22 Haziran 2015 Pazartesi

Divan

Vezir-i Azam (Sadrazam) : Divana başkanlık yapar.
Vezirler : Bakanlar
Defterdar : Mali işlere bakan
Nişancı : Tuğracı, Özel Kalem
Şeyhülislam : Fetvacı, ulemanın başı
Kazasker : Büyük davalara bakan
Reis-ül Küttap : Dışişlerinden sorumlu
Kaptan-ı Derya : Donanmadan sorumlu
Yeniçeri Ağası : Asayişten sorumlu
Subaşı : Yörelerde güvenlikten sorumlu

Sınırların genişlemesine paralel olarak DEFTERDAR, KAZASKER ve VEZİR sayısı artmıştır.

Şeyhülislam, Reis-ül Küttap ve Kaptan-ı Derya yükselme döneminde divan üyesi olmuştur.

İlmiye: Şeyhülislam, Kazasker, Müderris, Kadılar
Kalemiye: Nişancı, Defterdar, Reis-ül Küttap, Divan Katipleri
Sayfiye: Sadrazam, Kaptan-ı Derya, Beylerbeyi, Sancakbeyi, Yeniçeri Ağası


9 Haziran 2015 Salı

Yurt Dışından Gelen Cep Telefonu Kaydı

Gümrükler Genel Müdürlüğü 31.01.2008 tarih 2981 sayılı yazısı yapılan düzenlemeye göre bir kişiye 2 takvim yılında bir cep telefonu getirebilme hakkı tanınmış, en geç 1 ay içerisinde cihazın kayıt altına alınması zorunluluğu getirilmiştir.

Yurt dışından getirilen telefonlar 60 gün kayıt yaptırılmadan kullanılabilmektedir. 60 gün sonunda kayıt altına alınmayan cihazlar iletişime kapatılmaktadır. (IMEI numarası olan tüm cihazlar tabidir)

Kayıtlar Türk vatandaşları için artık e-devlet üzerinden yapılmaktadır. (pasaport bilgileri, giriş tarihi, IMEI numarası gibi bilgilerin yazılması gerekli)

Öncelikle kayıt hakkı sorgulanmalı ve ardından kullanım harcının yatırılması gerekmektedir. Bu harç bankalara yatırılabilmektedir. (bazı bankaların internet bankacılığında mevcut)
-2015 itibariyle 130 TL








5 Haziran 2015 Cuma

Yurtdışından Valizlerimi Kargo Yapabilir miyim?

Yolcunun yanında getiremediği ve kargo veya posta yoluyla gönderdiği kişisel eşyasını uçuştan 1 ay önce veyahut en fazla uçuştan sonra 3 ay süresince gönderme imkanı bulunmaktadır. Söz konusu eşya hakkında limitler eşyaların yalnızca kişisel kullanıma mahsus eşyalar olmasıdır. Onun dışında kilogram veya kıymet sınırlaması bulunmamaktadır. Kişinin Türkiye’ye giriş yaptığı tarihi ispatlamak amacıyla pasaportu (ülkeye giriş kaşesi mevcut) ile birlikte eşyanın bulunduğu gümrük idaresine başvurması gerekmektedir. Kargo firmasına yapılacak ödemeler göz önünde bulundurularak, onun dışında herhangi vergi ödemesi yapılmadığı bilinmelidir. 

Eğer söz konusu 1 ay önce 3 ay sonra süreler aşılmış olursa, ve bu durum mücbir sebep ve beklenmeyen halden kaynaklandığı eşyanın bulunduğu Gümrük İdaresinin bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğünce tespiti yapıldığında bir defayla sınırlı olmak üzere 3 aylık süre uzatımı verilmesi mümkündür.

