Interest Rate Swaps
Faiz oranı swapları, iki firmanın aynı bir ulusal para cinsinden sağlamış oldukları kredilerle ilgili faiz yapılarının aralarında değiştirilmesi amacıyla yaptıkları anlaşmalardır. İki kredinin de aynı ulusal paraya bağlı olması nedeniyle ulusal para swaplarından ayrılmaktadır.
Krediler faiz yapıları bakımından ‘sabit faizli’ veya ‘değişken faizli’ olabilmektedirler.
Sabit faizli kredilerin faiz oranları kredinin vadesi boyunca değiştirilmez.
Değişken faizli kredilerin faiz oranları ise piyasadaki gelişmelere bağlı olarak, belirli aralıklarla, genelde 6 ayda bir yeniden ayarlanmaktadır.
Faiz oranı swapları, çoğunlukla aynı paraya bağlı sabit faizli bir borç yapısının değişken faizli başka bir borcun faiz yapısıyla değiştirilmesi şeklinde olmaktadır.
Ulusal para faizlerinde olduğu gibi, bu uygulamada da önce mali piyasaladaki itibarlarına ve deneyimlerine bağlı olarak en uygun koşullu kredinin bulunması gereklidir. Mali itibarı yüksek firmalar sabit faizli tahvil kredilerinde değişken oranlı tahvil kredilerine göre daha avantajlıdırlar.
Değişken oranlı piyasada faizle LIBOR’a eklenen bir faiz marjı (spread) ile ölçülür ve mali güvenilirlik bu marjın boyutunu belirlemekte etkilidir.
Detay Not: Sabit oranlı bir borcun değişken oranlı bir borçla değiştirilmesi biçimindeki faiz oranı swaplarına uygulamada ‘sade vanilya swapı’ (plain vanilla swap) adı verilmektedir. Ancak, aynı para üzerinden sabit faizli bir borcun yine sabit faizli bir borç veya değişken oranlı borcun değişlen oranlı bir borç ile değiştirilmesi şeklinde yapılan faiz oranı swapları da bulunmaktadır.
Faiz oranı swaplarındaki temel varsayım, firmaların karşılaştırmalı olarak daha uygun koşullardan sağladıkları kredinin faiz yapısı aslında onların tercih ettiği faiz ödeme sistemi olmadığıdır. Bu nedenle yapılacak faiz oranı swapı anlaşmasıyla taraflar hem istedikleri faiz yapısına kavuşur, hem de alanda yakalanan uygun kredi avantajından yararlanarak asıl istedikleri türden kredinin maliyetini düşürebilirler.
Faiz oranları swapları başlangıçta ulusal para swapları gibi taraflar arasındaki işlemler biçiminde ortaya çıkmıştır. Ancak, giderek artan düzeyde bankalar ve dealerlar bu piyasada aracılık işlevi görmeye başlamışlardır. Bankalar ilgili tarafların bir araya gelmesine yardımcı olurlar, hatta bugün bankalar kendileri swap işlemlerine taraf olmaktadırlar.
Faiz oranı swapları ulusal para swaplarından sonra ortaya çıkmasına rağmen, onlardan daha hızlı bir gelişim göstermiştir. Faiz oranı swaplarında kullanılan paraların cinsine bakıldığında birinci sırada avro gelmektedir, onu izleyen paralar ise dolar, sterlin ve yendir.
swaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
swaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ocak 2011 Çarşamba
Ulusal Para Swapları
Farklı Ulusal Paralara Bağlı Krediler Üzerinden Yapılan Swaplar
Currency Swaps
1980’lerin başında ilk kez uygulanmaya başlanan farklı ulusal paralar üzerindeki borç swapları, -faiz swapları- kadar olmasa da, hızla gelişmiştir. Ulusal para swapları, bir ulusal paraya bağlı borç yükümlüğünün başka bir ulusal para üzerinden benzer bir borç servisi yükümlülüğü ile değiştirilmesine imkan veren bir uygulamadır.
Bir farklı ulusal para swapına ödünç fon almak isteyen iki firmanın önce en iyi tanıdıkları piyasalardan ve o ülkelerin ulusal paraları üzerinden borçlanmaları ile başlanılır. Somut bir örnekle ile daha net bir açıklama yapılmaktadır.
