26 Nisan 2012 Perşembe

Finansal Kiralama Sözleşmesi (Leasing)


Kelime karşılığı kiralama olan leasing, ilk defa 1930’lu yıllarda ABD’de yatırım ve finansman sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Türk hukukuna da, 1985 yılında finansal kiralama adıyla girmiştir.

Finansal kiralama (leasing) sözleşmelerinin esası, malın mülkiyet hakkı ile ekonomik olarak işe yararlığının birbirinden ayrılması, malın hukuki sahibi ile ekonomi sahibinin farklı kişiler olmasıdır. Yani, bir yatırım malının gelecekteki kullanıcısı (lessee), bir finans kurumuna  (lessor) başvurarak ondan, özelliklerini belirlediği yatırım malını kendi adına satın almasını ve bu malın tüm hasar riskini de kapsayacak biçimde kullanımını kendisine devretmesini ister.

Bunun karşılığında da malın satın alınma bedeli, masraf faiz ve finans kurumunun karından oluşan finansal kiralama (leasing) bedelini ödeme borcunu üstlenir.

Kullanıcı tarafından üstlenilen ödemeler, malın ekonomik ömrüne karşılık oluşturulacak şekilde taksitler halinde ifa edileceğinden, yatırımcı, ödemelerini malı işletmekle elde edeceği kazançtan yapabilecektir. Böylece, bir üretim malının finansal kiralama (leasing) sözleşmesi yapmak suretiyle sağlayan yatırımcı, malın ekonomik olarak işe yararlılığını elde edip, finansman güçlüklerinden kurtularakyeni alanlara yönelecek, finans kurumuda sözleşme konusu malın mülkiyet hakkına sahip olmak suretiyle ödemeleri güvence altın almış olacaktır.

Kanunda şöyle tanımlanmaktadır;
Kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın aldığı veya başka suretle temin ettiği bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere ve belirli bir süre feshetmemek şartı ile bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngörmektedir.

Esaslı Unsurlar
Finansal Kiralama Konusu Mal
Finansal kiralama sözleşmesinin konusuna taşınır ve taşınmaz mallar girmektedir. Patent, marka gibi fikri haklar sözleşmenin konusu olamazlar.

Kiralayan şirket, sözleşme konusu malı kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın alabilir veya başka bir şekilde sağlayabilmektedir. Kiracı, bir piyasa araştırması yaparak malı ve özelliklerini belirledikten sonra kiralayan şirkete başvurarak malı finanse etmesini ister, kiralayan şirket de malı üçüncü kişilerden sağlayarak zilyetliğini kiracıya devretmektedir. Kiralayan şirketin malı üçüncü kişiden sağlayarak kiracıya teslimini gerçekleştirmesi, finansal kiralama sözleşmesinin ayırt edici özelliklerindendir. Bu nedenle, kiralayan şirketin sözleşmenin başlangıcından itibaren stoklarında bulundurduğu kendine ait malın zilyetliğini kiracıya devretmesi yüklenimini içeren bir sözleşme, şartlara göre ya satım ya da kira sayılmaktadır. Böylece, finansman amacını ve finansal kiralama sözleşmesi olma özelliğini kaybetmektedir.

Finansal Kiralama Bedeli
Finansal kiralama karşılıklı (ivazlı) bir sözleşmedir. Kiralama bedelini ve ödemelerin yapılacağı dönemleri taraflar belirlemektedir. Kiralama bedeli Türk lirası veya Merkez Bankasınca alım satımı yapılan döviz cinsinden belirlenebilir. Yurtdışından yapılacak finansal kiralamalarda kiralama bedeli 25.000 Amerikan doları karşılığı Türk Lirasından az olamaz.

Feshedilmezlik Süresi
Finansal kiralamaz sözleşmelerinin en az 4 yıl süreylefeshedilemeyeceği kanunda belirlenmiştir. İstisnai durumlar mevcuttur.

Anlaşma
Anlaşma, tarafların sözleşme konusu malın belirli bir süreyle feshedilmemek üzere her türlü faydalanma hakkının kiracıya bırakılması, bunun karşılığında da kiracının belirli bir bedel ödemesi konusunda uyuşmaları demektir.

