15 Aralık 2010 Çarşamba

2 Mallı 2'den Fazla Ülkeli Modeller

Dış ticaret teorisinde basit varsayımların genel bilgileri açıklamasına rağmen, günümüz dünyasındaki dış ticaretteki sayısız ürün, yüzlerce ülke ve karmaşık yapısına nasıl uygulanacağını göstermek için yapılması gereken yaklaşımlardan 2 mallı ve 2 den fazla ülkeli modelleri kısaca anlatmak istedim.

Bu modelde yapılan temel işlem, söz konusu ülkelerin bu iki mal bağlamında ihracatçı veya ithalatçı mı olduklarının belirlenmesidir. Bu doğrultuda ihracatçı ve ithalatçı ülkeler arasındaki sınırı belirleyen temel öğe, 2 ülkeli ve 2'den fazla mallı modellerde gördüğümüz gibi döviz kurlarıdır.

Örnek tabloda 2 mallı 2'den fazla ülkeli bir model görmekteyiz.


Tablodan ortaya çıkan basit sonuçlar, Çelik üretiminde en üstünlüğe sahip olan ülke A dır, en düşük üretim olanağına sahip olan ülke ise E dir. Diğer taraftan Buğday üretimini en ucuz maliyetle yapan ülke E dir, Buğday üretiminde en pahalı üretimi yapan ise A ülkesidir.

Uluslarası gerçekliğe bağlı olarak bir birim buğday'ın değer olarak bir birim çelik ile eşit olmadığı varsayımından, uluslarası oranı 1 birim çelik = 4 birim buğday olarak kabul edersek, sonuç olarak Çelik ihracatçısı ülkeler A ve B olacaktır. Buğday ihracatçıları ise D ve E ülkeleri olmaktadır. C ülkesi ise uluslarası orana sahip olduğundan hiçbir yarar sağlamayacağı dış ticarete açılması beklenmez.

İki mallı ve çok ülkeli, ayrıca iki ülkeli ve çok mallı modeller dışında dünya gerçekliğinde çok mallı ve çok ülkeli modeller yapılabilir, ama oldukça karmaşık olacağı göz önünde bulundurularak bu temel üzerinde mantığın kavranması daha yararlı olacaktır.

Links to Product Keys, Licence Keys and Serials

Following links that I found very useful for the time when there is need of product and licence keys and also serial numbers of any software to find on internet.

You all know that it can be dangerous if you would search them on google because of many threats can be existed on internet. so I also think those are the safest ones in that case.

http://www.youserials.com/
http://www.serials.ws/
http://serialnumber.in/


Those programs are searched at most on these websites.

microsoft office 2007
adobe photoshop
internet download manager
windows 7
driver detective
microsoft office 2010
adobe acrobat 9 pro
nero 9
microsoft office 2007 home and student
kaspersky internet security
eset nod32

You can write for any request for help in the comments. Best Regards.

2 Ülkeli 2'den Fazla Mallı Modeller

Dış ticaret teorisinde basit varsayımların genel bilgileri açıklamasına rağmen, günümüz dünyasındaki dış ticaretteki sayısız ürün, yüzlerce ülke ve karmaşık yapısına nasıl uygulanacağını göstermek için yapılması gereken yaklaşımlardan 2 ülkeli ve 2 den fazla mallı modelleri kısaca anlatmak istedim.

Bu modelde, her malın iki ülkedeki fırsat maliyetleri karşılaştırılır, yani hangi ürünü hangi ülke daha ucuza üretebilmektedir. Göreceli olarak en düşük olandan en yükseğe doğru sıralanır. İlk sıradakiler ihraç, son sıradakiler ise ithal edilmesi beklenen ürünleri gösterir.