Örneğin, bir Japon firması tipik olarak kendi piyasasında tanınır ve borçlanmaları da Japon yeni üzerinden kendi ulusal piyasalarında yapılmaktadır. Fakat, diyelim ki söz konusu Japon firması, ABD’ye yönelik ihracatla uğraşan ve buradan sağladığı dolar akımlarıyla borçlarını karşılamak isteyen bir firma olsun. Söz konusu borçlanmayı Amerikan piyasasında dolarla değil de kendi ülkesinde yen ile yapmak istemesi tamamen borçların maliyeti ile ilgilidir. Çünkü, firma kendi piyasasında ün yapmış, o bakımdan da uygun koşullarla borçlanma olanağı mevcuttur. Ancak Amerikan piyasasında tanınmadığı için, daha yüksek faizlerle borç alabilmektedir.
Özet olarak, yen üzerinden borçlanmak söz konusu firma için avantajlıdır. Fakat, firmanın asıl istediği dolarla borçlanmaktır ve bu firma için avantajlı değildir. Tüm bunlara istinaden, firma yen ile borçlanıp, bu borç ödemelerini dolarla yapmayı öngören bir düzenlemeye oldukça istekli olacaktır. Bu düzenleme neticesinde hem kendisine kur garantisi sağlayacak, hem de istediği para üzerinden doğrudan borçlanma durumuna göre ödünç fon maliyetini düşürecektir.
Japon firması böyle bir swap anlaşmasını, aynı durumun tersini yaşayan bir ABD firması ile yapabilir. Eğer bu firmalar birbirlerini bulur ve aralarında swap anlaşması yaparlarsa, iki tarafta bundan yarar sağlayacaktır. Ancak bu tarz bir arayış ve buluşma kolay olmamaktadır. Bu piyasanın gelişmesine bağlı olarak aracılık görevi üstlenen bazı büyük bankalar ve swap dealerları ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ulusal para swapına girişmek isteyen bir firmanın tek yapması gereken bu konularla uğraşan bir banka veya swap dealer ile anlaşmaya varmaktır.
Banka (dealer) tarafları bir araya getirerek ilişkinin kurulmasını sağlar, bu hizmetleri karşılığında belli bir komisyon almaktadır. Bankanın bu şekilde devreye girmesi doğal olarak maliyet avantajlarını azaltacaktır. Çünkü banka komisyonları ile birlikte toplam maliyet avantajları şimdi üç paya ayrılır. (2 firma ve Banka)
Banka ile swap düzenlemesine girişen bir firma açısından çoğu kez ilişkinin öbür tarafındaki firma bilinmemektedir. (işlemin öbür ucunun rasgele olması – blind basis) Bugün itibariyle bankalar swap ticareti konusunda müşterilerine karşı taraf olma hizmeti sağlamaktadırlar. Yani, swap bünyesindeki bu değişimi istenen ulusal para üzerinden ve istenen piyasa oranlarından düzenler ve yükümlüğünün öbür ucunu kendileri karşılar.
Swap bankaları firmalar açısından bir karşı taraf durumunda oldukları için bir ölçüde işlemin mali riskini de üstlenmiş olmaktadırlar. Fakat, belirtmek gerekir ki bankalar da kendi aralarında bu bağlamda swap düzenlemeleri de yapabilmektedirler. Swap anlaşmaları için arzulanan ulusal para cinsi, miktarı ve süresi gibi nitelikler de banka tarafından düzenlenmektedir.
Ulusal para swapları genellikle 10 yıla kadar varabilen vadelerle yapılabilmektedir. Swap işlemi genellikle iki farklı paraya bağlı, fakat tutarları eşit değerde olan kredilerin borç servisi yükümlülüklerinin değiştirilmesi biçiminde olur. Bir ulusal paraya bağlı kredinin başka bir paraya bağlı kredi cisinden karşılığının hesaplanmasında anlaşmaya varılan bir kur esas alınmaktadır. Genellikle cari piyasadaki anında teslim kurudur.
Swap edilecek kredinin anapara miktarına ‘sanal değer’ (notional value) denilmektedir. Ulusal para swaplarının temel özelliklerinden birisi swap edilecek kredi işlemindeki anapara değerlerinin coğunlukla birbirine eşit olmamasıdır.