Söz konusu anlaşmada, kiralayan, kredi kurumu niteliğinde olan bir anonim şirkettir. Kiralayan şirketin kuruluşu, şube açması veya yabancı bir şirketin Türkiye’de şube açması Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı bulunduğu Bakanlığın iznine tabidir.

Kiracı konusunda bir sınırlama olmamasına rağmen, uygulamada finansal kiralama sözleşmesinde kiracı, sözleşmedeki malın yatırım malı olduğu gerçeğinden dolayı, bir yatırımcı olmaktadır. Kiracı durumundaki kullanıcı, genellikle bir alanda üretim yapan bir işletmenin sahibiolan bir kimse olmaktadır.

Taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin noterlikçe resen düzenleme biçiminde resmi şekilde yapılması gerekli olmaktadır. Ayrıca, konusu taşınır mal olan sözleşme, kiracının yerleşim yeri noterliğinde tutulan özel sicile tescil edilirken, konusu taşınmaz mal olan sözleşme, taşınmazın bulunduğu tapu kütüğünün beyanlar hanesine, konusu gemi olan sözleşme ise, gemi siciline şerh edilmektedir.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Borçlunun Temerrüdü


Borçlunun temerrüdü (direnimi), borcun ifa edilmemesi hallerinden biri olarak ifade edilir. Borcun İfa Edilmemesi (tıkla) hakkında yazdığımız yazıda bahsedildiği gibi. Bunlardan birisi borçlunun kusuruyla ortaya çıkan “kusurlu imkânsızlık”diğeri ise bundan bir noktada ayrılan borçlunun temerrüdü (direnimi) dür.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, birincisinde borçlu ifayı kendi kusuru nedeniyle imkânsızlaştırıp gerçekleştirilemeyecek hale getirmesidir. İkincisinde ise, borçlu ifa zamanı gelen ve ifayı gerçekleştirilebilecek imkâna sahip iken bunu ifa etmemesidir. (ihtara karşın)

Borçlunun temerrüdü ancak ifanın mümkün olduğu sürece söz konusu olabilmektedir. Eğer imkânsızlık söz konusu ise, bu durum onu kusurlu imkânsızlık kategorisine alacaktır.

Temerrüde düşme durumunda ademi ifa kesin değildir, çünkü temerrüde (direnime) düşürülmüş olan borçlunun hala da borcunu ifa etme imkanı vardır. Ancak doğal olarak bu ifa gecikmiş bir ifa niteliğini almış bulunmaktadır.

Borçlar Kanunu borçlunun temerrüdünü 101-108 maddelerinde düzenlemiştir, fakat tanımlamamıştır.
Tanımı hukuk literatüründe şu şekilde yapılmaktadır;

Borçlunun temerrüdü, halen ifası mümkün olan muaccel borcun borçlu tarafından zamanında ifa edilmemesi, yani borcun ifasında gecikilmiş olma halidir.

Şartları
Bu durumun var olabilmesi için, başlıca iki şart gereklidir.
ikinci şart ise ihtardır.

Borcun muaccel olması
Borcun muaccel olması, borçlu tarafından ifasının gerekli bulunduğu, başka bir deyişle alacaklının borçludan ifayı talep ve dava edebileceği anın gelmiş olması demektir. (Ayrıntılı bilgi içinmuacceliyet hakkındaki yazımıza tıklayarak ulaşabilirsiniz)

İhtar
Borçlunun temerrüdünün (direniminin) söz konusu olabilmesi için, borcun muaccel olması yeterli değildir. Ayrıca, alacaklının borcun ifası için borçluya ihtarda bulunması da gereklidir. Bu iki şart beraber gerçekleştiğinde temerrüt mümkün olmaktadır. Yalnızca borcun muaccel olmasıyla hemen temerrüt haline girilmez.

Fakat bu konuda da istisnalar mevcuttur. Yazının ilerleyen bölümlerinde bunlara değineceğiz.

