Gümrük vergileri spesifik veya ad varolem diye iki farkı şekilde alınabilmektedir. Ayrıca bunların bileşimi olarak karma vergiler de mevcuttur.
Spesifik vergiler birim ve ağırlık gibi malların fiziki birimleri üzerinden alınırlar.
Örneğin, Otomobil başına 1000 TL veya petrol varil başına 20 TL gibi vergiler bu özelliktedir.
Ad varolem vergiler ise, malın değerinin belirli bir yüzde oranı şeklinde olan vergilerdir.
Buna da otomobil ithalatında FOB değerinin %20 si oranında vergi örneği verilebilir.
Spesifik vergiler, malın fiziki birimi gibi objektif kıstaslara dayandıkları için uygulamada kolaylık sağlar, fakat; vergide adalet ilkesi ile çelişirler. Çünkü malın farklı değerdeki kaliteleri arasında bir ayrım yapılmaz. Bir otomobilin hangi kalitede olursa olsun aynı vergiyi vermesi örneğinde olduğu gibi. Bu yüzden spesifik vergiler ithalatı, kalitesi düşük ucuz mallardan pahalı mallara kaydırma etkisi yapabilmektedir.
Spesifik vergiler açısından bir diğer önemli nokta ise, enflasyona karşı korumayı devam ettirememeleridir. Buna neden olarak belli miktar vergi alınmasın nedeniyle, araba fiyatları artış gösterse bile hala aynı vergi alınacaktır.
Diğer taraftan ad varolem vergiler ise, malın değeri üzerinden alınan vergiler olduğu için fiyat artışlarını aynen vergide artış olarak görebilmekteyiz.
Bu bahsettiğimiz sebep nedeniyle spesifik vergiler daha çok aynı kalitedeki ürünlerin olduğu tarım ve maden sektöründe kullanılmaktadır. Ad varolem vergiler ise, kalite ve fiyat farklarının önemli bir gösterge olduğu sanayi ürünlerine uygulanmaktadırlar.
Ad varolem vergilerin genel üstünlüğüne rağmen önemli bir handikabı vardır. Bu zorluklar temel olarak verginin belirlenmesinde kullanılacak söz konusu malın değerinin tam olarak ölçülebilmesi gerekliliğidir. Bildiğimiz gibi ithal malların fabrika çıkış, taşıma aracı, sınır girişi anında fiyat farklılığına sahip olmaktadır. Gümrük vergisinde hangi değer esas alınacağı önemli bir sorundur.
Örnek olarak bir malın FOB fiyatı (güvertede teslim) (free on board), malın ihracatçı ülkede gemiye yüklenmeye hazır halde teslim edilen fiyatı iken, CIF fiyatı (cost, insurance and freight) (maliyet, sigorta ve navlun), ise malın ithal edilen limana vardığı andaki fiyatıdır. Her iki fiyatta farklı olacaktır.
gümrük vergileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gümrük vergileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2010 Perşembe
Gümrük Tarifeleri
Dış ticaret politikasının şüphesiz en eski ve en yaygın araçlarından birisi gümrük vergileridir.
Bu vergiler ithal mallarının ülke sınırlarına girişi sırasında devletçe alınırlar.
Tarife deyimi ise, çeşitli mallara uygulanacak vergi oranlarını gösteren listeleri ifade eder.
Gümrük vergileri yasalarla düzenlendiği için parlamento faaliyetleri ile ayarlanır. Ancak Türkiye'de olduğu gibi gümrük vergilerinin konulması, kaldırılması ve vergi oranlarının değiştirilmesiyle ilgili bazı yetkiler yasalarla hükümete de verilmiş olabilir.
Tarifeler konusunda bağımsız karar verebilmek ülkelerin ulusal egemenliğin doğal bir sonucu kabul edilir.
Ülkelerin tek taraflı olarak koyduğu tarifelere 'otonom tarife' adı verilir. Ancak tarifeleri ülkeler iki veya çok yanlı anlaşmalarla da belirleyebilir, Uluslarası anlaşmalarla belirlenen tarifelere de ''sözleşmeli'' (akti) tarife denmektedir.
Tarifelerin uluslarası anlaşmalarla belirlenmesindeki temel amaç, tarifeleri indirmek veya tamamen kaldırmak, böylece de ticaretin serbestleşmesini sağlamaktır.
Çok taraflı anlaşmalarla tarife oranlarının belirlendiği durumlarda ülkeler, anlaşmaya üye olan ülkelere karşı tarifelerinde tek yanlı değiştirme bağımsızlığını kaybederler. Bu durum gümrük birliği ve serbest ticaret anlaşması gibi iktisadi birleşme hareketlerinde de vardır.
Bir gümrük birliğine katılan ülkeler birbirlerine karşı yaptıkları ticarette tarifelerini sıfırlarlar.
Büyük devletlerin tarifelerini yükseltme yönünde hareket etme olanakları çok kısıtlıdır. Çünkü böyle bir hareket tüm devletler açısından kayıp getirmesinin yanında söz konusu ülkeye karşı misilleme olarak gümrük tarifelerinin yükseltililir.
Günümüzde gümrük vergileri genellikle ithalattan alınır. Ancak özellikle geçmişte, ihracat ve transit mal geçişlerinden de gümrük verigisi alınması yaygın olarak görülmektedir.