Bu bir zorunluluk değil, aksine işleri kolaylaştırdığı için yapılmaktadır. Anapara değerlerinin (sana değerlerin) eşitliği, swap sözleşmesi ile gerçekte değiştirilen kredilerin anaparaları değil, bunların ilgili yabancı paralar cinsinden ödenecek faizleridir. Kredilerin sanal değeri, yalnızca işlemin büyüklüğü konusunda bir ölçü birimi işlevi görmektedir. Gerçekte bu miktar yabancı paranın taraflar arasında devredilmesi ve vade sonunda ödenmesi söz konusu olmamaktadır.
Currency Swaps
1980’lerin başında ilk kez uygulanmaya başlanan farklı ulusal paralar üzerindeki borç swapları, -faiz swapları- kadar olmasa da, hızla gelişmiştir. Ulusal para swapları, bir ulusal paraya bağlı borç yükümlüğünün başka bir ulusal para üzerinden benzer bir borç servisi yükümlülüğü ile değiştirilmesine imkan veren bir uygulamadır.
Bir farklı ulusal para swapına ödünç fon almak isteyen iki firmanın önce en iyi tanıdıkları piyasalardan ve o ülkelerin ulusal paraları üzerinden borçlanmaları ile başlanılır. Somut bir örnekle ile daha net bir açıklama yapılmaktadır.
Örneğin, bir Japon firması tipik olarak kendi piyasasında tanınır ve borçlanmaları da Japon yeni üzerinden kendi ulusal piyasalarında yapılmaktadır. Fakat, diyelim ki söz konusu Japon firması, ABD’ye yönelik ihracatla uğraşan ve buradan sağladığı dolar akımlarıyla borçlarını karşılamak isteyen bir firma olsun. Söz konusu borçlanmayı Amerikan piyasasında dolarla değil de kendi ülkesinde yen ile yapmak istemesi tamamen borçların maliyeti ile ilgilidir. Çünkü, firma kendi piyasasında ün yapmış, o bakımdan da uygun koşullarla borçlanma olanağı mevcuttur. Ancak Amerikan piyasasında tanınmadığı için, daha yüksek faizlerle borç alabilmektedir.
Özet olarak, yen üzerinden borçlanmak söz konusu firma için avantajlıdır. Fakat, firmanın asıl istediği dolarla borçlanmaktır ve bu firma için avantajlı değildir. Tüm bunlara istinaden, firma yen ile borçlanıp, bu borç ödemelerini dolarla yapmayı öngören bir düzenlemeye oldukça istekli olacaktır. Bu düzenleme neticesinde hem kendisine kur garantisi sağlayacak, hem de istediği para üzerinden doğrudan borçlanma durumuna göre ödünç fon maliyetini düşürecektir.
Japon firması böyle bir swap anlaşmasını, aynı durumun tersini yaşayan bir ABD firması ile yapabilir. Eğer bu firmalar birbirlerini bulur ve aralarında swap anlaşması yaparlarsa, iki tarafta bundan yarar sağlayacaktır. Ancak bu tarz bir arayış ve buluşma kolay olmamaktadır. Bu piyasanın gelişmesine bağlı olarak aracılık görevi üstlenen bazı büyük bankalar ve swap dealerları ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ulusal para swapına girişmek isteyen bir firmanın tek yapması gereken bu konularla uğraşan bir banka veya swap dealer ile anlaşmaya varmaktır.
Banka (dealer) tarafları bir araya getirerek ilişkinin kurulmasını sağlar, bu hizmetleri karşılığında belli bir komisyon almaktadır. Bankanın bu şekilde devreye girmesi doğal olarak maliyet avantajlarını azaltacaktır. Çünkü banka komisyonları ile birlikte toplam maliyet avantajları şimdi üç paya ayrılır. (2 firma ve Banka)
Banka ile swap düzenlemesine girişen bir firma açısından çoğu kez ilişkinin öbür tarafındaki firma bilinmemektedir. (işlemin öbür ucunun rasgele olması – blind basis) Bugün itibariyle bankalar swap ticareti konusunda müşterilerine karşı taraf olma hizmeti sağlamaktadırlar. Yani, swap bünyesindeki bu değişimi istenen ulusal para üzerinden ve istenen piyasa oranlarından düzenler ve yükümlüğünün öbür ucunu kendileri karşılar.
