2 Ekim 2012 Salı

İktisat Biliminde Fayda Kavramı

Fayda, bireylerin tüketilen mal ve hizmetten elde edeceği memnuniyet olarak ifade edilebilmektedir.

İktisatçılar tüketicinin amacı fayda maksimizasyonu olduğunu belirtir. Ölçülüp ölçülemeyeceği konusu ise ayrı bir tartışma alanı oluşturmuştur.

Kardinalist (sayısalcı) düşünürler ise, faydanın parayla veya "util" denilen bir birim ile ölçülebileceğini öne sürmüşlerdir.

Ordinalist (sırasalcı) düşünürler ise, aksine faydanın ölçülebilecek bir şey olmadığını söylemişlerdir.

TOPLAM FAYDA - TU
Belirli bir zaman diliminde, bireyin diğer mal ve hizmetlerden olan tüketimi sabit iken; bir malın çeşitli miktarının tüketilmesi sonucu ulaşılan tatmin düzeyidir.

MARJİNAL FAYDA - MU
Belirli bir zaman diliminde bir maldan bir birim daha fazla tüketilmesi sonucunda toplam faydada meydana gelen değişime marjinal fayda denilmektedir.

MARJİNAL FAYDA FORMÜLÜ

MU (marjinal fayda)
TU ( toplam fayda)
Q (Malın değeri)
(2 - son değer)
(1 - bir önceki değer)

MU = (TU2-TU1) / (Q2-Q1)

Örnek üzerinden gitmek gerekirse çok açıkmış bir kimse lokantaya gittiğinde yediği ilk lahmacunda 20 birim fayda sağlıyorsa, ikinci lahmacunda kendine toplam 34 birim fayda sağlıyor diye düşünürsek, bunu az önceki formül üzerinde gösterelim.

MU = (TU2-TU1) / (Q2-Q1)
MU = (34-20) / (2-1)
MU = 14

Sonuç olarak birinci lahmacundan alınan marjinal fayda 20 birim iken,
İkinci lahmacundan alınan marjinal fayda 14 birim olmuştur.

AZALAN MARJİNAL FAYDA
Bir malın ilave miktarı tüketildikçe elde edilen ek faydanın azalacağına dair iktisat ilkesidir.

Örnek; bir kimse üst üste birkaç bardak su içerse birinci bardaktan sağlayacağı ek fayda ile üçüncü bardaktan sağlayacağı fayda arasındaki fark bunu açıklamak için kullanılabilir.

Marjinal Fayda sıfıra (O) a düşerse, Toplam faydanın azami düzeyine ulaştığı kabul edilir. Bu aşamadan sonra her yeni birim tüketim toplam faydayı azaltacaktır. Bunun sebebi, tüketim arttıkça tüketicinin o mala ihtiyacının giderek azalması gösterilebilir.

Marjinal Fayda eğrisinin azalan eğimli olmasının sebebi de "Azalan Marjinal Fayda Kanunu" sebebi iledir.

Tüketici Dengesi; (Fayda Maksimizasyonu) Tüketici bir mal için harcadığı paranın marjinal faydası bir başka mala harcadığı paranın marjinal faydasına eşit olduğu mal bileşimi tercihi ile faydayı maksimize etmektedir.

Örneğin, Tüketicinin biri lahmacun ve hamburger tükettiğini düşünürsek, elde edilen faydanın maksimize edilebilmesi için ödediği para ve elde ettiği faydanın toplamı eşit olmalı. Bu durumu formül üzerinde ifade etmek gerekirse aşağıdaki eşitlik sağlandığında tüketicinin elde ettiği fayda maksimize edilmiş olur.

Lahmacun Marjinal Fayda / Lahmacun Fiyatı = Hamburger Marjinal Fayda / Hamburger Fiyatı






Ekonomik Sistemler

Tüm ekonomi anlayışlarının cevap aradığı 3 temel soru mevcuttur.