En önemli noktalardan birisi de, bu ürünler arasındaki sınırı belirlemek için, ülkelerin paraları arasındaki değişim oranı, yani döviz kurlarının etkisi söylenebilir. Ayrıca ekonomik açıdan döviz kurlarının dış ticarete etkisi de bu temel üzerinden kurulmaktadır. Günümüzdeki döviz kurları savaşları olarak nitelenen ekonomik üstünlük mücadeleleri de bu yaklaşıma bağlıdır.

Basit bir örnek ile açıklamak gerekirse, şöyle bir tabloyla anlatabiliriz.


Tablodan anlaşılan Türkiye'de 1 birim makine üretimi için buğday için harcadığı kaynağın ve faktöründen 10 katına ihtiyaç duymaktadır. Yani Buğday üretimi için elverişli ama makine üretimi için değildir.


Yukarda bahsettiğimiz şekilde bir sıralama yapılırsa aşağıdaki tabloya sahip olmuş oluruz.


Tablolarda görülen durum döviz kurlarının eşit olduğu varsayımına dayanmaktadır. Fakat, günümüzde böyle bir durum pek olası değildir. Bu durumda dış ticaret açısından en önemli nokta olan döviz kurları konusuna gelirsek, Döviz Kurları dış ticaretin verimli bir şekilde gerçekleşmesi için aşağıdaki sınırlara sahip olmalıdır.

1 TL en fazla 4/3 Dolar, veya 1 TL en az 3/10 Dolar seviyesinde olmalıdır.

Bu sınırın altındaki bir durumda, Türkiye'de mallar oldukça pahalı olur ve ABD'ye mal satması mümkün olmaz. Ayrıca Dış Ticaretin önemli bir konusu olan Ödemeler Dengesi açık verir. Bu ifade edilen kur sınırlamaları dışındaki durumlarda ülkeler için büyük kaynak israfı söz konusudur. Bu yüzden günümüzde oldukça etkin bir şekilde ülkelerin kontrol kurmaya çalıştığı bir alan olarak görülmektedir.

Şimdi varsayılan döviz kurları ile Dış Ticaretin nasıl gerçeleşeceğini görmeye çalışalım. Aşağıdaki tabloda döviz kurları sonrası oluşan karşılaştırmalı üstünlüğü görebilmekteyiz.


Tabloda 1 TL nin 1/2 Dolar olması ve 1 TL nin 1/3 Dolar olması durumundaki malların karşılaştırılmasını görebilmekteyiz.

Eğer 1 TL = 1/2 Dolar kabul edilirse, Buğday ve Şarap Türkiye'de ucuza imal ediliyor, Makine ve Kağıt ise ABD'de ucuza imal edilmektedir.

Döviz kurundaki değişimin etkisi hakkında bilgi vermek gerekirse, tabloda görüldüğü gibi eğer Türkiye TL nin değerini düşürerek, 1 TL yi 1/3 Dolara eşit duruma getirirse, kendi açısından ihracatını geliştirmiş olacaktır, ve ödemeler dengesinden açık veriyorsa bunu da kapatabilme şansına sahip olacaktır.

Günümüzde uluslarası paraların değişim oranı genellikle otomatik olarak yani dalgalı kur şeklindedir, ama yine de Dış Ticaretin önemine istinaden ülkeler arasında bu konuda anlaşmazlıklara düşmesi mümkün olmaktadır. Herkes tarafından bilinen örnek olarak, Çin'in döviz kurunu düşük tutarak Dış Ticarette üstünlük elde etmek ve bunu sürdürmek düşüncesine sahip olması bu temele dayanmaktadır.

14 Aralık 2010 Salı

Dönüşüm Eğrileri

Bir ülkenin veri teknoloji ve tam çalışma koşulları altında sınırlı kaynaklarıyla üretebileceği mal bileşimlerini gösteren eğriye dönüşüm eğrisi (transformation curve) veya üretim olanakları eğrisi (production possibilities curve) adı verilir.