Swap bankaları firmalar açısından bir karşı taraf durumunda oldukları için bir ölçüde işlemin mali riskini de üstlenmiş olmaktadırlar. Fakat, belirtmek gerekir ki bankalar da kendi aralarında bu bağlamda swap düzenlemeleri de yapabilmektedirler. Swap anlaşmaları için arzulanan ulusal para cinsi, miktarı ve süresi gibi nitelikler de banka tarafından düzenlenmektedir.
Ulusal para swapları genellikle 10 yıla kadar varabilen vadelerle yapılabilmektedir. Swap işlemi genellikle iki farklı paraya bağlı, fakat tutarları eşit değerde olan kredilerin borç servisi yükümlülüklerinin değiştirilmesi biçiminde olur. Bir ulusal paraya bağlı kredinin başka bir paraya bağlı kredi cisinden karşılığının hesaplanmasında anlaşmaya varılan bir kur esas alınmaktadır. Genellikle cari piyasadaki anında teslim kurudur.
Swap edilecek kredinin anapara miktarına ‘sanal değer’ (notional value) denilmektedir. Ulusal para swaplarının temel özelliklerinden birisi swap edilecek kredi işlemindeki anapara değerlerinin coğunlukla birbirine eşit olmamasıdır.
Bu bir zorunluluk değil, aksine işleri kolaylaştırdığı için yapılmaktadır. Anapara değerlerinin (sana değerlerin) eşitliği, swap sözleşmesi ile gerçekte değiştirilen kredilerin anaparaları değil, bunların ilgili yabancı paralar cinsinden ödenecek faizleridir. Kredilerin sanal değeri, yalnızca işlemin büyüklüğü konusunda bir ölçü birimi işlevi görmektedir. Gerçekte bu miktar yabancı paranın taraflar arasında devredilmesi ve vade sonunda ödenmesi söz konusu olmamaktadır.
Döviz Swapları
Foreign Exchange Swaps
Döviz swapları bankalar arasında kendilerine ait olan döviz pozisyonlarını değiştirmek maksadıyla yaklaşık olarak 50 yıldır kullanılan bir yöntemdir. Kısaca, daha sonra aynen iade edilmek üzere yapılan bir tür para değiş tokuşu işlemidir.
Somut bir örnek üzerinden gidersek, dolar üzerinden eksik pozisyon vermekte olan bir A bankasını ele alalım. Aynı zamanda bir B bankası da dolar üzerinden fazla pozisyon vermekte olsun. Bu pozisyon durumları neticesinde her iki bankada bir kur riski içerisinde olmaktadır. (kur değişimleri nedeniyle zarar etmek) Bu nedenle, pozisyonlarını denkleştirme kararı verdiklerinde, bunu en kolay ve masrafsız yolu bu iki bankanın bir swap anlaşması yaparak pozisyonlarını takas etmeleridir.
Özetle, belirli bir kur üzerinde (örneğin o günkü anında döviz kuru) anlaşarak A bankası B’deki dolar fazlasını devralır ve ona karşılığında TL miktarını verir. Anlaşma süresi dolduğunda ise bu kez önceki işlemlerin tam tersini yaparlar. A dolarları eski sahibi B’ye verirken, B bankası da ona verdiği TL’leri iade eder.
Buna bir tür karşılıklı kredi işlemi olarak bakabiliriz. Bir taraf diğerine dolar cinsinden, öbürü de ona TL üzerinden kredi açmış gibi olmaktadır. İki tarafta diğerinden almış olduğu kredi ana parasını aynen geriye ödeyeceği için bir kur riski söz konusu olmaz. Ancak iki ulusal paraya ait faiz oranlarına bağlı olarak, yüksek faizli para kredisini kullanan tarafın düşük faizli parayı kullanana faiz farkını dengeleyecek ölçüde bir ödeme yapması gerekmektedir.