Birincisi, Neler Üretilecek?
Bu soru üretim imkanları sınırı üzerinde hangi noktada bulunacağını ve hangi malların ne düzeyde üretileceği sorunu ile ilgili olmaktadır.

İkincisi, Nasıl Üretilecek?
Bu soru toplumun kendine uygun üretim tekniğini mutlaka seçmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.

Üçüncüsü, Kimler için Üretilecek, Nasıl Paylaşılacak?
Bu soru ekonomideki üretimin toplum üyeleri arasında nasıl pay edileceğiyle ilişkilidir.

Bu 3 temel sorunun çözümü için, toplumlar siyasi yapılarına uygun ekonomik sistemler benimsemektedirler.

PİYASA EKONOMİLERİ
Birbirinden bağımsız olarak hareket eden tüketiciler, üreticiler, devlet ve diğer organizasyonların kararlarına bağlı olarak cevap bulan ekonomik sistemdir. Devletin ekonomi üzerinde etkisi oldukça sınırlıdır, başarısızlık durumda devreye girmesi kabul edilmektedir. Bu ekonomide kaynaklar şahıslara aittir. Temel koordinasyonu piyasada belirlenen fiyatlar sağlamaktadır. Bu yüzden bu sisteme "Fiyat Sistemi" de denilmektedir. Fiyatlar piyasa ekonomisinde önemli rol oynar.
-Fiyatlar, neyin üretileceği ve tüketileceği konusunda sinyal görevi üstlenmektedir.
-Fiyatlar, insanların tüketimine ve üretimlerine yönelik teşvik mekanizması oluşturmaktadır.
-Fiyatlar, bölüşüm mekanizmasının işlemesinde önemli rol oynamaktadır.

KUMANDA EKONOMİLERİ
Temel ekonomik sorunlara ilişkin kararların merkezi otorite (DEVLET) tarafından alındığı ekonomik sistemdir. Üretim kaynakları merkezi otoriteye aittir. Devlet fiyatları belirler. Bu sistem günümüzde oldukça az ülkede uygulanmaktadır.

KARMA EKONOMİLER
Kamu mülkiyeti ve özel mülkiyetin, piyasa ekonomisi ve piyasa ekonomisine devlet müdahalesinin, fiyat mekanizması ve planlamanın farklı ölçülerde bir araya getirilmesi ile çalışan ekonomik sistemdir. Günümüzde en çok yaygın olan sistem olarak kabul edilebilir. Devlet müdahalesinin de mümkün olduğu piyasa ekonomisi olarak kısaca ifade edilebilir.

Üretim İmkanları Eğrisinde Kayma

Üretimin artması iktisat biliminde ekonomik büyüme olarak adlandırılır. Üretimin artması bir ekonominin üretim imkanları eğrisinin sağa kayması ile gerçekleşmektedir. Üretim imkanları eğrisini kaydıran başlıca  nedenler şunlardır;

1- Üretilen bir malın teknolojisindeki gelişmeler sadece o malın ekseninde dışa doğru bir açılım yaratmaktadır.

2- Üretim faktörlerinin miktarında meydana gelen artış ekonomik büyüme üretim imkanları eğrisini sağa doğru kaydıracaktır.

3- Ekonomik büyüme sonucunda oluşan kaynakları tüketim malları üretiminde kullanan ülkeler ile, yatırım malları üretiminde kullanan ülkeler arasında farklılık söz konusu olacaktır.


28 Eylül 2012 Cuma

Üretim İmkanları Eğrisi

Ekonominin temel prensibi olan Kıtlık kavramına bağlı olarak ortaya çıkan seçim zorunluluğu ve fırsat maliyeti kavramı, üretim imkanları eğrisini oluşturmaktadır.

