekletmeniz faydalı olacaktır.
Eğer yetiştirmek istiyorsanız, size gelen bir orkideyi öncelikle şu işkence gördüğü ortamdan kurtarıp yetiştirmeye başlayabilirsiniz
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