Firmalar da geçici olarak bir para cinsinden ihtiyaç fazlası, diğeri cinsinden eksikle karşılaşmaları durumunda, aynı şekilde swap tekniğine başvurabilirler.
Somut bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse, A firmasının şu anda kasasında 10,000$ dövizi vardır ve firma bu döviz fonlarına 30 gün sonra ihtiyacı olacaktır. Fakat, aynı zamanda 30 günlük süre içinde döviz yerine TL olarak likiditeye ihtiyacı bulunmaktadır. Bu durumda firma döviz piyasası yoluyla hareket ederek likidite ihtiyacını karşılayabilir.
Bunu elindeki dolarları anında piyasada TL’ye dönüştürerek ve 30 gün sonra da tekrar piyasada TL karşılığı alarak yapabilir. Ama bu şekilde bir yöntem karşısında döviz alış ve satış kurları arasında fark gereği firma bir kayba uğramaktadır.
Bunun yerine o anda dolar ihtiyacı ve TL fazlası olan bir başka firma bulabilirdi. Onunla swap işlemine girişirse söz konusu sakıncalar engellemiş olacaktır. Çünkü geçici olarak A’nın aldığı TL fonları ile diğer firmanın aldığı dolar fonları bir süre sonra aynen geri verilmektedir. Faiz farkı dolayısıyla oluşan risk ise swap anlaşması sırasında önlenebilir.
Diğer taraftan kur riskinden korunma amacıyla dövizle uğraşan ticari işletmelerin, uluslararası mali piyasalara yatırım yapan yatırımcı veya dış mali fon kullananların kur riskine karşı korunmak için yaptıkları işlemler de bir swap işlemi niteliğinde olabilmektedir.
Geleneksel olarak tanımlanan bu türdeki swaplara döviz swapı denilmektedir. Döviz swaplarının temel özelliği anında teslim kaydıyla alınıp, vadeli olarak satılmasıdır. (veya tam tersi)
Yani, *bugün yapılan bir işlem bir süre sonra vadeli işlem olarak tersine çevrilmektedir. Bu iki işlemin birbirine bağlanıp tek bir işlem olarak yapılması döviz swaplarının fark yaratan özelliğidir.
Döviz swapları bankalar arasında kendilerine ait olan döviz pozisyonlarını değiştirmek maksadıyla yaklaşık olarak 50 yıldır kullanılan bir yöntemdir. Kısaca, daha sonra aynen iade edilmek üzere yapılan bir tür para değiş tokuşu işlemidir.
Somut bir örnek üzerinden gidersek, dolar üzerinden eksik pozisyon vermekte olan bir A bankasını ele alalım. Aynı zamanda bir B bankası da dolar üzerinden fazla pozisyon vermekte olsun. Bu pozisyon durumları neticesinde her iki bankada bir kur riski içerisinde olmaktadır. (kur değişimleri nedeniyle zarar etmek) Bu nedenle, pozisyonlarını denkleştirme kararı verdiklerinde, bunu en kolay ve masrafsız yolu bu iki bankanın bir swap anlaşması yaparak pozisyonlarını takas etmeleridir.
Özetle, belirli bir kur üzerinde (örneğin o günkü anında döviz kuru) anlaşarak A bankası B’deki dolar fazlasını devralır ve ona karşılığında TL miktarını verir. Anlaşma süresi dolduğunda ise bu kez önceki işlemlerin tam tersini yaparlar. A dolarları eski sahibi B’ye verirken, B bankası da ona verdiği TL’leri iade eder.
Buna bir tür karşılıklı kredi işlemi olarak bakabiliriz. Bir taraf diğerine dolar cinsinden, öbürü de ona TL üzerinden kredi açmış gibi olmaktadır. İki tarafta diğerinden almış olduğu kredi ana parasını aynen geriye ödeyeceği için bir kur riski söz konusu olmaz. Ancak iki ulusal paraya ait faiz oranlarına bağlı olarak, yüksek faizli para kredisini kullanan tarafın düşük faizli parayı kullanana faiz farkını dengeleyecek ölçüde bir ödeme yapması gerekmektedir.
Firmalar da geçici olarak bir para cinsinden ihtiyaç fazlası, diğeri cinsinden eksikle karşılaşmaları durumunda, aynı şekilde swap tekniğine başvurabilirler.
