29 Ekim 2014 Çarşamba

Gümrük Kanunu Tanımlar

Türkiye Gümrük Bölgesi
Türkiye Cumhuriyeti topraklarını ifade eder. Ayrıca kara suları, iç sular ve hava sahası da gümrük bölgesine dahil edilir.

Gümrük İdaresi veya İdareleri:
Gümrük mevzuatında belirtilen işlemlerin kısmen veya tamamen yerine getirildiği merkez veya taşra teşkilatındaki hiyerarşik yönetim birimleri

Giriş Gümrük İdaresi:
Eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesine getirildiği ve risk analizine dayalı giriş kontrolüne tabi tutularak geciktirilmeksizin sevk işlemlerinin yapıldığı gümrük idaresi

Çıkış Gümrük İdaresi:
Eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesini terk etmeden önce sunulmasının gerekli olduğu ve çıkış işlemlerinin tamamlanması ile ilgili gümrük kontrolleri ve risk analizine dayalı kontrollere tabi tutulduğu gümrük idaresidir.

İthalat Gümrük İdaresi:
Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın risk analizine dayalı kontrolleri dahil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi tutulmasına ilişkin işlemlerinin yerine getirildiği gümrük idaresi

İhracat Gümrük İdaresi:
Türkiye Gümrük Bölgesini terk edecek eşyanın risk analizine dayalı kontrolleri de dahil olmak üzere gümrük onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi tutulmasına ilişkin işlemlerinin yerine getirildiği gümrük idaresi

Serbest Dolaşımda Bulunan Eşya:
-18. Madde hükümlerine göre tümüyle Türkiye Gümrük Bölgesinde elde edilen (üretilen) ve bünyesinde Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki ülke ve topraklardan ithal edilen girdileri bulundurmayan eşya
-Şartlı muafiyet düzenlemelerine tabi tutulan eşyadan elde edilen ve tabi olduğu rejim hükümleri uyarınca özel ekonomik değer taşımadığı tespit edilen eşya
-Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki ülke veya topraklardan serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutularak ithal edilen eşya (ithal edilen eşya vergileri ödendikten sonra serbest dolaşıma girmiş olur)

Serbest Dolaşımda Bulunmayan Eşya
Serbest Dolaşımda bulunan eşya dışındaki eşya ile transit hükümleri saklı kalmak kaydıyla Türkiye Gümrük Bölgesini terk eden eşya (ihraç edilen eşya yurdu fiilen terk ettikten 3 yıl sonra serbest dolaşımda bulunmayan eşya statüsü alır)

Gümrük Statüsü
Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesinde serbest dolaşımda olup olmadığı yönünden durumu

Gümrük Vergileri
İlgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümü

Gümrük Yükümlülüğü
Yükümlünün eşya için mevzuat uyarınca vergi ödemesi durumu

Eşyanın Gümrükçe Onaylanmış İşlem veya Kullanıma Tutulması
-Gümrük Rejimine Tabi Tutulması (ithalat, antrepo, dahilde işleme vb.)
-Serbest Bölgeye Giriş
-Gümrük Bölgesi Dışına Yeniden İhracat (mahrece iade)
-İmha (eşyanın imha edilmesi)
-Gümrüğe Terk (eşyanın devlete bırakılması)

Gümrük Rejimleri
-Serbest Dolaşıma Giriş Rejimi (ithalat)
-Transit Rejimi
-Gümrük Antrepo Rejimi (eşyanın antrepoya konulması)
-Dahilde İşleme Rejimi (ithal edilen eşyanın Türkiye'de işlenip ihraç edilmesi)
-Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi
-Hariçte İşleme Rejimi (eşyayı yurt dışına götürüp işleme tabi tutup yeniden geri getirmek)
-İhracat Rejimi (eşyanın yurt dışına satılması)

Gümrük Beyanı
Belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde eşyanın bir gümrük rejimine tabi tutulması talebi

Eşyanın Gümrüğe Sunulması
Eşyanın gümrük idaresine veya gümrükçe tayin edilen veya uygun görülen herhangi bir yere getirilmesi üzerine, belirlenen esaslar çerçevesinde gümrük idarelerine yapılan bildirim