Dönüşüm eğrileri Sabit ve Değişken maliyetler durumunda farklı bir görüntü ortaya çıkarır. Bu yazımızda öncelikle Sabit Maliyet koşulu altındaki grafiği inceleyeceğiz, ardından artan ve azalan maliyetler koşulu altındaki grafiği inceleyerek, daha gerçekçi bir yaklaşım olan bu koşulların bileşimlerini içeren grafiğe göz atacağız.


Yukarıdaki grafikte görüldüğü gibi sabit maliyet koşulu altındaki kapalı bir ekonomide ortaya çıkan dönüşüm eğrisi düz bir doğru şeklindedir. Türkiye için tüm kaynakları tarımda kullanırsak, yapılabilecek üretim 1000 birim tarım ürünü olurken, tüm kaynakları sanayide kullanırsak elde edebileceğimiz üretim 100 birim sanayi ürünü olacaktır.

Eğer ABD'ye ait olan sabit maliyetler koşulu altındaki dönüşüm eğrisine bakarsak, burada ABD'nin tüm kaynaklarıyla tarımda yoğunlaşırsa üretimi 1000 birim olacağını, fakat tüm kaynaklarını sanayi üzerine yoğunlaştırırsa Türkiye'den farklı olarak 1000 birim sanayi üretimine ulaşacağını görebilmekteyiz.

Bu grafikten ortaya çıkan sonuçlara gelirsek, her iki ülke içinde sabit maliyet koşulu altında grafikte görülen doğru üzerinde üretim yapabilmek mümkündür.

OB nin OA ya oranı 1/10 iken
ON nin OM ye oranı 1 dir.
Türkiye için 1 birim tarım ürünü, sanayi ürünü maliyetinin / 10 una üretilebilmektedir.

Sabit maliyet koşulu altındaki bu düz doğrunun anlamı bu oranın her mümkün olan üretim durumunda değişmeden devam edebilmesidir.

Dış ticaretin bu grafik üzerindeki etkisine gelirsek, bunu da aşağıdaki grafikte görebilmekteyiz.


Kapalı bir ekonomide bir ülke ancak kendi üretimi kadar tüketim yapabilir. Ülke uluslarası ticarete açılınca Türkiye için FA doğrusu üzerinde tüketim yapabilme ve ABD için de HF doğrusu üzerinde tüketim yapabilme imkanına kavuşur. Bunun anlamı refahın her iki ülke için de artış gösterdiğidir. Adam Smith in temellerini attığı serbest ticaretin olumlu etkilerini içeren yaklaşımı bu duruma bağlı olarak ifade eder.

Bir örnek ile açıklamak gerekirse, eğer Türkiye kapalı bir ekonomi durumunda D noktasında bir üretim gerçekleştiriyorsa, FA doğrusundaki bir fiyat düzeyinde dışa açılmayı isteyecektir. Dış ticaret açılınca getirisi nedeniyle Türkiye için tarımda tam uzmanlaşmaya gidecektir. Sanayi ürünü ihtiyacını ise ürettiği tarım ürününü dış ticarette değiştirerek karşılar.

Kısaca, KA birim tarım ürünü karşılığında TK birim sanayi ürünü ithal etmiş olur. Türkiyenin toplam tüketimi OK + TK birim olmaktadır. Bu da kapalı ekonomide elde edilen üretim ve tüketimden oldukça fazladır.

Bu duruma ABD açısından bakarsak, dış ticarete kapalı durumdayken M noktasındaki bir üretime karşılık dış ticarete açıldığında, HL birim sanayi ürün ihraç ederken, ML birim tarım ürünü ithal etmektedir. OL + LM birim toplam ürün miktarını ifade eder.

Sonuç olarak FA ve HF doğruları ile gösterilen uluslarası fiyat oranı, dış ticarete kapalı durumda elde edemeyecekleri miktarda mal tüketim olanağı sunar, refahı arttırır.