Somut bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse, A firmasının şu anda kasasında 10,000$ dövizi vardır ve firma bu döviz fonlarına 30 gün sonra ihtiyacı olacaktır. Fakat, aynı zamanda 30 günlük süre içinde döviz yerine TL olarak likiditeye ihtiyacı bulunmaktadır. Bu durumda firma döviz piyasası yoluyla hareket ederek likidite ihtiyacını karşılayabilir.
Bunu elindeki dolarları anında piyasada TL’ye dönüştürerek ve 30 gün sonra da tekrar piyasada TL karşılığı alarak yapabilir. Ama bu şekilde bir yöntem karşısında döviz alış ve satış kurları arasında fark gereği firma bir kayba uğramaktadır.
Bunun yerine o anda dolar ihtiyacı ve TL fazlası olan bir başka firma bulabilirdi. Onunla swap işlemine girişirse söz konusu sakıncalar engellemiş olacaktır. Çünkü geçici olarak A’nın aldığı TL fonları ile diğer firmanın aldığı dolar fonları bir süre sonra aynen geri verilmektedir. Faiz farkı dolayısıyla oluşan risk ise swap anlaşması sırasında önlenebilir.
Diğer taraftan kur riskinden korunma amacıyla dövizle uğraşan ticari işletmelerin, uluslararası mali piyasalara yatırım yapan yatırımcı veya dış mali fon kullananların kur riskine karşı korunmak için yaptıkları işlemler de bir swap işlemi niteliğinde olabilmektedir.
Geleneksel olarak tanımlanan bu türdeki swaplara döviz swapı denilmektedir. Döviz swaplarının temel özelliği anında teslim kaydıyla alınıp, vadeli olarak satılmasıdır. (veya tam tersi)
Yani, *bugün yapılan bir işlem bir süre sonra vadeli işlem olarak tersine çevrilmektedir. Bu iki işlemin birbirine bağlanıp tek bir işlem olarak yapılması döviz swaplarının fark yaratan özelliğidir.
Swaplar
Swaps
Geleceğe yönelik döviz işlemlerinden bir diğeri swaplardır. (Diğer İşlem Türleri Hakkında Bilgi Almak için Tıklayınız)
Swapların değişik türleri vardır. Bunlar arasında özellikle döviz swapları (foreign exchange swaps), ulusal para swapları (currency swaps) ve faiz oranı swapları (interest rate swaps) özel bir yere sahiptir.
Döviz swapları genellikle bir anında teslim işlemi ile bir vadeli döviz işleminin birlikte yapılması şeklinde gerçekleşmektedir. (Yani dövizin hem alınıp hem de satılmasını aynı anda gerçekleştirmek)
Örnek olarak, bir yabancı paranın anında teslim kaydıyla satılıp, vadeli olarak geri alınması veya tersine anında teslim edilmek üzere satın alınan dövizin vadeli olarak satılması gösterilebilir.
Geleceğe yönelik döviz işlemlerinden bir diğeri swaplardır. (Diğer İşlem Türleri Hakkında Bilgi Almak için Tıklayınız)
Swapların değişik türleri vardır. Bunlar arasında özellikle döviz swapları (foreign exchange swaps), ulusal para swapları (currency swaps) ve faiz oranı swapları (interest rate swaps) özel bir yere sahiptir.
Döviz swapları genellikle bir anında teslim işlemi ile bir vadeli döviz işleminin birlikte yapılması şeklinde gerçekleşmektedir. (Yani dövizin hem alınıp hem de satılmasını aynı anda gerçekleştirmek)
Örnek olarak, bir yabancı paranın anında teslim kaydıyla satılıp, vadeli olarak geri alınması veya tersine anında teslim edilmek üzere satın alınan dövizin vadeli olarak satılması gösterilebilir.
Döviz Swapları (Foreign Exchange Swaps)
Farklı Ulusal Para Swapları (Currency Swaps)
Faiz Oranı Swapları (Interest Rate Swaps)
Farklı Ulusal Para Swapları (Currency Swaps)
Faiz Oranı Swapları (Interest Rate Swaps)
Söz konusu swap türleri hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşmak için üzerine tıklayabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)