Elleçleme
Gümrük Gözetimi altındaki eşyanın asli nitelikleri değiştirilmeden istiflenmesi, yerinin değiştirilmesi, büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması, kapların yenilenmesi ve tamiri, havalandırılması, kalburlanması ve karıştırılması gibi işlemlere tabi tutulması

Gümrüklenmiş Değer
Uluslararası Kıymet Sözleşmesine göre belirlenecek; ithal eşyası için eşyanın CIF kıymeti (eşyanın kıymeti + taşıma ve sigorta ücreti) ile gümrük vergilerinin toplamı; ihraç eşyası için FOB kıymeti (yalnızca eşya kıymeti) ile gümrük vergilerinin toplamını ifade etmektedir.




12 Ekim 2014 Pazar

Algı ve Zaman

Bu yazımızda Zaman ve Algılarımız ile ilgili olarak bir şey karalamak istedim.

An itibariyle Dünya üzerinde gördüğümüz her şey mevcut gözlerimiz aracılığıyla beynimize iletilen "belli sınırlar dahilindeki" görüntülerden ibarettir. Farklı bir algı anlayışımız olmadığı için dünya üzerindeki o bütün renkleri ve şekilleri algılama kapasitemiz ve şu anki bildiğimiz fizik kuralları çerçevesinde dünyamızı algılamaktayız. Bu sebeple çok farklı ve daha fazla boyutlu düşünme imkanımız oldukça sınırlıdır.

Bunun en güzel örneklerini bizden farklı canlıları inceleyerek görebiliriz. Bu konuda iyi bir örnek bizden oldukça bir farklı renk algısına sahip kuşların dünyayı nasıl gördüğünü düşünmektir.

Aşağıdaki resimde insandan farklı olarak çok daha fazla renk algısına sahip kuşların muhtemel dünyanın görünümünü algılayışlarını görebilmeniz mümkündür.


Bu resim bizlere yalnızca dünyayı çok çeşitli algılamanın mümkün olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Bu düşünce de bizlerin bu konuda çok daha farklı görüntülerin olduğunu anlamamıza yol açacaktır. Doğal olarak bu durum kendi algılamalarımızdan sıyrılarak dünya ve evren hakkında düşünebilmek maksadımız için oldukça önemli bir adımdır.

Çünkü bu durumu idrak edince karşımıza şöyle bir kavram ortaya çıkıyor. Eğer bu dünyayı farklı görebilseydik; dünyayı algılamamız şu ankinden çok farklı olacaktı. Hele ki bunu henüz kanıtlanmasa da 3 ve 4 boyutlu dünyadan farklı olarak 9 boyuta ulaşan bir algı kapasitesiyle görebilseydik. 

Basit algılardan kurtulup düşündüğümüzde ise bu durum insanlığın doğum, ölüm gibi temel görüşlerinin bile oldukça kaygan bir zeminde olduğunu göstermektedir. 

Örnek bir durum belirtilmesi gerekirse eğer, doğum bizim için sadece yeni bir algı düzeyinin açılması ve ölümünde yalnızca bu algı düzeyinin kapanması anlamına gelebileceği gibi bir düşüncedir. 

Zaman kavramına bu açıdan baktığımızda, mevcut takvim ve saat anlayışı yine bizim oluşturduğumuz kendimize özgü kavramlardır. Bu durumu o kadar içselleştirmişizdir ki, normal bir insanın dünyayı zaman kavramı olmadan düşünmesi neredeyse imkansızdır. 

Bunu algılamanın en kolay yollarından biri evrenin yaşı ile ilgili tahminleri değerlendirmektir. Çok genel bir bakış açısıyla eğer evrenin büyük patlamadan sonra oluştuğu süreçte insanoğlunun dünya üzerinde var olduğu sürenin yalnızca bir yıl içerisindeki 1 saniyeye tekabül ettiğini düşünmek bizim zaman algımızın evreni büyük resimde incelediğimizde ne derece anlamsız olduğunu görmek mümkün olmaktadır. 