ÇOĞALAN MALİYETLER

Gerçekçi olmak gerekirse, ekonomik açıdan tam uzmanlaşmaya doğru giderken ortaya çıkan, bir ürüne daha fazla kaynağın aktarılması neticesinde o üründeki birim verimlilik düşüş göstermektedir. Basit bir örnek olarak, ülkenin bütün toprakları tarıma aynı düzeyde elverişli olmayabilir.

Bu durumda artan maliyet koşulu altındaki dönüşüm eğrisi aşağıda gösterildiği gibi orijine iç bükey bir eğri oluşturmaktadır.


Grafikte görüldüğü gibi her bölümü eşit birer üretim olarak düşünürsek, ilk bölümdeki maliyet ΔA ikinci bölümde ΔB, üçüncü bölümde ise ΔC kadar olmaktadır. Bunun anlamı, maliyetin her bir üretim artışında daha fazla olmasıdır. Bu durumu dış ticarete açık bir ekonomide değerlendirirsek aşağıdaki grafiğe ulaşmış oluruz.


Kapalı ekonomide D noktasında bir üretim ve tüketim söz konusu iken, Fd dünya fiyat oranı durumunda, tarım ürünü yerel fiyatı dünya fiyatından daha düşüktür. Bu nedenle Türkiye tarıma yönelir, ve sanayi üretimi azalır. Bu yönelişin sınırını ise, şu temel kural belirler.

Tarım artışından gelen getiri, sanayi kısıldığında ortaya çıkan kayıptan büyük olduğu sürece yöneliş devam eder. Eşitliğe erişince durdurulur. Bu nokta grafikte dünya fiyat oranı doğrusunun dönüşüm eğrisine teğet geçtiği yani eğimini eşitlediği E noktasıdır.

Kısaca, iç üretim maliyetleri dış fiyatlardan küçük olduğu sürece, ihraç malının üretimin arttırmak firmalar açısından karlı olmaktadır. Artan maliyet koşulu altında tam uzmanlaşma beklenilmez. E noktasındaki bir tarım üretimi, sanayi üretimini sıfır yapmaz, belli bir miktar sanayi üretimi devam eder. Artan maliyet fikri, gerçek dünyadaki durum açısında daha gerçekçi bir yaklaşım içermektedir. Ayrıca dış ticaret ülke için refah arttırıcı olur, tüketim C noktası üzerinde gerçekleşir.

AZALAN MALİYETLER


Sanayi üretiminde yaygın olan bir durumdur. Azalan maliyetlerin dış ticaret açısından etkisi sabit maliyetlerden daha büyük ve güçlüdür. Söz konusu malın üretimi arttıkça maliyeti azalır ve neticesinde karı da arttmaktadır. Bu durumda dönüşüm eğrisi orijine dış bükey olarak gerçekleşir.


Grafikte görüldüğü gibi kapalı bir ekonomi durumunda üretim D noktası olarak kabul edilirse, ayrıca maliyet açısında başlangıç olarak dünya fiyat oranı ve iç fiyatlar eşit olarak düşünülürse, Uzmanlaşma gerçekleştirmek için D noktasında sağa veya sola doğru eğri üzerinde hareket etmek gereklidir. İlk hareketin gerçekleşmesi için genellikle devlet müdahalesi söz konusudur. Bu müdahaleler, sübvansiyon, vergilendirme ve gümrük araçları olabilir.

Motor üretiminde tam uzmanlaşma gerçekleşirse üretim A noktasında olmaktadır, eğer Tekstil üretiminde tam uzmanlaşma B noktasında olmaktadır. Tam uzmanlaşmanın sonucu olarak OA birim motor üretiminin MA kadarı Fd fiyatıyla ihraç edilerek, karşılığında MC kadar tekstil ürünü ithal etmek mümkün olur. Bunun anlamı üretim ve tüketimin dış ticaret sayesinde artış göstermesidir. Sonuç olarak tüketimin gerçekleştiği C noktası ülke açısından daha fazla refah ifade eder.

