otomatik denkleşme türleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otomatik denkleşme türleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2011 Cumartesi

Otomatik Denkleşme Mekanizmaları

Ödemeler bilânçosundaki açık veya fazlalıkların belirli bir süre içinde giderilmesi ve dış dengenin sağlanması beklenir. Çünkü dış açıklar eninde sonunda ülkenin sınırlı döviz rezervlerinin tükenmesine ve dış kredi itibarının kaybına yol açabilmektedir.

Dış ödeme fazlalarının kronikleşmesi ise bu durumdaki ülkelerde enflasyon hızını yükseltici bir etkide bulunabilir. Ayrıca bazı ülkelerin biriktirdikleri dış ödeme fazlaları onların ticaret ortaklarının dış ödeme açığı verdiğini göstermektedir. Bu nedenle uzun dönemde bu durumunda genel anlamda uluslararası ticaret ve ödeme sistemini zayıflatıcı bir rolü olacaktır.

Dış ödemeler dengesini sağlayan mekanizmaları iki ana grupta toplayabiliriz. Bunlar; Otomatik Denkleşme Mekanizmaları ve Denkleştirme Politikaları’dır.

Otomatik denkleşme mekanizmalar bir dış açık veya fazlanın ortaya çıkması durumunda kendiliğinden işlemeye başlamaktadır. Denkleştirme politikaları ise hükümetlerin aldıkları politika kararları ile dış dengenin inşasına yönelik adımları kapsamaktadır.

İkisi arasındaki temel fark hükümet müdahalesi kavramında saklıdır. Otomatik mekanizmalar hükümet müdahalesine gerek duymadan devreye girerken, denkleştirme politikaları hükümetin alacağı kararlara bağlı olarak gerçekleşebilmektedir.

Otomatik denkleşme mekanizmaları; fiyat denkleşmeleri, gelir denkleşmeleri ve parasal denkleşme olmak üzere 3’e ayrılabilir. Otomatik fiyat denkleşmesi de içerik olarak değişken kur sistemi ile “fiyat-altın para akımı” ve faiz oranlarında uyum mekanizmalarını kapsamaktadır. Bu mekanizmaların bazıları altın para standardı altında dış denkleşmeyi açıklamak üzere ortaya atılmışlardır. Mesela, fiyat-altın para akımı mekanizması. Fakat daha sonraları bu mekanizmaları günümüz ekonomilerine uygulamak üzere yeni teoriler geliştirilmiştir. Örneğin, *Parasalcı yaklaşım temelinde klasik fiyat-altın para akımı mekanizmasına dayanmaktadır.

Bir dış dengesizlik durumu ortaya çıktığından doğası gereği kendiliğinden gerçekleştiği için ilk işlemeye başlayan mekanizma otomatik mekanizmalar olmaktadır. Bununla birlikte, bu mekanizmaların yetersiz klaması ve etkisinin uzun dönemde görülmesi gibi handikaplar nedeniyle, dış denge sağlanması amacına yönelik hükümet müdahaleleri de kaçınılmaz olabilmektedir.

Bundan sonraki yazılarımızda sözü edilen mekanizmaları teker teker açıklamaya çalışacağım.

Otomatik Fiyat Denkleşme Mekanizmaları

















Ayrıntılı bilgi almak için sözü edilen başlığa tıklayınız.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Otomatik Gelir Denkleşme Mekanizması

Önceki milli gelir hakkındaki yazılarımızda, eğer incelerseniz, dış ticaret bilânçosundaki bir açık veya fazlanın otomatik olarak milli gelirde değişmeler yaratacağını, ayrıca milli gelirdeki değişmelerinde ithalat fonksiyonu ve diğer yollarla dış dengesizliği giderici bir etkiye sebep olacağını görmüştük.

Dış dengedeki bozulmanın milli gelir değişmeleri yoluyla dış dengeyi sağlayıcı etkide bulunmasına “otomatik gelir denkleşme mekanizması” denilmektedir. Gelir denkleşmesi mekanizmasının kendiliğinden işleyiş aşamaları aşağıdaki resimde betimsel olarak gösterilmiştir.


Açıklamalarımız detaylandırmak amacıyla öncelikle dış ticaret açığı durumunu ele alalım ve bu kapsamda inceleyelim.

Örneğin, *ithalattaki bir artış veya ihracattaki bir azalma nedeniyle oluşan dış ödeme açığı önce ilgili kesimlerde, yani ihracat ve ithalata rakip sektörlerde, talebi ve üretimi azaltıcı bir etkide bulunacaktır. Bu daralma neticesinde ikinci aşamada çarpan mekanizması etkisiyle toplam milli gelir düşecektir. (ithalattaki artışa bağlı milli gelir değişimi için çarpan katsayısı açıklaması için tıklayınız)

İthalat milli gelire bağlı bir ekonomik işlem olduğundan dolayı milli gelirdeki düşme, bir yandan marjinal ithalat eğilimine göre ithalat hacmini daraltırken, diğer yandan marjinal tüketim eğilimine bağlı olarak halkın yurtiçi mal tüketimini azaltacaktır. Bu durum ihracatın açısından genişletici bir etki doğurmaktadır. Sonuç olarak, milli gelirdeki daralma sonucu ithalatta görülen azalma ve ihracattaki genişlemenin etkisiyle başlangıçta oluşan dış açığın giderilmesi mümkün olmaktadır.