Bu sebeple insan evren hakkında düşünmeye başladığı anda aslında hayatının bu evrende o kadar çok küçük bir nokta ve önem arz ettiği gerçeğiyle karşılaşır. Yaşadığımız hayat ise bu sonsuzluk içerisinde bizim tarafından mikroskopla büyüterek baktığımız küçücük bir detay oluşturmaktadır. Aslında bu şekilde düşünmek insan için günlük yaşam içerisinde yaşadığı tüm stresten kurtulmak ve bu küçük bir detay oluşturan dünya yaşamında dert ettiği şeylerin gerçekte hiçbir anlamı olmadığını görmesi yönünden faydalıdır. Diğer insanlarla olan bu kader yoldaşlığını bilmek ve bu yüzden kolay kolay kimseye kötülük yapmamayı sağlamak maksadıyla kullanılabilecek bir gerçektir.



24 Ağustos 2014 Pazar

Gümrük

Türkçe Gümrük kelimesinin Latince ticaret anlamına gelen "Commercium" kelimesinden gelmiş olabileceği düşünülmektedir.

Fransızlar gümrük için "Douane" ifadesini kullanırlar. İtalyanlar "Dogana", İspanyollar "Aduana" ve
Almanlar ise "Zoll" kullanmaktadır.

İngilizcede ise bilindiği gibi Customs kelimesi bunu karşılamaktadır.
İngilizce etimolojisi açısından bakıldığında kelimenin kökeninin yine Latinceye dayandığı görülmektedir.  "Consuescere-Consuetudo" olağan hale getirme anlamına gelen bu kelimeden ortaya çıktığı söylenmektedir. Öncelikle Custudne olarak eski Fransızcaya geçen bu kelime zamanla Custome şekline dönüşmüş ve İngilizceye de geçmiştir.

Tarihte bilinen ilk gümrük uygulaması ise şu anda Suriye sınırları içerisinde yer alan Palmyra'da M.S. 136 yılında görülmüştür.

Diğer vergilere nazaran daha kolay tahsil edilmesi ve kaçınılamaz olması nedeniyle çok eski zamanlardan beri devletler için oldukça önemli bir gelir kalemi oluşturan Gümrük Vergileri, günümüzde küreselleşen dünya anlayışında her ne kadar eski önemini yitirmiş görünse de diğer uluslararası ticareti düzenlemeleri ile sadece görünüm ve yer değiştirdiği görülmektedir.



16 Ağustos 2014 Cumartesi

Hayvan Çiftliği

Animal Farm
George Orwell



Bir Peri Masalı

Bu yazımda George Orwell in çok bilinen eseri Hayvan Çiftliği hakkında bilgi vermek istiyorum.

İngiliz asıllı George Orwell, Hindistan’da doğmuş ve Burma’da gençliğini geçirmiş ve burada polis memuru olarak belki de yazdığı eserlerin temelini oluşturan asıl birikimleri bu dönemde elde etmiştir.

Daha sonraları Fransa’da bulunmuş. İspanya iç savaşı sırasında Franco’ya karşı savaşan gönüllülere katılmıştır.

Hayvan Çiftliği adlı eserinde yazar özellikle İspanya’da kendi gözleriyle tanık olduğu "ihanete uğramış devrim"den çok etkilenmiştir. Fakat bu eseri yalnızca bu olay üzerinden değerlendirmek uygun olmayacaktır. Çünkü söz konusu eser her toplumu ve her çağı ilgilendiren bir meseleyi incelemektedir. Yalnızca Franco, Hitler, Stalin gibi kişileri değil, bu despotları yaratan insanlardaki zihniyeti yermektedir.

Hayvan Çiftliği bir devrimin trajedisidir.

Zalim sahiplerine karşı ayaklanan Çiftlik Hayvanlarının hikayesidir.

Karakterler:
Koca Reis; hikayenin başında tüm hayvanları toplayarak onlara mutluluk ve barış dolu bir dünya vaat eder.
Snowball; Devrim sonrasında aklı selim tarafı temsil eder. Napolyon gücü ele geçirdikten sonra kendisini çiftlikten kovar.
Napolyon; Devrim gerçekleştikten sonra gücü ele geçiren domuzdur. Köpekleri eğitir. İnsanlarınkinden daha despot baskıcı bir yönetim kurar.
Bay Jones: Çiftliğin insan sahibi
Moses; Kuzgun (hayvanları hitabetiyle etkileyen biri)

Hikayenin başında Koca Reis'in temel ilkeleriyle (7 Emir) başlayan devrimin gidişatını detaylı olarak anlatan bu hikayede dünyanın neredeyse tüm çağlarında ve yönetimlerinde görülen, zamanla gerçekleşen yozlaşmayı görebilmek mümkündür.  Domuzların devrimin çıkışında yer alan tüm eleştirileri neredeyse daha fazlasıyla yaptığı bir duruma dönüşüm söz konusudur.

