temel bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
temel bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2011 Salı

Devalüasyon

Basit bir tanımlamaya göre devalüasyon; sabit kur rejimlerinde hükümet kararı ile resmi döviz kurun yükseltilmesi olayına denilmektedir. Revalüasyon ise bunun tam tersi yönünde ulusal paranın değerlendirilmesi olarak ifade edilir.

Bu tanımlamalarda önem verilmesi gereken birinci nokta, uygulanan kur sistemidir. Devalüasyon veya revalüasyon terimleri sabit veya istikrarlı kur sistemlerinde ve hükümet kararı ile döviz kurlarında yapılan ayarlamalar için kullanılmaktadır. Yani serbest dalgalanan kur sistemlerinde piyasanın işleyişi dolayısıyla kurun yükselmesi (ulusal paranın değer yitirmesi – depreciation) veya kurun düşmesi (ulusal paranın değer kazanması – appreciation) için devalüasyon ve revalüasyon terimlerini kullanmak doğru olmaz.

Fakat resmen sabit kurların olmadığı ve kurların piyasaya bırakıldığı sistemlerde de devalüasyon benzeri uygulamalarla karşılaşılması mümkündür. Örneğin, *kurlar piyasaya bırakılmış olduğunda bile merkez bankası müdahaleleri ile piyasa kurunu denge kurundan düşük tutabilmektedir. Bu tarz uygulamalara ulusal paranın aşırı değerlenmiş olmasına neden olan değerlenmiş kur politikası denilmektedir.

Hem Türkiye bağlamında hem de Güney Doğu Asya ülkelerinde kısa süreli yabancı sermayeyi ülkeye çekmek için böyle düşük kur politikaları, yüksek faiz teşvikiyle birlikte uygulanmıştır. Fakat unutulmaması gereken nokta, bu politikaların ulusal paranın aşırı değerlenmiş hale getirmesi nedeniyle ihracatı azaltarak sözü edilen ülkelerin dış ödeme açığı sorunlarını daha zorlayıcı noktalara götürebilmektedir. Sonuç olarak ekonomik kriz kaçınılmaz bir hal alabilmektedir. Krize sürüklenen ülkelerde genellikle ilk olarak, ulusal paralar devalüe edilmesi gündeme gelir.

Özetle devalüasyon uygulamaları temelde kur sistemine özgü olmakla birlikte, kurlarını piyasaya bırakan, fakat piyasaya müdahalelerde bulunan ülkelerde de örnekleri görülen uygulamalardır. Ancak normalde kurların serbest piyasa ortamında arz ve talebe bağlı olarak değişmesi ile devalüasyon ve revalüasyon uygulaması karıştırılmamalıdır.

Diğer taraftan kurun piyasa mekanizmasının işleyişi sonucunda veya hükümetin müdahalesi ile yükseltilmesi durumunda ortaya çıkacak olaylar birbirine benzer niteliktedir. O bakımdan, serbest dalgalanan kur sistemi incelenmesi yaptığımız yazıda inceleyebileceğiniz sistemi bu yazıda devalüasyon üzerinde irdeleyeceğiz.

Her iki sistemdeki kur değişmeleri nitelikleri bakımından tamamen birbirinin aynısı olmadığını belirtmek gerekir. Örneğin, kurlardaki bir değişmenin geçerlilik süreleri arasında büyük farklılıklar olabilmektedir. Mesela sabit veya istikrarlı kur sistemlerinde bir devalüasyon (veya revalüasyon) yapılındığında, belirlenen yeni kurlar uzun süre geçerli olabilmektedir. (bir sonraki yeni ayarlama gelene kadar yıllar geçebilir)

Devalüasyon gerçekleştirildiği ekonomi üzerinde bir tür “şok” etkisi ortaya çıkartmaktadır. Yani kur ayarlaması yüksek oranlıdır ve devalüasyon kararı bir kriz ortamında ekonomiyi daraltma amacına yönelik başka önlemler içeren toplu bir politikanın parçası olmaktadır.

Devalüasyon ve Esneklik Yaklaşımı

J Eğrisi Etkisi

Esneklik Yaklaşımıyla Devalüasyonda Başarı Şartları

yukarda yazılan konular hakkında detaylı bilgilere ulaşmak için üzerlerine tıklayabilirsiniz..

