25 Ekim 2012 Perşembe
Dış Ticaretin Tarihi
13 Şubat 2012 Pazartesi
Merkantilizm
Mercantilism
Merkantilist felsefeye göre, dış ticaret politikasının amacı, hazinenin altın stokunu arttırmaktır. Bunun için de ödemeler dengesinde fazlalıklar oluşturmak gerekir.
Merkantilistler altın ve değerli madenleri servetin kaynağı olarak görmüşlerdir. Onlara göre, hazinenin altın stoku aynı zamanda ekonomik ve siyasal gücün de temelini oluşturur. O dönemler uzun süren savaşların doğurduğu büyük finansman ihtiyacı, bu düşüncelerin benimsenmesinde etkili olmuştur.
Merkantilizm yoğun devlet müdahaleciliğine dayanan bir doktrindir. Dış ödeme fazlası oluşturup altın stoklarını artırabilmek üzere, iç ve dış ekonomik faaliyetler üzerine yoğun devlet müdahaleciliğini zorunlu görürler. Temel amaçları doğrultusunda izledikleri politikaları daha somut olarak şöyle belirtebiliriz:
İhracatın artırılmasına birinci derecede önem verirler. Mamul mal ithalinin ise sıkı biçimde kısıtlanması öngörülür. Buna karşın, ham maddelerin ithali serbesttir. Doğal olarak bunun ifade ettiği anlam, ülkenin dışarıdan ham madde ithalinin özendirilmesi ve bunların ülkede işlenerek dışarıya mamul mal olarak ihraç edilmesidir.
Merkantilistler altın girişlerini arttırmak için ticaret filosunun geliştirilmesine büyük önem vermiştir. Merkantilist doktrine göre dünya serveti sabittir. O nedenle ticaretten tüm taraflar aynı anda kazanç elde edemez, bir tarafın sağladığı kazanç öbür tarafın uğradığı kayıp olur. Sanayi devriminden sonra giderek Merkantilizm’in yerine liberal görüşler geçmeye başlamıştır.
7 Aralık 2010 Salı
Merkantilizm - Klasik Liberalizm dönüşümü
Bir ekonomi terimi olan merkantilizm (merchantilism) Klasik teoriden önce uluslarası ticaret konusunda temel olarak kabul edilmiştir.
Önemli noktalar:
*Dünya serveti sabit kabul edilir ve kazancın sıfır toplamlı varolduğu düşünülür.
*Bu nedenle bir ülkenin kazancı diğer ülkenin kaybı olarak ifade edilir.
*Devlet hazinesine daha fazla altın kazandırmak amaçlanır.
*Bu sebeple dış ticarette fazla oluşması istenmektedir.
*Hammadde ithali, onlardan üretilen mamuller ihraç edilmesi teşvik edilir.
Sanayi devrimi sonrası üretim olanakları çok fazla artıyor ve bunun neticesinde ortaya çıkan bu üretimin satışının yapılması gerekli olduğudur. Fakat, merkantilizm düşüncesinde olan diğer tüm ülkeler bu üretim fazlasını almak niyetinde olmayacaklardır.
Tüm bunlar Adam Smith in yazdığı 'Ulusların Zenginliği' (The Wealth of Nations) adlı eserinde açıklanan yeni bir akımın dünyada hakim olmasına yol açmaktadır.
Klasik liberalizm ve günümüzdeki uluslarası ticaret düşüncesinin de temelini oluşturan bu yaklaşım kısaca şu noktalar üzerinde durmaktadır.
*Ekonomideki her aktör kendi çıkarına göre hareket ediyor. Bu etkileşim hem doğal hem de toplum için yarar getiren bir durum; çünkü ekonomik durum kendi halinde bir düzene girme eğilimi gösterir. Bu eğilimin asıl dayanak noktası görünmez el (invisible hand) olarak ifade edilen fiyat mekanizmasıdır. Örnek olarak; herkesin bildiği arz ve talebin getirdiği fiyat değişimi verilebilir. Bu nedenle ticari ilişkilerin devlet müdahalesine gerek olmadığı görüşü hakimdir.
Ayrıca, merkantilizm de söylenen dünya servetinin sabit olması yerine Klasik teoride ülkeler uzmanlaşma ve iş bölümü sayesinde toplam üretim ve tüketimi neticesinde yaşam düzeylerini artırabilmektedirler. Yani, her iki tarafında bir kazancının olduğu durum mümkün olmaktadır.