Milli gelirdeki daralmanın bir başka nedeni de, fiyat artışlarının yavaşlaması olabilmektedir. Keynes modeline göre, modern toplumlarda fiyatların mutlak olarak düşmesini bekleme gerçekçi değildir. Bununla birlikte, toplam harcamalardaki daralma fiyat artış hızını yavaşlatabilmektedir.

Söylenmesi lazım gelir ki, işsizliğin yaygınlaştığı ve satışların düştüğü bir ortamda işçilerin ücret artışı isteklerini ve üreticilerinde buna bağlı olarak fiyat artışlarını dile getirmemeleri doğaldır. Çünkü, birbirini etkileyen bu durum, ücretlerin az olması demek üreticinin hitap ettiği insanların alım gücünün de az olması anlamına gelmektedir.

Göreceli fiyat artışlarının yavaşlamasının ortaya çıkardığı etki ise, ulusal paranın dış değerinin düşmesi gibidir. Yani, ülkenin ihraç malları yabancılar için ucuz olmaktadır. İthal mallar ise yerli halk için pahalı görülmektedir. Bu durum milli gelirdeki daralmanın bir diğer sonucu olarak, ithalattaki azalmayı ve ihracattaki genişlemeyi getirmektedir. Dolayısıyla dış dengeye ulaşılması yolunda ek destek sağlanmaktadır.

Bir dış ödeme fazlası durumunda ise, üstteki anlattığımı mekanizma tersi yönde işlemektedir. Yani, ihracattaki artma ve ithalattaki azalma nedeniyle ihracat ve ithalata rakip endüstrilerde üretim ve harcamalar artmış olacaktır. Bu da çarpan etkisiyle beraber milli geliri yükseltecektir. Milli gelirdeki artış da, önce marjinal ithalat ve ardından marjinal tüketim eğilimlerine bağlı olarak, ithalatın artmasına ve ihracatın daralmasına neden olacaktır. Ayrıca, milli gelirdeki söz konusu genişleme enflasyon oranını yükselterek de bu doğrultuda etkiler yaratmaktadır. Sonuç olarak bu gelişmeler dış ödeme dengesizliğinin giderilmesi açısından fayda sağlamaktadır.

Belirtilmesi gerekir ki, üstteki açıklanan mekanizmanın işleyişi neticesinde ödemeler bilânçosundaki ilk dengesizliğin tam olarak giderilmesini beklemek pek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Bunun nedeni, ithalat ve ihracat üzerindeki etkilerin çeşitli faktörlere bağlı olması ve bunların değerlerinin her zaman dış dengesizliğin gerektirdiği ölçülerde gerçekleşmemesidir. Yukardaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, dış denge üzerindeki etkiler çarpan katsayısı, marjinal ithal eğilimi, marjinal tüketim eğilimi, fiyat değişmeleri ve iç ve dış talep etkisi gibi çok sayıda faktöre bağlı olmaktadır. Bu faktörler ekonomilerin yapısal özelliklerine ve içinde bulundukları şartlara göre farklı değerler alabilmektedir.

Diğer taraftan hükümetin emisyon, iç ve dış borçlanma gibi kaynaklardan finanse ederek uyguladığı kamu harcamalarını genişletici politikalarda sözü edilen otomatik mekanizmaların işleyişini engelleyici bir etkide bulunabilmektedir.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Fiyat-Altın Para Akımı Mekanizması ile Denkleşme

Otomatik fiyat denkleşme mekanizmalarından bir başkası da klasik “fiyat-altın para akımı” mekanizmasıdır. (Price-Gold Specie-Flow Mechanism)

Klasik iktisatçılar, ödemeler bilânçosunun denkleştirilmesinde para arzındaki değişmelerle fiyatlar genel düzeyi arasındaki ilişkiye büyük önem vermişlerdir. Bu amaçla fiyat-para akımı mekanizmasını oluşturmuşlardır. Bu mekanizmayı ilk kez ortaya atan düşünür İngiliz David Hume’dur. (1711-1776)

Hume’un açıklamaları temelde uluslararası altın standardına dayanmaktadır. Bunun nedeni klasiklerin yaşadığı dönemlerde dünyada altın para standardının uygulanmasıydı. Bu sistemde altın hem iç ekonomik işlemlerde kullanılan bir ulusal para, hem de uluslararası bir ödeme aracı işlevi görmekteydi. Her ülkenin parasının değeri altın cinsinden tanımlandığı ve altının ithal ve ihracı serbest bırakıldığı için, uluslararası paralar otomatik olarak sabit kurlardan birbirine bağlanmış olmaktadır.

Dolaşımdaki para, ya doğrudan doğruya altın sikkelerden ya da altına dönüştürülebilen “kağıt paralar”dan (banknot) oluşmaktaydı. Kağıt para kullanılması sistemin işleyişi açısından herhangi bir farklılık doğurmuyordu. Çünkü bu paralar, altın karşılığı olan yani sabit fiyatlardan istenildiğinde altına dönüştürülebilen paralardı.



Sözü edilen teorinin daha ayrıntılı incelenmesine ulaşmak için üstteki bağlantıları tıklayabilirsiniz.