1 Şubat 2011 Salı

Bilgisayar - Temel Bilgiler

Bilgisayarlar girilen bilgiler ve verilen komutlarla aritmetiksel ve mantıksal işlemler yapan ve işlenen verileri ileten elektronik bir makinedir. Bilgisayar verilen bilgiler depolar, hesaplar, karşılaştırır, kontrol eder, gerek emir ve kararlar doğrultusunda işlem yapılmasını sağlar.

Bilgisayar, tasarlandığı şekilde hareket ederek programın dışına çıkmadan işlemler yapmak için üretilir. Bu yüzden düşünme yeteneği yoktur. Fakat, günümüzde hızlı ve güvenilir işlem yapması nedeniyle yaşamımızın önemli parçasından biri olmuştur. (Hesap makinelerini bilgisayarların atası olarak görebiliriz)

Kullanım alanı çok geniştir. Mühendislik hesaplamalarında, işletme ve muhasebe işlerinde, bankacılıkta, tıpta, uçak, radar, roket gibi araçların otomatik kontrolünde, eğitimde, yabancı dil tercüme işlerinde, iletişim gibi hızlı, yoğun ve güvenilir hesap isteyen her alanda kullanılabilmektedir.

Bilgisayarın Yapısı

Bilgisayarlar Donanım (hardware) ve Yazılım (software) olmak üzere iki çeşit bileşenlerden oluşmaktadır.

Donanım: Bilgisayarı oluşturan elektronik ve mekanik cihazlara Donanım denir.

Yazılım: Donanımsal cihazların aktif olarak çalışmasını sağlayan ve herhangi bir işlemin yapılabilmesi için gerekli olan programlara da Yazılım denmektedir.


  • Mikro İşlemci
  • RAM Bellek
  • ROM Bellek
  • Harddisk
  • Anakart
  • Ekran Kartı
  • Modem

YAZILIM
  • Windows
  • Word
  • Autocad
  • Logo LKS
  • Sigma
  • Eta
  • Excel

26 Ocak 2011 Çarşamba

Döviz Swapları

Foreign Exchange Swaps

Döviz swapları bankalar arasında kendilerine ait olan döviz pozisyonlarını değiştirmek maksadıyla yaklaşık olarak 50 yıldır kullanılan bir yöntemdir. Kısaca, daha sonra aynen iade edilmek üzere yapılan bir tür para değiş tokuşu işlemidir.

Somut bir örnek üzerinden gidersek, dolar üzerinden eksik pozisyon vermekte olan bir A bankasını ele alalım. Aynı zamanda bir B bankası da dolar üzerinden fazla pozisyon vermekte olsun. Bu pozisyon durumları neticesinde her iki bankada bir kur riski içerisinde olmaktadır. (kur değişimleri nedeniyle zarar etmek) Bu nedenle, pozisyonlarını denkleştirme kararı verdiklerinde, bunu en kolay ve masrafsız yolu bu iki bankanın bir swap anlaşması yaparak pozisyonlarını takas etmeleridir.

Özetle, belirli bir kur üzerinde (örneğin o günkü anında döviz kuru) anlaşarak A bankası B’deki dolar fazlasını devralır ve ona karşılığında TL miktarını verir. Anlaşma süresi dolduğunda ise bu kez önceki işlemlerin tam tersini yaparlar. A dolarları eski sahibi B’ye verirken, B bankası da ona verdiği TL’leri iade eder.

Buna bir tür karşılıklı kredi işlemi olarak bakabiliriz. Bir taraf diğerine dolar cinsinden, öbürü de ona TL üzerinden kredi açmış gibi olmaktadır. İki tarafta diğerinden almış olduğu kredi ana parasını aynen geriye ödeyeceği için bir kur riski söz konusu olmaz. Ancak iki ulusal paraya ait faiz oranlarına bağlı olarak, yüksek faizli para kredisini kullanan tarafın düşük faizli parayı kullanana faiz farkını dengeleyecek ölçüde bir ödeme yapması gerekmektedir.

Firmalar da geçici olarak bir para cinsinden ihtiyaç fazlası, diğeri cinsinden eksikle karşılaşmaları durumunda, aynı şekilde swap tekniğine başvurabilirler.

Somut bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse, A firmasının şu anda kasasında 10,000$ dövizi vardır ve firma bu döviz fonlarına 30 gün sonra ihtiyacı olacaktır. Fakat, aynı zamanda 30 günlük süre içinde döviz yerine TL olarak likiditeye ihtiyacı bulunmaktadır. Bu durumda firma döviz piyasası yoluyla hareket ederek likidite ihtiyacını karşılayabilir.