Endüstriye müdahale ederek, yani üretim artışı konusunda yardımcı olarak veya yüksek maliyetlerden koruyarak gelişmesi sağlanmalıdır. Özellikle genç ve yeni kurulan endüstrilerde maliyetin yüksek olması kaçınılmazdır ve devlet tarafından korunmaları uzun vadede ülke açısından yararlı olmaktadır. Görüldüğü gibi azalan maliyet kuralıyla dünya fiyatları ile iç fiyatlar eşit durumda olsa bile, dış ticaretin oldukça yararlı olması mümkündür.

FARKLI MALİYET BİLEŞİMLERİ

Dünyadaki ticaret açısından daha gerçekçi olan yukarda bahsedilen maliyet koşulları yerine onların bileşimlerinde ortaya çıkan farklı maliyet bileşimlerine ait olan dönüşüm eğrileri daha olasıdır. Bir üretim için öncelikle azalan bir maliyet ve belli bir noktadan sonra artan maliyet kuralı geçerli olabilmektedir. Bu farklılaşmanın önemli bir etkisi uzmanlaşmanın sınırının belirlenmesi konusunda ortaya çıkardığı sorundur. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi AB eğrisi farklı maliyet bileşimlerini içeren bir dönüşüm eğrisidir.


Eğer üretim A ve K noktaları arasında gerçekleşiyorsa, T fiyat doğrusunda bir dış ticarete açılma söz konusu ise, D1 noktasında uzmanlaşmaya gidilir ve C1 gibi bir noktada üretim ve tüketim mümkün olur.

Fakat, eğer K ve B noktaları arasında üretim gerçekleşiyorsa, T1 fiyat doğrusunda bir dış ticaret açılımı gerçekleşir, D2 noktasında uzmanlaşmaya gidilir. C2 gibi bir noktada tüketim mümkün olmaktadır. Farklı maliyet bileşimleri dönüşüm eğrisinde en yüksek refah için söz konusu eğri hakkında tam bilgi sahibi olmak gereklidir. Bu tam bilgi durumunda ekonomiyi D2 noktasındaki uzmanlaşmaya yöneltmek en kazançlı seçim olacaktır.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Üretim Maliyet İlişkileri

Üretim hacminin değişmesi ve üretim maliyeti arasındaki ilişkilerin niteliği 3 ayrı şekilde olmaktadır.

1- Üretim artarken, maliyet sabit kalır. buna sabit maliyet, sabit verim denmektedir.

2- Üretim artarken, maliyet artar ise, buna artan maliyet, azalan verim denmektedir.

3- Üretim artarken, maliyet azalır ise, buna azalan maliyet, artan verim denmektedir.

Basit örnekler anlatmak gerekirse,

Birinci durumda Sabit Maliyet, değişime rağmen üretim faktörlerinin hepsi homojen ve aynı kalitede olursa verim ve sonucunda maliyet sabit kalmaktadır.

David Ricardo'nun döneminde bahsettiği bu tarz bir üretim maliyet ilişkisini içermekteydi. Bu yüzden tam uzmanlaşmanın mümkün ve gerekli olduğunu söylemekteydi. Üretimde sabit maliyet söz konusu olduğunda üretimi arttırmakta bir sorun görülmez, çünkü maliyet aynı kalacağından tam uzmanlaşma (complete specialization) sonucunu doğurmaktadır.

Klasik dönem iktisat anlayışında maliyet ifade edilirken, uluslarası ticaret manasında iki ürünlü modelde 1 birim ürün için karşılık olarak diğer üründen kaç birim ürün demektir. Sabit maliyet durumunda bu bahsi geçen 1 birim ürün için karşılık olarak ithal edilen ürün miktarının değişmemesi durumudur.

İkinci durumda bahsedilen Artan Maliyet daha gerçekçi bir anlayıştır, çünkü üretim için kullanılan her birim özdeş ve aynı kaliteli olmadığı açıktır. ayrıca, üretim faktörleri yani çalışanlar üretimde aynı oranda ve yoğunlukta kullanılamaz.