Osmanlı Devletinde Kuruluş Dönemi İlkler

Osman Gazi Dönemi
1299 Bağımsız Devlet kuruldu
İlk para basıldı
Düzenli ordu yok

Orhan Gazi Dönemi
İlk Divan (vezirlik makamı)
İlk gümüş para
İlk sürekli ordu
İlk medrese (iznik)
Bursa başkent
Karesioğlu Beyliği katıldı
Donanma sahibi olundu

I. Murat Dönemi
İlk Tımar sistemi
İlk Sadrazamlık
İlk Kazaskerlik
İlk Defterdarlık
Yeniçeri Ocağı kuruldu
İlk Beylerbeyi kuruldu (Rumeli)
Pençik Sistemi
Devşirme Sistemi
İlk Kez Sultan ünvanı

Yıldırım Beyazıt
İlk Tershane
Anadolu Hisarı
Anadolu Beylerbeyi

Fatih Sultan Mehmet
Başkent İstanbul
Toprak bütünlüğü
İmparatorluk geçişi
İlk altın para
Topkapı Sarayı
Şehzadeler sancaklara vali olarak görevlendirmeye başlandı

Enderun (Saray Mektebi)

28 Mayıs 2015 Perşembe

Karahanlılar

840-1212
Kurucu: Bilge Kül Kadir Han

İlk Müslüman Türk Devleti
İlk Türk-İslam Sentezi Eserler
İlk İslam Mimari (Semerkant Medresesi)
İlk Türk Hastanesi (Bimarhane)
İlk Posta Teşkilatı
İlk Kervansaray (Ribat)
İlk Türk-İslam Medrese (Tamgaç Buğra Han Medresesi)
İlk Köprü

İlk yazılı Türk-İslam eserleri
Kaşgarlı Mahmut - Divan-ı Lügat-ı Türk
Yusuf Has Hacip - Kutadgu Bilig
Edip Ahmet - Atabet’ül Hakayık

Ahmet Yesevi - Divan-ı Hikmet

Tarih Temel Bilgiler - Orta Asya

Orta Asya Türk Devletleri

Devlet Yönetimi
Mete Han tarafından kurulmuştur
Federatif bir örgütlenme vardır
Ülke hanedan üyelerinin ortak malıdır
Hanedan üyeleri Kut inancı nedeniyle yönetme yetkisine sahiptir
Veraset sistemi yoktu
Kurultay vardı Danışma Meclisi
Toygun, kurultaya katılan devleti yöneten kişiler
Kurultay Üyeleri
Hakan, Hatun, Yabgu, Boy Beyleri, Hanedan üyeleri (Tigin, Tekin, Şad),
Hükümet üyeleri (Aygucı - Başbakan, Ağılığ - Hazine Bakanı, Tarkan - Askeri Yönetici, Buyruk - Bakan, Apa-Sivil Yönetici, Tamgacı-Dışişleri Bakanı, Tudun-Vali, Yargucu-Yargıç, Bitikçi-Katip)

Ordu
Atlı ve hareketli bir ordu yapısı
Ordu-Millet anlayışı var
Onluk sisteme göre düzenlenmiştir

Din İnanış
Gök Tanrı inancı
Ahiret inancı var
Tek Tanrılı inanç sistemi
Din adamlığı babadan oğula
Ölüler eşyaları ile gömülürdü
Cenaze Töreni YUĞ
Mezarlara KURGAN
Mezar taşlarına BALBAL
Cennet UÇMAĞ
Cehennem TAMU

Sosyal Hayat
Sınıf ayrımı yoktu
Göçebe yaşam (uygurlar hariç)
Kölelik yoktu

Ekonomik Hayat
Hayvancılık
Demircilik
Dokumacılık
Son dönemlerde Tarım
Ticaret (İpek Yolu)

Toplum Yapısı
Oguş, Aile
Urug: Soy: ailelerin birleşmesi
Boy: kabileler
Budun: boyların birleşmesi
İl: Devlet: budunların birleşmesi

Hukuk
Sözlü ve Örfi olarak gerçekleşir
Gelenek Görenek
Kurultay Kararları
Kağan / Hakan kararları

Hükümdar Ünvanları
Hakan, Han, Yabgu, Tanhu, Şahyu, İlteber, İlteriş, İdi-kut, Kağan, Erkin

Hükümdar Sembolleri
Taht, Tuğ, Sancak, Bayrak, Otağ, Kağan Çadırı, Yarlığ - Ferman, Buruk

Bilim Kültür Sanat
Göktürk ve Uygurlar alfabe
Orhun Abideleri
Sözlü ve yazılı destanlar
12 Hayvanlı Türk takvimi
Minyatür Sanatı
Eşyalarda Hayvan üslubu
Heykel yapımı
Yazıya geç dönemde geçilmişti


Yabgu: Kağan adına ülkenin bir bölümünü yönetirdi, genellikle veliahtlar bu makama getirilirdi
Şad: Ülke yönetiminde tecrübe kazanması için oymak ve boylara idareci olarak gönderilen hükümdar soyundan kişiler
Tekin/Tigin: Şehzade, en becerikli şehzadelere verilen ünvan
Subaşı: Ordu Komutanı


Türklerde sınıflaşma ve kölelik olmamasının nedeni, göçebelik ve töre kurallarıdır

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Ben Neyim?