Mevcut üretim faktörleri ve üretim teknolojisi veri iken belirli bir dönemde ekonominin maksimum düzeyde üretebileceği çeşitli ürün bileşimlerini gösteren eğridir. (grafik üzerinde) 

Bu konuyu daha net anlatmak için örnekler üzerinden gitmek daha doğru olacaktır. Bir fabrika bünyesinde örneğin yıllık 500 adet bilgisayar ve 5000 ton zeytinyağı ürettiğini varsayalım. Eğer üretilen ürünlerden birine mesela bilgisayara daha fazla talep varsa, bu fabrika koşullarını değiştirmeden (işçi sayısı ve üretim imkanları vb.) bilgisayar üretimine yoğunluk vereceği için zeytinyağı üretiminde doğal olarak bir azalma söz konusu olacaktır. Aynı kural, tam tersi durumda da geçerli olacaktır.

Yoğunluk hangi ürüne verilirse diğerinin üretiminde bir azalma meydana gelecektir. Üretim imkanları eğrisi üzerinde nerede olunacağına toplumun tercihleri karar verecektir. Hangi ürünün daha çok talep edildiğine bağlı olarak.

Üretim imkanları eğrisinin orijine iç bükey olmasının sebebi, artan fırsat maliyetidir.

Bir malın daha fazla üretilebilmesi için diğer malın üretiminden vazgeçilen miktarı ifade etmektedir. Şayet fırsat maliyeti değişmiyorsa, bunun anlamı doğru şeklinde bir üretim imkanları eğrisine sahibiz demektir.

Marjinal Dönüşüm Oranı; Bir maldan bir birim daha fazla üretmek için öteki malın üretiminden fedakarlık etmek gerektiğini göstermektir. Diğer adı FIRSAT MALIYETI dir.

Fırsat Maliyeti = Tereyağı üretimindeki değişim / Bilgisayar üretimindeki değişim


Pozitif ve Normatif Farkı

Bir şeyin mevcut durumunu inceleyerek, ne olduğunu belirlemeye çalışan ve değer yargısı içermeyen açıdan incelenmesine pozitif olarak değerlendirme denilmektedir. Bu düşüncenin uç noktası pozitivizm felsefesidir. Yani dünyanın var olan gerçeklerle açıklamaya çalışmak.

Normatif olarak incelemek ise olması gerekenin ne olduğuna yönelik değerlendirme anlamına gelmektedir. Bu yüzden değer yargıları içeren bir düşünce yapısına sahiptir.


Mikro - Makro İktisat Farkı

Mikro İktisat: Ekonominin mevcut durumunu inceleyerek, insan davranışı (birey) ve insanların piyasa endüstri, firma ve birey olarak nispeten küçük birimlerle ilişkili tercihlerini inceleyen bölüm olarak kabul edilir. Temel konuları; bireysel ekonomik kararların oluşturulması, kaynak dağılımı, fiyatlar, üretim ve gelir dağılımının belirlenmesi yer almaktadır.

Makro İktisat: Ekonomiyi bir bütün olarak ve toplumsal davranışlar açısından inceleyen iktisat bölümüdür. Temel konuları; Milli Gelir, Faiz, Bankacılık, Enflasyon, Ekonomik Büyüme olmaktadır.

Kısaca, mikro iktisat belirli bir mal veya hizmetin arzı ve talebi ile ilgilenirken, makro iktisat mal ve hizmet talebinin geneliyle ilgilenmektedir.

2 Eylül 2012 Pazar

Uluslararası Aktör

James Dougherty e göre uluslararası aktör, uluslararası arenada az veya çok bağımsız eylemler geliştirme yeteneğine sahip organize bir varlıktır. Hopkins ve Mansbach a göre diğer otonom aktörlerin davranışları üzerinde etki uygulayan, nispi olarak otonom bir birimdir. Uluslararası ilişkilerde bir öğenin aktör olarak dikkate alınması için;

1- Açıkça belirlenmesi,
2- Uluslararası alanda karar verme kapasitesine sahip olması
3- Egemen, yani bağımsız eylemler geliştirme yeteneğine sahip olması
4- Diğer aktörler üzerinde etki uygulayabilen nispi olarak otonom birimler olması
5- Belirli bir süre var olması gerekmektedir.