İhtar, herhangi bir şekle tabi olmayan varması gerekli bir irade açıklaması olup, borçluyu gecikmiş olarak da olsa ifaya davet etme anlamını taşımaktadır. İhtara uygulamada protesto denilmektedir. Tacirler arası yapılan ihtarların noter yoluyla, İadeli taahhütlü mektupla veya telgrafla yapılmaları geçerli olmaları için ön koşuldur. Aksi halde yazılı olan her ihtar uygun kabul edilmektedir.

İhtarın içeriği hangi borç için yapıldığını açıkça ifade etmelidir. Ayrıca kanunda ifade edilen şekliyle ihtar dürüstlük kurallarına göre uygun zaman ve yerde yapılmalıdır. Borçlunun yeri biliniyorsa doğrudan ikametgâhına, bilinmiyorsa ilan yoluyla yapılabilmektedir.

İhtara gerek olmayan haller
Vadenin taraflarca birlikte belirlenmiş olması
Taraflar vadeyi belli bir gün olarak belirlemişler ise, bu hallerde borçlu, ihtara gerek olmaksızın salt vadenin gelmiş olmasıyla temerrüde düşmüş olur.
İfa gününü bir ihbarla belirleme hakkının taraflardan birine bırakılmış olması
İhbarla belirleme hakkı, ihtarın ifa gününden önce yapılması gibi kabul edilebilir. Aynı şekilde noter, iadeli taahhütlü veya telgrafla olması gereklidir. İhbarla belirtilen tarih geldiği anda temerrüde düşme söz konusu olur.
İhtarın yararsız görünmesi
Bu durum istisnai durumları içermektedir. Örneğin, borçlunun borcunu ifa etmeyeceğini bildirmesi hali veya borçlunu ihtar kendisine ulaşmasın diye bazı garip iyiniyetli olmayan hareketlere başvurması hali bu istisnalardan bazıları olarak sayılabilir.

Temerrüt Sonuçları
Gecikme Tazminatı
Borçlu, borcun zamanında ifa edilmemiş olmasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak gecikmenin kendi kusuru ile olmadığını kanıtlaması durumunda bu tazminattan kurtulabilir. Bu tazminatın içerisine, alacaklının ifanın gecikmesi yüzünden yaptığı masraflar ile zamanında yapılmış olsaydı ifanın ona sağlayacağı çıkarlar ve edimin değerinin düşmesinden doğan zararlar girmektedir.
Kazadan Dolayı Sorumluluk
Temerrüt durumunda eğer edim bir şekilde kazaya uğrarsa, bunun bütün sorumluluğu borçludadır.

Para Borçlarında Temerrüt Faizi
Gecikme faizi olarak da ifade edilen, temerrüt faizi para borcunun temerrüde düşünce ödenmesi zorunlu olan faizidir. Temerrüt faizi adi işlerde %5, ticari işlerde %10 olarak belirlenmişti. Ancak 1984 de bu oran en fazla olarak %12 ye çekilmiştir. Son olarak 2006 yılındaki düzenleme ile bu oran %9 a indirilmiştir. Temerrüt faizi, alacaklının kendisine ait bir miktar paranın kararlaştırılan süreden daha fazla süreyle borçlunun yanında kalmasından dolayı uğradığı zararı karşılayan bir tazminat niteliği taşımaktadır. Bu açıdan temerrüt faizine geçmiş günler faizi de denilmektedir. Temerrüt faizi için zararın ispatı gerekmez. Gecikme faizi temerrüt tarihinden itibaren kendiliğinden işlemeye başlar.

Tazminat
Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi yüzünden uğramış olduğu zararın temerrüt faizinden daha fazla olduğunu ispat ederse, borçlu bu fazla zararı da gidermekle yükümlüdür. Fakat bu durumda borçlunun da kusurlu olmadığını ispat etme hakkı doğmaktadır. Bu duruma ek (munzam) zarar denilmektedir.


İki tarafa birlikte borç yükleyen sözleşmelerde
Bu durumda temerrüt söz konusu olması için, bir taraf kendi yükümlülüğünü ifa etmiş veya ifa etmeye hazır olduğunu karşı tarafa bildirmiş olması gereklidir. Bu tür sözleşmelerde alacaklı olan taraf önce bir süre (mehil) verecektir, sonra ise kanunun kendisine vermiş olduğu seçim hakkını kullanabilecektir.