Üretimi arttırmak adına diğer maldan veya mallardan kesilen kaynaklar, söz konusu malın üretiminde aynı verimde kullanılmadığı için verimin daha düşük olacağı bir gerçektir.

Diğer bir taraftan, artan fırsat maliyetinin anlamı diğer malın üretiminden her defasında daha fazla miktarda vazgeçme gerekliliğidir. Bunun sebebi kaynakların ve üretim faktörlerinin daha verimli olduğu alan dışında kullanılması nedeniyle üretim için daha fazla faktöre ihtiyaç duyulacaktır. Anlaşıldığı üzere, bir birim bahsedilen malın üretim artışı için diğer ürün üretiminden daha fazla vazgeçmek gerekli olacaktır.

Ayrıca Artan Maliyetin sonucu olarak eksik uzmanlaşma (incomplete specialization) meydana gelmektedir. Buna neden olan, üretimdeki artışa bağlı olarak üretim maliyetlerinin artması yani fiyatın artmasıdır. Bu fiyat artışı neticesinde ihracat için uygun olan fiyat belli bir noktadan sonra dünya fiyat düzeyine ulaşmış olacaktır. Bu durumda eksik uzmanlaşmayı gösterir, çünkü fiyatlar eşitlendikten sonra bu ürünün üretimin arttırmanın bir anlamı yoktur.

Üçüncü sırada adı geçen Azalan Maliyetler durumunda ise, aktarılan her yeni üretim faktörü daha fazla üretim artışı getirir, yani verimlilik artış gösterir. Bu durumun oluşması için iki ayrı değerlendirme söz konusudur, ilk olarak içsel tasarruf diye telaffuz edilen firma içinden kaynaklı olumlu etkilerdir, bunlara örnek olarak, küçük ve yeni başlayan firmaların kapasitesini eksik kullanması ve neticesinde üretim maliyetinin yüksek olması gösterilebilir, tersine işletmenin büyürken daha etkinliğe kavuşmasıyla da maliyetin azalması ortaya çıkar. İkinci olarak, endüstri içinde olan etkiler ise, belli bir endüstri ülkede geliştikçe, bu endüstriye yönelik hammadde, ara mallar ve nitelikli insan gücüne daha kolay ve ucuza sahip olmak mümkün olur. Sonuç olarak, maliyet azalır. Gerçekçi olmak gerekirse, sonsuza kadar azalan maliyetin olması pek olası değildir, belli bir noktadan sonra artan maliyet seviyesine ulaşması öngörülmektedir.

Kısaca, bu metinde anlatılmak istenen Sabit Maliyet, Artan ve Azalan Maliyetin genel olarak ne anlama geldiğini açıklamaktadır.

10 Aralık 2010 Cuma

Fırsat Maliyeti (Opportunity Cost)

Klasik İktisat fikirleriyle ortaya konan emek-değer teorisinin değindiği sadece emek üzerine yoğunlaşmak yerine ekonomideki tüm faktörlerin hesaba katan Neo-Klasik İktisat düşüncesinin iktisat bilimini kazandırdı bir teoridir. Bu görüş, özüne dokunmadan Karşılaştırmalı Üstünlük teorisine gerçeklik bakımından katkı sağlamıştır.

Kısaca;
Bir malın fırsat maliyeti demek bu maldan bir birim üretmek için başka bir maldan vazgeçilen miktarı ifade eder. Bunu o malın maliyeti olarak değerlendirir.

Önemli bir nokta, bu vazgeçilme durumunun varolması için ekonomi tam çalışma durumunda olması gerekmektedir, çünkü sadece o durumda bir birim üretim için başka bir üretimden vazgeçmek söz konusu olacaktır.