Kitabın sonunda geçen diğer hayvanların pencereden domuzlar ve insanların birlikte oturduğu masayı gözlemleri sırasında ifade ettikleri, belki de dünyanın hiçbir zaman değişmeyecek bir gerçeğini ortaya koyar. Domuzların öncülüğündeki gerçekleşen bu devrim de zamanla her ne kadar görünümü değişse de aslında süregelen ve hiçbir zaman değişmeyen bir sistemin devamı olduğu görülmektedir.

“Dışardaki hayvanlar bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyorlardı. Fakat, onların artık birbirine ayırt edilemeyecek kadar benzediklerine şaşırmışlardı.”


Yunan Mitolojisi



Gaia ve Uranos

Gaia dünyanın ilk yaratılışı sırasında, Tartaros (ölüler diyarı), Nyks (gece), Erebos (karanlık) ve Eros (evrensel aşk) ile birlikte ilk ortaya çıkan tanrısal varlıklardan biri kabul edilir.

Kısa bir süre Tartaros’un eşi olmasına rağmen, daha çok oğlu Uranos ile yaşadığı birliktelikle tanınmaktadır. Uranos’un yardımıyla nehirleri, denizleri ve bitkileri yarattığına inanılırdı.

Efsaneye göre ikili hem ölümlülere, hem de tanrılara oturacak yurt sağlamıştı. Onlara verilen bir başka unvan ise gök gürlemesine ve şimşeğe yol açan yaratıklar Kyklopların ve yüz elli tane bulunan elli başlı kudretli ve asi dev Haketonkheirlerin anne ve babası kabul edilmesidir. Oğullarından en kötü nam salmış olanları ise birçok isyanın başlangıcı kabul edilen isyanların ilkine öncülük eden Titanlardı.

Yerin, Göğün ve Yeraltının Yaratılışı
Tartaros dünyanın yaratılışı sırasında Gaia ile beraber ortaya çıkmaktadır. İkisi Uranos ile birlikte evreni sarar. Uranos’un altında yer alan Gaia, Tartaros’un üstünde durur. Çocukları Okeanos ile diğer sulara destek olur.

Gaia’nın çok sayıda çocuğu vardır. Öylesine güçlüdür ki, tepeleri ve denizi doğurur. Tek başına ve Uranos ile birlikte dünyaya getirdiği çocuklardan dolayı, ona her şeyi doğuran ve besleyen ana olarak saygı gösterilirdi.

Uranos’a isyan edilmesi
Kykloplar ve Hekatonkheirler ilk dünyaya geldiklerinde, Uranos onlardan rahatsız olduğu için onları Gaia’nın bedenine geri iter. Gaia bu sancıya dayanamaz ve çakmak taşından bir orak yapar ve oğullarında 6 Titanı babalarına karşı kışkırtır. En küçük oğlu Kronos bu çağrıya uyar ve bir gece babası Uranos’un cinsel organını keser ve denize atar. Uranos’un kanından Furialar, mızraklı Devler ve dişbudak ağacından Melialar doğar.

Titanlar: Gaia ve Uranos’un en güçlü çocukları olan Titanlar, babalarının iğdiş edimesinin ardından dünyaya hükmederler. En çok bilinen Titanlar 6 erkek; (Okeanos, Hyperion, Koios, Kreios, İapetos ve Kronos) 6 kadın; (Theia, Rhea, Themis, Mnemosyne, Phoibe ve Thetis) Yunanca Titan manası kavgacı imgesini oluşturur ve iktidar mücadelesini simgeler.

Çoğu efsanede Okeanos ve Kronos yer alırken, Koios, Kreios, Iapetos ve Hyperion dünyanın dört bir tarafıyla ilgilidir. (Kuzey, Güney, Doğu, Batı) Diğer yandan Themis adalet getirmesiyle,  Rhea ise Kronos’un eşi olarak önemli Olympos tanrılarının annesi olmuştur.