Mehil
Alacaklı tarafından bizzat belirlenebileceği gibi, mahkeme tarafından belirlenmesi de söz konusu olabilir. İstisnai durumlar ise, borçlunun hal ve davranışından süre vermenin yararsız olacağı anlaşılması, sözleşme hükümleri gereği kesin bir vade söz konusu olmasıdır.

Alacaklının Seçim Hakkı
Bu hakları şu şekilde sıralayabiliriz.
Gecikmiş İfayı İsteme ve Tazminat
İfadan Vazgeçme ve Tazminat
Sözleşmeden Dönme ve Tazminat



13 Şubat 2012 Pazartesi

Dış Ticarette Korumacılık

1. Ulusal Güvenlik

Savaşta dayanma gücünü artıran ve askeri – siyasal nedenlerle kurulmasına karar verilen endüstrilerin dış rekabette korunmasında zorunluluk vardır. Adam Smith bu konu üzerine “savunma zenginlikten daha önemlidir” diyerek ulusal savunma amacıyla koruyuculuğu kabul eder.

2. Genç (Bebek) Endüstri Tezi

Bu görüşe göre, ilerde gelişip karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olacak endüstriler optimum üretim düzeyine gelinceye kadar gümrük tarifeleriyle dış rekabetten korunmalıdır. Genç endüstriler tezinde dikkati çeken bir nokta, koruyuculuğun sürekli değil geçici olduğudur. Koruma, endüstriye çocukluk çağını atlatıncaya kadar zaman kazandırmaya yarar

3. Stratejik Ticaret Politikası

Bu görüşe göre sanayileşmiş bir ülke, korumacı önlemlerle, gelecekteki hızlı büyümesi için kilit kabul edilen yarı geçişkenler, bilgisayar, iletişim araçları ve benzeri endüstrilerde karşılaştırmalı üstünlük yaratabilir.

4. Damping’e Karşı Koruma

Gümrük tarifelerinin konulmasını gerektiren başka bir neden de yabancı üreticilerin yaptıkları dampinge karşı yerli üreticileri korumaktır. Hemen hemen tüm ülkelerde yasar dampingin önlenmesi için anti – damping vergilerinin konulmasını öngörür.

Klasik Liberalizm ve Uluslararası Ticaret

Smith’in Klasik Liberalizm’e yön veren bazı görüşleri şunlardır. Bütün bireyler ekonomik çıkarlarına göre hareket ederler, yani kişiler ekonomik insandır. Devlet kişilerin bireysel girişim haklarını kısıtlamamalıdır. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”. Çünkü bireyler kendi çıkarları peşinde koşmakla aynı zamanda toplumsal çıkarlara da hizmet etmiş olurlar. Nihayet, ekonomik hayatta düzen sağlayan bir “görünmez el” vardır. Bu görünmez el de fiyat mekanizmasıdır. Ekonomik hayatta düzen, fiyat mekanizmasının işleyişi ile kendiliğinden sağlandığına göre, devletin bu amaçla ekonomiye müdahale etmesine gerek yoktur. Ayrıca Merkantilizm’in aksine Smith’e göre, toplam dünya serveti sabit değildir. Serbest Ticaret dünya servetini arttırmak ve neticesinde her iki ülke açısından da refah getirebilecek bir kavram olmaktadır.

Merkantilizm

Mercantilism

Merkantilist felsefeye göre, dış ticaret politikasının amacı, hazinenin altın stokunu arttırmaktır. Bunun için de ödemeler dengesinde fazlalıklar oluşturmak gerekir.

Merkantilistler altın ve değerli madenleri servetin kaynağı olarak görmüşlerdir. Onlara göre, hazinenin altın stoku aynı zamanda ekonomik ve siyasal gücün de temelini oluşturur. O dönemler uzun süren savaşların doğurduğu büyük finansman ihtiyacı, bu düşüncelerin benimsenmesinde etkili olmuştur.