Verimlilik yerine üretim maliyeti dikkate alınmaktadır. Bu nedenle emek verimliliği yerine her ürün için kendi parasal değeri kullanılmaktadır. Örnek vermek gerekirse;

Türkiye'de Çelik 10 TL / Buğday 1 TL
ABD'de ise Çelik 1 $ / Buğday 1 $

Türkiye'de 1 çelik için 10 buğdaydan vazgeçilir.
ABD'de ise 1 çelik için yalnızca 1 buğdaydan vazgeçilir.

Sonuç olarak, Karşılaştırmalı Üstünlük düşüncesi gereği Türkiye Buğday üzerine, ABD ise Çelik üzerine uzmanlaşma yoluna gitmelidir.

Fırsat Maliyetinin uluslarası ticaret açısından yaptığı katkı, karşılaştırmalı üstünlük teorisinin daha gerçekçi bir şekilde ölçülebilmesi bağlamında olmuştur.

9 Aralık 2010 Perşembe

Glykeria

Glykeria Katsoula, Yunan şarkıcı, 1953 yılında Yunanistan'ın Orta Makedonya bölgesindeki Serez ilinde doğmuştur. Kariyeri boyunca Yunanistan'da şarkıcılık yapmıştır, fakat aynı zamanda Türkiye, İsrail, İngiltere ve Fransa'da ün kazanmıştır.

1980 li yılların başında tek başına çıkardığı İzmir'in geleneksel şarkılarından oluşan ilk albümü "Ta Smyrneika" ile şöhret hayatına başlamış ve ünlü mekanlardaki performanslarıyla da daha fazla ün kazanmıştır. Yunanistan'da oldukça sevilen bir sanatçı olmasının yanı sıra yurtdışında da çeşitli ülkelerde konserler vermiştir. 1994 yılında İsrail'de en popüler yabancı şarkıcı ödülü verilmiştir, ayrıca bazı albümleri Fransa, İsrail'de piyasaya çıkmıştır, 2003 yılında ise “Glykeria’s Rebetika Songs” adıyla Türkiye'de bir albümü çıkmıştır. Bunun yanı sıra Ömer Faruk Tekbilek'in Alif albümünde iki şarkıda düet yapmışlardır.

Rebetika (Yunan Arabeski) ve Laika (Yunan Halk Müziği) tarzı eserlerin usta yorumcusu olarak tanınmaktadır ve bu tarz müzikleri pop ile harmanlayarak günümüzde kariyerine devam etmektedir.

Albümleri:

1978 - Mi Kaneis Oneira Trella (Dont Have Crazy Dreams)
1980 - Sta Matia Kita Me (Look Me in The Eyes)
1985 - Tragoudi Esthimatiko (Emotional Song)
1986 - Matia Mou (My Eyes)
1987 - Me Panselino (With a Full Moon)
1990 - Ola Mou Ta Mystika (All My Secrets)
1991 - Ximerose (A New Day)
1992 - I Hora Ton Thavmaton (The Land of Miracles)
1994 - Se Mia Schedia (All In One Plan)
1996 - I Glykeria Tragoudai Antoni Vardi (Glykeria Sings Antonis Vardis)
1998 - Maska (Mask)
2004 - Aniksi (Spring Time)
2006 - Vrohi Ton Asterion (Raining Stars)
2008 - Ta Themelia Mou Sta Vouna
2010 - I Agapi Einai Eleftheri (Love is Free)

Diğer Ülkelerdeki Albümler:

1994 - Golden Hits (Israel)
1995 - The Voice of Greece (France)
1995 - Far Away (Israel)
1997 - 14 Greek Classics (Israel)
1998 - Sweet Sorrow (Israel)
1998 - 15 Greek Classics (France)
1999 - Collection (Israel)
1999 - Glykeria with Israeli Philharmonic Orchestra (Israel)
2002 - Open Heart (Israel)
2003 - Glykeria's Rebetiko Songs (Turkey)
2004 - The Voice of Greece (England)
2004 - The Best of Glykeria (France)
2007 - The Best of Glykeria (Turkey)
2008 - Gift (Israel)

website: http://www.myglykeria.gr