dış ticaret akımları yaklaşımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dış ticaret akımları yaklaşımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2011 Pazar

Kur Değişmelerini Açıklamaya Yönelik Teoriler

1973’de başlıca sanayileşmiş ülkelerin paralarını dalgalanmaya bırakmalarından sonra döviz kurlarının oluşumunu açıklamak Uluslarası Parasal Ekonomi’nin önemli ilgi konularından birisi durumuna gelmiştir.

Bu alaka aslında yalnızca kur değişmelerini açıklama maksatlı olmayıp, aynı zamanda döviz kurlarıyla genel fiyatlar, faiz oranları, çalışma düzeyi ve ulusal hasıla gibi değişkenler arasındaki ilişkilerin aydınlatılmasını da amaçlamaktadır.

Esnek kur uygulamalarına geçilmeden önceki dönemlerde döviz kurlarının sabit tutulması ana ilke olarak belirlenmişti. Ancak zorunlu koşullar altında ve oldukça seyrek biçimde yapılan kur ayarlamarıyla da kurların uzun dönemli denge düzeylerini sürdürmelerine çalışılırdı. Oysa yeni girilen dönemde kurlar hem her an değişebiliyor hem de bu değişmeler normal ticaret akımlarına göre beklenenin üzerinde olabiliyordu.

Daha da ilginç olan bir nokta ise, dış ticaret bilançosu açık veren ülkenin parasında bir değer kaybı beklenirken, tam tersine bu paranın değeri yükselebiliyordu. Bunun gibi, dış ödemeler fazlasına sahip ülkelerin paraları da döviz piyasalarında değer kaybedebiliyordu.

Bu yazımızda kurların oluşumunu açıklayan başlıca teorilerin neler olduğu gözden geçirilecektir, Söz konusu teoriler hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşmak isteyenler için bağlantılar verilecektir.

Geleneksel olarak kur değişmeleri ticaret akımlarına dayanan ve uzun dönemdeki değerleri tahmine yarayan teorilerle açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak 1960’ların sonlarından itibaren geliştirilen teoriler ise konuya yalnızca bir mali olarak gibi bakmaktadırlar. Tüm bunlar, içinde bulunduğumuz dönemde kurlarda görülen ani ve çoğu kez aşırı ölçülerdeki değişmeleri açıklamaya çalışmaktadırlar.

1980’lerde ülkeler mali piyasalar üzerindeki kısıtlamaları kaldırmak suretiyle uluslarası sermaye akımlarını serbestleştirdiler. Bu gelişme iletişim teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerle de desteklenince uluslarası sermaye akımlarının hacminden çok büyük artışlar meydana gelmiştir. Bugün itibariyle sermaye akımları ticaret akımlarından daha büyük olduğu bilinen bir gerçektir. Böyle bir ortamda kur değişmelerini açıklamada yalnızca ticaret akımlarına yönelmek yerine sermaye akımlarına yönelik açıklamaları kullanmak oldukça doğaldır. Başlıca yaklaşımlar şunlardır;







Bu teoriler hakkında daha detaylı açıklamalara yukarıdaki bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Dış Ticaret Akımları Yaklaşımı

Dış Ticaret Akımları Teorisi’ne göre bir ülkenin parasının değerini belirleyen etken o ülkenin mal ve ihracat ve ithalatıdır. İhracatın ihtalattan büyük olması (dış ticaret bilançosunun fazla vermesi) durumunda ulusal paranın dış değeri yükselecektir. Tersi durumda ise, ithalatın ihracatı aşması durumunda, ulusal paranın değer kaybetmesi beklenecektir.

Bu teori açısından ülkenin ihracatının ve ithalatını etkileyen tüm faktörler aynı zamanda paranın dış değerini etkileyeceği varsayılmaktadır. Bunlar arasında örnek olarak, yerli ve yabancı malların göreceli fiyatları, iç ve dış ekonomilerdeki reel gelir artışları, tüketici tercihlerinin yerli ve yabancı mallara doğru kayması, teknolojik gelişme, faktör stokundaki artışlar gibi faktörler sayılabilir.

Somut bir örnek vermek bağlamında, Reel gelir artışlarının ya da ekonomik büyümenin kurlar üzerine etkisini gözden geçirmeye çalışalım. Ülkedeki reel gelir artışları ithal malların talebinin artmasına (ithalatın gelir talep esnekliğine bağlı olarak) neden olacaktır. Bu durumda, döviz kurunu yükseltici bir etkisi söz konusu olacaktır. (ulusal paranın değerini düşürücü etki)

Eğer incelenen ülke ile birlikte onun ticaret ortakları da büyümekte ise, bu sefer, kişi başına artan gelirler nedeniyle, onlar da daha çok yabancı mal tüketimi gerçekleştirecektir. Böylece birinci ülkenin döviz arzı artmaktadır. (döviz arzı eğrisi sağa doğru kayar) Bu durumda döviz kurundaki değişmenin ne olacağı ülkenin ihracatının ithalatından daha hızlı veya daha yavaş arttığına bağlı olacaktır. Kısaca, *dış dünyaya göre daha hızlı büyüyen ülkenin ulusal parası döviz piyalarında değer kaybına uğrayacak, tersine dış dünyadan daha yavaş büyüyen ülkenin ulusal parası ise değer kazanma eğilimine sahip olacaktır.

Yukarıda verilen örnek ticaret akımları modellerine göre ekonomik büyümenin kurlar üzerindeki olası etkileri açıklanmıştır. Fakat, gerçek hayatta çoğu kez hızla büyüyen ülkelerin paralarının değer kazandığı ve durgunluk içindeki ülkelerde ise paranın değer kaybettiği görülmektedir. Bu durum ticaret akımları yaklaşımının her zaman gerçek durumu açıklayamadığını göstermektedir.

Diğer taraftan bu yaklaşıma göre dış ticaret bilançosu açık veren ülkelerin ulusal paralarının değer kaybetmesi gerekirken, bu durumdaki ülkeler için çoğu kez ulusal paranın değerinde düşme olmadığı ve hatta paranın değer kazandığı görülmüştür. Tüm bu örnekler ticaret akımları yaklaşımının eksiklerinin ortaya koymaktadır.

Diğer yaklaşımlar hakkında ayrıntılı yazılara ulaşmak için aşağıdaki bağlantıları tıklayabilirsiniz.