Merkantilizm yoğun devlet müdahaleciliğine dayanan bir doktrindir. Dış ödeme fazlası oluşturup altın stoklarını artırabilmek üzere, iç ve dış ekonomik faaliyetler üzerine yoğun devlet müdahaleciliğini zorunlu görürler. Temel amaçları doğrultusunda izledikleri politikaları daha somut olarak şöyle belirtebiliriz:

İhracatın artırılmasına birinci derecede önem verirler. Mamul mal ithalinin ise sıkı biçimde kısıtlanması öngörülür. Buna karşın, ham maddelerin ithali serbesttir. Doğal olarak bunun ifade ettiği anlam, ülkenin dışarıdan ham madde ithalinin özendirilmesi ve bunların ülkede işlenerek dışarıya mamul mal olarak ihraç edilmesidir.

Merkantilistler altın girişlerini arttırmak için ticaret filosunun geliştirilmesine büyük önem vermiştir. Merkantilist doktrine göre dünya serveti sabittir. O nedenle ticaretten tüm taraflar aynı anda kazanç elde edemez, bir tarafın sağladığı kazanç öbür tarafın uğradığı kayıp olur. Sanayi devriminden sonra giderek Merkantilizm’in yerine liberal görüşler geçmeye başlamıştır.

9 Şubat 2012 Perşembe

Borsada Kademe Analizi

Günümüzde imkanların artmasının sonucu olarak, İMKB de hisse senedi alıp satan çok fazla küçük yatırımcı bulunmaktadır. Fakat, özellikle bu yatırımcıların çoğu enteresan bir biçimde hisse senetlerinin fiyatlarının nasıl artıp azaldığı konusunda bile yeterince bilgi sahibi değildir. Bu yazımızda bu konunun üzerinde duracağız ve borsayı takip eden kişilerin kesinlikle duymuş olduğu kademe (derinlik) analizinden bahsedeceğiz.

Borsa bağlamında kademe terimini açıklamak gerekirse, hisse senedinin her fiyattan alıp satmak mümkün değildir, Aksine o gün için belirlenmiş aralarında belli bir fark bulunan fiyat seviyelerinden alış ve satış mümkün olmaktadır. Bu her fiyat seviyesi bir kademeye karşılık gelmektedir. Fiyat kademelerinde alım satım hisse senedi alıp satanların çok fazla zarara uğramasını engelleyen bir yapıda tasarlanmıştır. Örnek vermek gerekirse bir hisse senedine baktığınızda ona ait bir kademeyi karşısında görürsünüz. Mesela MGROS hisse senedi an itibariyle 14.90 seviyesinde görünüyor. Ayrıca 14.85 alış ve 14.90 satış fiyatı görülmektedir. Bu durum her kademe arasında 0,05 lik bir farkın söz konusu olduğunu belirtmektedir. Yani siz söz konusu hisse senedini 14.86 veya 14.87 den satıp alamazsınız.

Borsadaki işlem mantığına gelirsek. Hisse senetlerinin açılışta bir gün önceki kapanışa göre tanımlanmış işlem göreceği kademeler belirli olmaktadır. Örneğin A borsasında, hisse senedinin kapanışı 3.00 olsun ve (2.98, 2.96, 2.94, 2.92 ve 2.90) 5 kademe öncesi (3.02, 3.04, 3.06, 3.08, 3.10) da 5 kademe sonrası bir sonraki gün için işlem görebileceği değerler olsun. Bu değerler önceden tanımlanmıştır.

Ertesi gün borsa açıldığında bu hisse senedini almak isteyenler ve satmak isteyenler hangi kademelere ne kadar satmak istiyorlarsa yada almak istiyorlarsa bildirimde bulunurlar. (Tabii ki bunu borsa açılışında yapmayıp daha sonra yapanlarda buna yaptıkları anda dahil olurlar) Bunlar borsanın ilk açılış anında toplanır ve hesaplanır. Sonrasında da en yüksek miktarlı alım kademesi ve en düşük miktarlı satış kademesi hissenin açılış kademesi olur. Basit olarak ticaret mantığındaki gibi aynı malı farklı fiyattan almak ve satmak isteyen insanların sıraya girmesi söz konusudur. İlk açılış anında hissenin fiyatı 3.00 ve 3.02 kademesinde olsun. Yani almak isteyenler en yüksek 3.00 den bunu gerçekleştirmek istiyor, satmak isteyenler ise hisseyi en düşük 3.02 den satmak istiyor olsunlar.