Bununla birlikte egemen olmayan ve devletin hukuksal tanımına da uymayan birimler, ETA, FKÖ ve IRA gibi örgütler de uluslararası politikayı en az devletler kadar etkiler.

Ancak egemen ulusal devletler diğer aktörlere göre daha fazla otonomiye sahiptirler.

Uluslararası aktörler şunlardır;

1- Ulusal devletler
2- Bireyler
3- Hükümet dışı ulusal örgütler
4- Uluslararası örgütler
5- Uluslar aşırı örgütlenmeler
6- Çok uluslu şirketler

Ulusal Devletler:
Uluslararası politikayı genel olarak devletler arasındaki siyasal ilişkiler belirlediği için ulusal devletler, uluslararası politikanın temel aktörüdür. Ancak Lesotho devleti ile General Motors otonom karar alabilme veya uluslararası politikayı etkileyebilme kapasitesi açısından karşılaştırıldığında birincisi egemen bir devlet olmasına karşılık ikincisinin daha bağımsız davranabilme yeteneğine sahip olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, hukuksal egemenlik bağımsız davranabilme açısından yeterli ölçüt değildir.

Bireyler:
Bireylerin uluslararası ilişkilere etkilerini, herhangi bir organizasyon, kurum ya da hükümette yer alma ihtimali sebebiyle tanımlamak zordur. Ancak, hükümetleri temsil etmeyen bireylerde belirli ölçülerde uluslararası aktör niteliği taşıyabilir. Hindistan'daki evsizlere yardımı ile Rahibe Teresa, Afrika'daki aç insanlara yardımı ile Bob Geldof tek başına etkili olan bireylere örnektir.

Hükümet Dışı Özel Aktörler:
Hükümeti temsil etmezler. Bunlar ya doğrudan lobi yaparak ya da dolaylı yoldan kamuoyunu harekete geçirerek dış politikayı etkilemeye çalışırlar.

- Sivil Toplum Örgütleri
- Lobiler
- Siyasal Gruplar
- Baskı Grupları
- Örgütlü Çıkar Grupları

hükümet dışı özel NGO aktörlerdir.

Türkiye'de Türk-İş gibi sendikalar, Tüsiad gibi dernekler, Koç holding gibi ekonomik kuruluşlar, ABD'de Ermeni Lobisi gibi baskı grupları hükümet dışı aktörlere birer örnektir.

Uluslararası Örgütler:
İki veya daha fazla devletin bir araya gelerek imzaladıkları bir anlaşmaya dayanarak kurulan ve muhatapları yalnız devlet olan uluslararası örgütler otonom davranışlarıyla ve politikalarıyla uluslararası aktör niteliğini kazanmaktadırlar. Aldıkları kararlar ve geliştirdikleri politikalar genellikle temsil ettikleri hükümetlerin politikalarından farklılık göstermemektedir.

Uluslararası örgütler, coğrafi yakınlık esas alınarak kurulan, küresel veya bölgesel olabilirler
Ayrıca fonksiyonel bağlamda örgütün amacı esas alınarak, ekonomik veya siyasi olabilmektedir.

Uluslararaşırı Örgütlenmeler:
Avrupa Birliği, diğer örgütlenmelerden farklı olarak sahip olduğu ulus üstü yapısı nedeniyle bu kategoride değerlendirilmektedir. Bünyesindeki 27 devletten herhangi birinin çıkarına karşı olsa da topluluk yararın karar alabilmektedir.

Çok Uluslu Şirketler:
Çok uluslu şirketler, 21. yy da uluslararası politikayı etkileyen aktörlerden biri haline gelmiştir. Çoğu zaman, çok uluslu şirketler kendi amaçlarına ulaşabilmek ve daha rahat çalışabilmek için yatırım yaptıkları ülkelerde siyasi nitelikli bazı tutumlar sergileyebilmektedirler. ABD kökenli, General Motors, Exxon, Ford, IBM ve ITT öne çıkan başlıca örneklerdendir.