Kronos’un Düşüşü
Tanrıların kralı Kronos, aynen babası gibi devrilme korkusu yaşar. Kronos’da Kyklopları ve Hekatonkheirleri Tartaros’a hapsederek aynı hatayı yapar ve Uranos ile Gaia ona kendi oğlu tarafından devrileceği uyarısında bulunur. Bu kehanetin verdiği korkuyla Rhea dan doğan ilk beş çocuğunu alıp yutma yoluna gider. Rhea yardım için Gaia’ya başvurur. Bu ikisi Kronos’a karşı bir plan yaparlar. Zeus doğduğunda, Kronos’a çocuk yerine bezlere sarılmış bir taş verirler, hilenin farkına varamayan Kronos bu taşı yutar. Bu noktadan sonra düşüşünün yolu açılır. Daha sonraları Zeus onu öksürterek, kız ve erkek kardeşlerini dışarıya atmasını sağlar.

Titanlarla Savaş
Zeus, kız ve erkek kardeşleri Hestia, Demeter, Hera, Hades, Poseidon’u kurtardıktan sonra, onların yardımıyla babasına karşı bir isyan başlatır. Onun yerine geçerek dünyaya hükmetmek ister. Savaş 10 yıl sürer. Sonunda Gaia, torunu Zeus’a ancak Kyklopları ve Hekatonkheirleri Tartaros’tan kurtararak savaşı kazanabileceğini söyler. Özgürlüğe kavuşan Kyklopların Zeus için yaptığı şimşek okları en büyük silah haline gelir. Titan tanrıları kısa sürede yenilgiye uğrar. Tartaros’a gönderilirler.

Devler Savaşı
Kronos babası Uranos’u iğdiş edince, yere dökülen kandan oluşan Devler oluşur. Çocuklarına konan yasağın intikamını almak isteyen Gaia, Zeus öncülüğündeki Olympos tanrılarına karşı Devlerle güçbirliği yapar. Bu büyük savaş (Gigantomakhia) Phlegraie Çayırı’nda geçer. Devler koca kayalar ve meşalelerle Olympos tanrılarına saldırır. Savaşın sonunda Olympos kazanır. Bu savaş da aynı Titan Savaşı gibi eski düzensizlik ile yeni düzen, ışık ve adalet dünyası arasında simgesel bir çatışma olarak yorumlanırdı.

Zeus
Babası Kronos’u devirdikten sonra bütün dünyanın, yani tanrıların ve insanların hükümdarı olur. Yunan şehir devletlerinde sözlerin yerine getirilmesini sağlayarak ve huzuru koruyarak, düzenin ve adaletin belirlediği bir yönetim kurmuştur. Kralların kralı sıfatıyla, hükümdarlığın koruyucusu görevini üstlenmiştir. Ayrıca gökyüzü ve gök gürlemesi tanrısı olarak kabul edilir. Kartal dışında en önemlisi simgesi yıldırımdır.
Zeus’a özellikle Olympia ve yaşlı bir kahinin yaşadığı Dodona kentlerinde tapılırdı. Yüce tanrı olmasına rağmen insan nitelikleri taşıdığına, dişi cinsiyete karşı zaafı olduğuna inanılırdı.

Zeus’un iktidarı elde edişi ise şöyle olmuştur. Titanlara karşı öncülük ettiği isyandan sonra Olympos tanrılarının başına geçmiştir. Buna rağmen eşitlikçi bir yaklaşım benimsemiş. Kura sonucu Poseidon ve Hades ile dünya üzerindeki egemenliği paylaşmıştır. Poseidon denizlerin, Hades yeraltı dünyasının, Zeus gökyüzünün hakimi olmuştur. Zeus tanrıların kralı konumuyla Olympos Dağı’nda oturur, meclis toplar ve kararlar çıkartırdı.

Birçok sevgilisi olmasına karşın, Zeus sadece iki kez evlenir. İlk karısı zorla evlendiği dişi Titan Metis’tir. Ondan kaçmak için çeşitli kılıklara bürünür. Sonraki eşi Hera, evlilikte sadakat tanrıçası olduğundan, onun kaçamaklarıyla mücadele eder. Kıskançlığı dillere destandır.