Alış kademesinde 10000 lot

Satış kademesinde de 50000 lot olsun.


Bu durum da eğer borsaya yeni bir emir girilmezse hisse senedinde herhangi bir işlem olmayacaktır, Çünkü ne 3.02 den hisseyi almak isteyen ne 3.00 dan hisseyi satmak isteyen mevcuttur.

Fakat örnek vermek gerekirse, 3.02 den birisi 20000 lot hisse senedi almak isterse bu bir aktif emir olacaktır ve bu emir neticesinde sonrasında 5.02 kademesinde (50000-20000) = 30000 lot satış kalacaktır. Bu durum neticesinde fiyat değişmeyecek ancak satış kademesinde bekleyen miktar azalmış olacaktır.

Alış 3.00 Satış 3.02

Bu durumu bir ileri noktaya götürürsek, eğer birisi söz konusu hisseden 40000 lot daha almak isterse 3.02 den o durumda satış kademesindeki (30000-40000=-10000) 30000 lot gidecek ve 10000 lot 3.02 seviyesinde artık alış kademesini oluşturmuş olacaktır yani bu seviyede 10000 lot almak isteyen olacaktır. Şimdi bu hissenin kademesi değişmiştir.

Alış 3.02 Satış 3.04

Borsa fiyat mekanizması böyle gerçekleşmektedir. Sözü edilen durumlar gerçekleşirken kademeye yeni alış ve satışlar girilebilmektedir. Yani ifade edilen bu sistem oldukça hızlı bir şekilde değişim göstermektedir.

Kademe analizi ise, temel olarak alış kademeleri toplamında satış kademeleri toplamından daha çok lot olması hissenin o hissenin talep gördüğü anlamına geldiği olarak düşünülmekte, tam tersi yani satış kademelerinde daha fazla lot olması ise o hissenin satıcılı olduğunu gösterdiği olarak algılanmaktadır.

Ayrıca eğer gerçekleşen işlemlerin alış ve satışların hacim olarak miktarı çoksa o hisse senedi için derinlikli denilmektedir. Burada önemli olan nokta hissenin değeri ile lot sayısının hesap edilmesidir. 3.00 liralık bir hisse senedinin 1000 lotu ile 33.00 liralık bir hisse senedinin 1000 lotu aynı hacimi ifade etmemektedir.

Alış satış analizlerine bakıp hisse senedinin yükselip yükselmeyeceğini tahmin etme işine derinlik analizi veya kademe analizi denilmektedir. Derinlik analizi özellikle yabancı alış satışları yada hisse senetlerindeki toplanma dağıtılma gibi olaylar için oldukça faydalı olmaktadır. Ancak bu yöntem çok açık olduğu için spekülatörler tarafından bunu izleyen insanları etkilemek maksatlı olarak kullanıldığı unutulmamalıdır. Genel olarak yalnızca derinliği (kademeyi) izleyerek yorum yapanlar hataya düşebilmektedir.

Diğer yandan, bizim borsamızda her gün içinde hisse senedinin göreceği maksimum (tavan fiyat) ve minimum (taban fiyat) seviye belirlidir. Bu hissenin bir önceki seanstaki kapanış değerine ve ağırlıklı ortalamasına bakılarak belirlenmektedir.

Ancak dünyadaki bazı borsalarda ve hisse senetlerinin ilk açılışına bağlı olarak uygulanan bu çeşit bir limit uygulanmaz. Örneğin Amerikan piyasasında bir hisse senedi bir günde yüzde 400 artabilir yada 10 da birine düşebilmektedir.

Bizim piyasada ise sözü edilen limit uygulaması yatırımcıyı korumak maksatlıdır. Dünya geneline baktığımızda bizde mevcut olan kademe kavramının da olmadığı borsalar da bulunmaktadır. Buralarda hisse senedini satmak istediğiniz fiyatı yazarsınız. Eğer herhangi biri de o fiyattan almak isterse alacaktır.