Bunu elindeki dolarları anında piyasada TL’ye dönüştürerek ve 30 gün sonra da tekrar piyasada TL karşılığı alarak yapabilir. Ama bu şekilde bir yöntem karşısında döviz alış ve satış kurları arasında fark gereği firma bir kayba uğramaktadır.

Bunun yerine o anda dolar ihtiyacı ve TL fazlası olan bir başka firma bulabilirdi. Onunla swap işlemine girişirse söz konusu sakıncalar engellemiş olacaktır. Çünkü geçici olarak A’nın aldığı TL fonları ile diğer firmanın aldığı dolar fonları bir süre sonra aynen geri verilmektedir. Faiz farkı dolayısıyla oluşan risk ise swap anlaşması sırasında önlenebilir.

Diğer taraftan kur riskinden korunma amacıyla dövizle uğraşan ticari işletmelerin, uluslararası mali piyasalara yatırım yapan yatırımcı veya dış mali fon kullananların kur riskine karşı korunmak için yaptıkları işlemler de bir swap işlemi niteliğinde olabilmektedir.

Geleneksel olarak tanımlanan bu türdeki swaplara döviz swapı denilmektedir. Döviz swaplarının temel özelliği anında teslim kaydıyla alınıp, vadeli olarak satılmasıdır. (veya tam tersi)

Yani, *bugün yapılan bir işlem bir süre sonra vadeli işlem olarak tersine çevrilmektedir. Bu iki işlemin birbirine bağlanıp tek bir işlem olarak yapılması döviz swaplarının fark yaratan özelliğidir.

9 Aralık 2010 Perşembe

Mutlak Üstünlük Teorisi (theory of absolute advantage)

Adam Smith'in merkantilizm eleştirisi sırasında ortaya koyduğu klasik liberalizm düşüncesini gerçeklediğinde temel dayanak noktası olarak ileri sürdüğü teori mutlak üstünlük teorisiydi. Bu teorinin neticesinde dış ticaretin yapılmasının her iki ülke için daha fazla refah anlamına geleceğini ve iki ülkenin de bundan kazançlı çıkacağı anlatılır.

1 işçinin günlük üretimi açısından bakarak,
yani emek-değer teorisi bakımından değerlendirirsek,

Türkiye 1 günde A malından 60 birim ve B malından 30 birim üretebiliyor.
Almanya 1 günde A malından 10 birim ve B malından 50 birim üretebiliyor.

Sonuç olarak Türkiye A malı üretiminde mutlak bir üstünlüğe sahiptir ve bu ürün üzerine uzmanlaşması gerekmektedir. Almanya ise B malı üretiminde mutlak bir üstünlüğe sahip görünmektedir ve B malında uzmanlaşma yoluna gitmelidir.

Teori sonucunda yapılması beklenen ticari davranış, Türkiye bu sayede tüm olanakları neticesinde A malı üretimini gerçekleştirip, A malını kullanarak mal değişim yoluyla B malını bu üründe uzmanlaşan Almanya'dan ithal etmelidir. Dünya toplam üretimi bu sayede daha fazla olacak ve daha fazla refaha ulaşmak mümkün olacaktır.

Adam Smith'in ilk olarak 1776 Ulusların Zenginliği adlı eserinde söylediği bu teori uluslarası ticaretin varolma nedenini ortaya koyan tarihsel açıdan önemli bir noktayı gösterir.

Emek - Değer Teorisi

Emek - Değer teorisi Adam Smith ortaya atılan ve sonrasında David Ricardo tarafından kullanılan özellikle dış ticaret açısından ekonomik ilişkiler konusunda temel dayanak noktasını oluşturur.

Kısaca, Bir üretim maliyetinin o üretim için harcanan emeğe eşit olduğunu ifade eder.

Maliyet = Harcanan Emek

Bu teorinin içeriğini oluştururken emek homojen bir değer olarak kabul edilmiş, yani her işçinin ortaya koyduğu emeğin aynı nitelik ve niceliğe sahip olduğu farzedilmiştir.

Ayrıca doğal kaynakların doğanın insanlara bir bağışı olarak düşünülmesi ve bunları elde etmek için emek harcanmadığı varsayılmıştır.

Sermaye biriktirilmiş üretim aracı yani emek demektir. Sermayeyi yaratan emek olduğu için emek ile ölçülmesi gerektiği düşünülmüştür.

Genel anlamda teorinin ortaya koyduğu ise;

Emek fazla ise = Maliyet fazla olur = Fiyat fazla olur.
Emek az ise = Maliyet az olur = Fiyat az olur.