İnsan eğer karşılaştırma yapmaz veya taklit etmezse.. ayrıca geçmişten gelen yaralar, sonuçlar ve neticesinde imgeler olmadığında ancak ben neyim sorusuna cevap bulabilir. Aslında ilk etapta hiçbir insan kendini bu yukarıda bahsettiğim bilgiler haricinde tanımlayamaz. Çünkü bütün bahsedilen imgeleri yaratan düşüncedir ve aydınlanma içinde, huzurlu ve sakin bir hayat yaşamak için tüm bunların ötesine geçmek zorundayız.

Ben bir kelime miyim? yoksa bir tasvir miyim? bir düşünce miyim birikmiş anıların, deneyimin ve bilginin bir sonucu olan sözcükler ve fikirlerden oluşan. Tüm bunların aslında beni tanımlamadığını düşündüğümüzde zihin tamamen boş olacaktır. Zihnimiz bu hiçbir şeyin var olmaması ile yüzleşebilir mi? Asıl problem bu noktada başlamaktadır. Uygarlık hep bizlere bir şey olmamızı, bir şeyler başarmamızı, bir topluluğa katılmamızı ve onlar gibi saçlarımızı uzatıp veya saçlarımızı kestirmemizi ve daha nice normları yüklemektedir. Toplum küçük veya büyük olsun fark etmez beni böyle bir kalıba sokma eğilimi içerisindedir. Bu kalıp kişinin ayrıca imgesi olmaktadır yani kişi ancak kendisini bu imge olarak tanımlaya bilmektedir. Fakat bu yüzeysel düşünce sürecinde aslında gerçek ben kavramı konusunda hiçbir fikrimiz olmamaktadır.

Elbette belli seviyede yaşadığımız dünyanın fiziksel kurallarına uymak, nasıl araba kullanmak gerekiyorsa öyle kullanmak gibi uyum göstermek gereklidir. Fakat burada ifade edilmek istenen psikolojik olarak uyum göstermeme durumudur. Çünkü bu manada bir uyum sağlama baskısı içinde yaşadığımız toplumun bir sonucudur, başkalarının yardımıyla içimde oluşan imgenin bir sonucudur. Bu imge incinebilir bir şeydir, yani incinen imgedir. Toplumda karşılaştırma yoluyla kendini büyük veya küçük, aşağı ya da üstün gören imge olmaktadır. Fakat ölçüm olmadığında bir imge mevcut olacak mıdır? Zihin imge olmadan yaşamaya başladığında asla incitilmez.

Ancak bu seviyede gerçek bir ilişki kurmak mümkün olacaktır. Kişi hakkında daha önceye dayanan bir incinme hissine sahipsinizdir bunun temel nedeni sizdeki bir imgedir. Bu durumda insanlar arasındaki bir ilişkiden de söz edilemez. Zihin tek bir imge olmadan, dolayısıyla bir sonuç çıkarmadan yaşama becerisine sahiptir, ulaşılması zor olsa da. Bu seviyede asla incitilemez veya ölçüm, kıyas yapma halinde olamaz. Böyle bir zihin masumdur ve dolayısıyla tam manasıyla özgürdür.

Ayrıca bu durum bilinç için de geçerlidir. Bilincin içeriği var olan bilincimiz olarak kabul edilmelidir. Mesela benim bilincim milliyetçilik ve eğitimimden gelen sayısız şeyle oluşturulmuştur. Bu bilinci oluşturan içeriktir. Bu içerik sınırları tayin eder, hudutları çizer. Fakat eğer bu sınırları tayin eden bir içerik yoksa, o zaman bilinç nedir? O zaman bilinç, merkezi olmayan çevresi de olmayan bir boşluktur. Aşk da budur, aşkın da boyutu yoktur. 

kaynak: krishnamurti