Bu durumu analiz ederek para kazanmak yada kaybetmek temel olarak alanlar ve satanlar arasında bir değerlendirme yapıp, alım ve satımda doğru fiyat seviyelerini tutturmak demektir. Genelde kısa vadeli yatırımcılar al satlarla para kazanmaya çalışırlar ancak bu yapılması çok zor olan bir şeydir.

Diğer taraftan anlatmak istediğim başka bir şey ise, alım satım yaparken serbestten alma ve satma kavramı vardır. Örneğin hisse 3 - 3.02 kademesinde bulunuyorsa (son verdiğimiz örnekteki gibi 40000 lotluk alım sonrası yalnızca 30000 lotluk alım gerçekleşiyordu, serbestten alım yapılırsa geri kalan 10000 lot bir üst seviye fiyattan alınacaktır) yani siz serbestten alım yaparsanız 3.02 kademesinden başlayarak almak istediğiniz miktara kadar hisse senedi alırsınız. Eğer alım miktarınızdan kadar hisse senedi satışı 3.02 kademesinde varsa 3.02 den alırsınız. Ancak kademedeki toplam satılan miktar yetersizse üst kademeleri de almaya başlarsınız. Aynı durum serbest fiyattan satış için de geçerli olmaktadır. Kişisel olarak tavsiyem, KY bir hisse senedini alırken bunu serbestten yapmasıdır, çünkü bir kademenin hesabı yapılırken ani bir yükselişle insan daha büyük karları kaçırabilmektedir.

İthalat-İhracat Yaparken Gerekli Belgeler

Sözkonusu bazı belgeler zorunluluk arz etsede bir çoğu ithal veya ihraç edilen ürünün çeşidi ve türü, ithal veya ihraç edilen ülkenin taleplerine göre belirlenen belgelerdir.

TİCARİ BELGELER

PROFORMA FATURA (Proforma Invoice)
Satıcı firma tarafından düzenlenen ve alıcı firmaya gönderilen bir tür satış teklifidir. Satın alınması talep edilen mal veya hizmetin adı, birim fiyatı, bu fiyatın hangi süre için geçerli olduğu, ödeme şartları, teslim şekli v.b diğer bilgileri içerir.

TİCARİ FATURA (Commercial Invoice)
Satıcı firma tarafından alıcı firma adına tanzim edilen, mal veya hizmetin satıldığını gösteren bir belgedir. Genel olarak aşağıdaki hususları içerir;
• Düzenlendiği dilde “fatura” başlığı,
• Satıcı ve alıcı firmanın ticari ismi/ünvanı, adresi, kaşesi, imzası,
• Faturanın düzenlenme tarihi ve numarası,
• Malın tam tanımı,
• Birim fiyatı ve toplam fiyatı,
• Teslim şekli,
• Ödeme şekli,
• Malın ağırlığı ve miktarı

ÇEKİ LİSTESİ (Weight List)
Ticari faturada belirtilen malın brüt ve net ağırlığına ilişkin bilgilerin ayrı bir belgede beyan edilmesidir. Gümrüklerde malların sayılması sırasında veya hasar durumunda sigorta şirketlerince aranan bir belgedir.

KOLİ / AMBALAJ LİSTESİ (Packing List)
Bu belge; paket, ambalaj, koli veya konteynır içindeki malların miktarlarını belirtmek için düzenlenen belgedir.

SPESİFİKASYON BELGESİ (Cert. of spesification)
Koli listesindeki bilgilere ek olarak her kalem mala ait birim fiyatı ve tutarını da gösterir.

İMALATÇININ VEYA SATICININ KALİTE VEYA GÖZETİM BELGESİ (Quality or Inspection Certificate)
İmalatçı veya satıcı firma tarafından tanzim edilen ve kendilerince malın incelendiğini, sözleşme veya sipariş niteliklerine uygun olduğunu teyit eden bir belgedir.

ÜÇÜNCÜ TARAFIN DÜZENLEDİĞİ KONTROL BELGESİ (Third party certificate of inspection)
İthalatçı firma, sipariş ettiği malın niteliklerinin sipariş evsafına uygun olup olmadığı konusunda malın incelenmesi ve kalite kontrolünün bağımsız veya tanınmış bir kontrol / gözetim şirketince yapılmasını isteyebilir. Bu durumda bağımsız gözetim firmalarının vereceği rapor üçüncü tarafın düzenlediği bir kontrol belgesidir.