İhracat üzerine vergi koymak, monopolcü olan bir ülkenin fiyatları yükselterek dünya piyasalarında arz kıtlığı yaratmak amacını gütmesiyle olur.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra GATT çerçevesinde yapılan çok yanlı görüşmeler yoluyla özellikle sanayi malları üzerindeki gümrük tarifeleri önemli ölçüde düşürülmüştür.
Gelişmiş ülkelerin 2000 li yılların başlarında sanayi mallarına uyguladıkları tarifeler yüzde 3-4 dolaylarına indirilmiştir. Az gelişmiş ülkelerde bu oranlar daha yüksek seviyededir.
1994 yılı Uruguay toplantılarında alınan kararlara bağlı olarak gelişmiş ülkelerde ve bazı az gelişmiş ülkelerde gümrük tarifelerinin indirilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca gelişmiş ülkelerdeki sanayi üzerindeki gümrük oranları düşükken, bu ülkelerde hassas (sensitive) sektör olarak kabul edilen tekstil, giyim ve elektrikli makineler gibi az gelişmiş ülkelerin ihraç ürünlerine karşı uygulanan tarife oranları çok daha yüksek seviyelerdedir.
Diğer taraftan genel itibariyle, hammadde ürünlerindeki tarife oranlarına nazaran yarı işlenmiş ve mamûl mallara doğru tarifelerin yükseldiği görülmektedir, Buna istinaden az gelişmiş ülkelerin mallarını işlenmiş olarak ihraç etmeleri zorlaşmıştır.
Bu vergiler ithal mallarının ülke sınırlarına girişi sırasında devletçe alınırlar.
Tarife deyimi ise, çeşitli mallara uygulanacak vergi oranlarını gösteren listeleri ifade eder.
Gümrük vergileri yasalarla düzenlendiği için parlamento faaliyetleri ile ayarlanır. Ancak Türkiye'de olduğu gibi gümrük vergilerinin konulması, kaldırılması ve vergi oranlarının değiştirilmesiyle ilgili bazı yetkiler yasalarla hükümete de verilmiş olabilir.
Tarifeler konusunda bağımsız karar verebilmek ülkelerin ulusal egemenliğin doğal bir sonucu kabul edilir.
Ülkelerin tek taraflı olarak koyduğu tarifelere 'otonom tarife' adı verilir. Ancak tarifeleri ülkeler iki veya çok yanlı anlaşmalarla da belirleyebilir, Uluslarası anlaşmalarla belirlenen tarifelere de ''sözleşmeli'' (akti) tarife denmektedir.
Tarifelerin uluslarası anlaşmalarla belirlenmesindeki temel amaç, tarifeleri indirmek veya tamamen kaldırmak, böylece de ticaretin serbestleşmesini sağlamaktır.
Çok taraflı anlaşmalarla tarife oranlarının belirlendiği durumlarda ülkeler, anlaşmaya üye olan ülkelere karşı tarifelerinde tek yanlı değiştirme bağımsızlığını kaybederler. Bu durum gümrük birliği ve serbest ticaret anlaşması gibi iktisadi birleşme hareketlerinde de vardır.
Bir gümrük birliğine katılan ülkeler birbirlerine karşı yaptıkları ticarette tarifelerini sıfırlarlar.
Büyük devletlerin tarifelerini yükseltme yönünde hareket etme olanakları çok kısıtlıdır. Çünkü böyle bir hareket tüm devletler açısından kayıp getirmesinin yanında söz konusu ülkeye karşı misilleme olarak gümrük tarifelerinin yükseltililir.
Günümüzde gümrük vergileri genellikle ithalattan alınır. Ancak özellikle geçmişte, ihracat ve transit mal geçişlerinden de gümrük verigisi alınması yaygın olarak görülmektedir.
İhracat üzerine vergi koymak, monopolcü olan bir ülkenin fiyatları yükselterek dünya piyasalarında arz kıtlığı yaratmak amacını gütmesiyle olur.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra GATT çerçevesinde yapılan çok yanlı görüşmeler yoluyla özellikle sanayi malları üzerindeki gümrük tarifeleri önemli ölçüde düşürülmüştür.
Gelişmiş ülkelerin 2000 li yılların başlarında sanayi mallarına uyguladıkları tarifeler yüzde 3-4 dolaylarına indirilmiştir. Az gelişmiş ülkelerde bu oranlar daha yüksek seviyededir.
1994 yılı Uruguay toplantılarında alınan kararlara bağlı olarak gelişmiş ülkelerde ve bazı az gelişmiş ülkelerde gümrük tarifelerinin indirilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca gelişmiş ülkelerdeki sanayi üzerindeki gümrük oranları düşükken, bu ülkelerde hassas (sensitive) sektör olarak kabul edilen tekstil, giyim ve elektrikli makineler gibi az gelişmiş ülkelerin ihraç ürünlerine karşı uygulanan tarife oranları çok daha yüksek seviyelerdedir.
Diğer taraftan genel itibariyle, hammadde ürünlerindeki tarife oranlarına nazaran yarı işlenmiş ve mamûl mallara doğru tarifelerin yükseldiği görülmektedir, Buna istinaden az gelişmiş ülkelerin mallarını işlenmiş olarak ihraç etmeleri zorlaşmıştır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)