Örneğin; Zeus bir gün Europa isimli ölümlü bir kızı çiçek toplarken görür. Şehvetin etkisiyle kendisini bir boğa’ya dönüştürür ve ağız dolusu çiğdemle kıza yaklaşır. Ardından onu kaçırıp, Girit’e götürür ve orada onunla yatar. ikilinin üç çocuğu olur; Likya kralı Sarpedon; öldükten sonra ölüler diyarında yargıç olan Rhadamanthus ve Girit’in sonraki kralı Minos.

Bir diğer hikaye ise; Zeus’un göz koyduğu başka bir kadın ise Sparta kralının karısı Leda’dır. Hera’nın kıskanç bakışlarından kaçınmak için bir kuğuya dönüşerek onunla yatar. Böylece yumurtadan Helen ve Polydeukes isimli iki çocuk dünyaya gelir.

Başka bir hikayede; Zeus karısı Hera’nın rahibelerinden biri olan Io’ya aşık olur ve onunla yatar. Hera’nın kendisini sadakatsizlikle suçlamasından önce, Io’yu bir ineğe çevirir ve bir hediye olarak Hera’ya geri verir. Hera yüz gözlü Argos’u başına bekçi olarak diker. Zeus’un gönderdiği Hermes bu canavarı öldürüp Io’yu kurtarır.

Pandora’nın Kutusu
Prometheus’un ateşi vererek insanları daha güçlü kılmayı çalışmasına öfkelenen Zeus ondan intikam almaya karar verir. Hephaistos’u insanoğlunun gördüğü en güzel yaratığı yaratmakla görevlendirir. Tanrılar meclisini de toplayarak bu yaratığa her birinin özel bir yetenek vermesini ister. Tanrıların verdiği özel güçlerden dolayı ona her şey bahşedilmiş anlamına gelen Pandora adı verilir. Kadın, Zeus’un kapalı bir kutuya koyduğu bir çeyizle dünyaya gönderilir. Prometheus’un erkek kardeşi Epimetheus, Hermes’in sunduğu Pandora ile evlenmeyi aptalca kabul eder. Bir gün Pandora merak dürtüsüyle çeyiz kutusunu açar ve istemeden insanların üstüne salgınlar saçar, hemen kapattığı kutuda yalnızca umut kalır.

Hera
Rhea ve Kronos’un kızı olan Hera en güzel Olympos tanrıçasıydı. Zeus aşık olduğu Hera’yı ancak bir guguk kuşu biçimine bürünüp ona sarılarak baştan çıkarabilmiştir. Kadınların koruyucu tanrıçası ve Zeus’un karısı olmasından dolayı, Hera’nın görevi evlilikleri korumaktı. Birçok efsane onu kıskanç bir eş olarak yansıtır. Tek eşlilik anlayışının timsali olduğundan, iffetin ve eşe sadakatin bir modeli görevi üstlenmiştir.

Zeus’tan olan çocukları savaş tanrısı Ares, uyumsuzluk tanrıçası Eris, doğum yatağı tanrıçası Eilithyia, gençlik tanrıçası Hebe dir.

Birçok Yunan toplumu bütün antik dünyada yaygın olan kutsal evlilik törenini her yıl yapardı. Bu törenlerde Zeus ile Hera’nın evliliği tasvir edilirdi.

Poseidon
Zeus’un erkek kardeşi olan Poseidon deniz ve nehir tanrısıydı. Fırtınalara ve Depremlere yol açtığına inanılırdı. Hakimiyet bölgesini genişletmek için diğer tanrılarla çekiştiği görülür. Simgesi üç çatallı zıpkındır. Genellikle balık kuyruklu yarı at yaratıkların çektiği bir savaş arabası sürerken görülür.
Kardeşi gibi kadınlara düşkündür. Bir nymphayla ilişkisinden Polyphemos, yani Odysseus’un karşılaştığı insan yiyen Kyklop dünyaya gelmiştir. Tecavüz ederek canavara dönüşmesine yol açtığı Medusa’dan olan oğulları, kanatlı at Pegasus ve Khrysaor adlı devdir. Girit kralı Minos’un kızıyla ilişkisinden bir dev avcısı olan Orion dünyaya gelir.