İMALATÇININ ANALİZ BELGESİ (Analysis Certificate)
Maden veya Kimyevi maddeler gibi analiz gerektiren malların ithali veya ihracı söz konusu olduğunda, formüllerindeki elementlerin isimlerinin ve oranlarının gösterildiği bir belgedir. Doğrudan imalatçı firma tarafından düzenlenebileceği gibi, alıcının isteği halinde bağımsız bir gözetim şirketi tarafından da düzenlenmesi talep edilebilir.

GEMİ ÖLÇÜM RAPORU (Ship’s Ullage Report)
Gemiye, sıvı olarak yüklenen yakıt, kimyevi madde, hammadde v.b., yükleme sırasında gemiyi hangi ölçüde doldurduğunu belgeleyen ve aynı zamanda varış limanında yapılan boşaltma sırasında da ne kadar fire verildiğinin hesaplanmasında kullanılan özel bir ticari belgedir.


RESMİ BELGELER


DOLAŞIM BELGESİ (A.TR) (Movement Certificate)
Malların, Türkiye’den Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye veya Avrupa Birliği üyesi ülkelerden Türkiye’ye doğrudan doğruya nakledilmesi halinde düzenlenen ve ihracatçı ülke çıkış gümrüklerince, ihraç sırasında vize edilen bir belgedir. Söz konusu Belge gümrük vergilerinin hesaplanmasında bir takım indirimler sağladığından, düzenleme tarihinden itibaren 3 ay içerisinde ilgili giriş gümrüğüne ibraz edilmelidir.

KONSOLOSLUK FATURASI (Consulate Invoice)
Bazı ülkelerin ithalat mevzuatında bu belgenin giriş gümrüklerince aranması şartı yer alabilir. İhracatçı malını ihraç edeceği ülkenin konsolosluğundan temin ettiği boş fatura formunu doldurarak konsolosa tasdik ettirir. Böylece bir yandan malın ihraç fiyatının cari piyasa fiyatlarına uygunluğu ithal ülkesinin konsolosu tarafından kontrol edilirken öte yandan damping yapılmaması ve ithalatçının ihracatçı ile anlaşarak ülkesi dışına döviz kaçırmaması sağlanır.

TASDİKLİ FATURA (Legalized Invoice)
Bazı ithalatçı ülkeler, ticari faturaların, ihracatçının ülkesinde bulunan kendibüyükelçilikleri veya konsoloslukları tarafından tasdik edilmesini isterler. İhracatçı, kendi ticari faturasını düzenleyip ilgili ülkenin elçilik veya konsolosluğuna tasdik ettirdikten sonra diğer belgelerle birlikte gerekli işlem için bankasına verir.

MENŞE ŞEHADETNAMESİ (Certificate of Origin)
Malların menşeini yani imal edildikleri ülkeyi gösteren, bu amacın yanı sıra bazı ülkelerden ithal edilen mallara indirimli gümrük vergisi uygulaması için ibrazı gereken, genellikle yerel ticaret odalarınca onaylanan bir belgedir.

SAĞLIK VE VETERİNER SERTİFİKALARI (Health / Sanitary / Phytosanitary / Veterinary Certificate)
Gıda maddeleri, deri, et, canlı hayvan ve bazı ambalaj maddeleri alım satımında alıcı tarafından istenen bu maddelerin mikrop, bakteri, haşarat v.s.’den arınmış durumda olduğunu, tüketime uygun bulunduğunu belgeleyen, yerel sağlık mercileri tarafından tasdik edilmiş belgelerdir.

HELAL BELGESİ (Halal Certificate)
Müslüman ülkeler tarafından yapılan et ithalatında, alıcı tarafından talep edilen bir belge olup, canlı hayvan kesiminin İslam dininin kurallarına göre yapıldığı teyit eden bir belgedir. Yerel müftülüklerce düzenlenir.

BOYKOT / KARA LİSTE SERTİFİKASI (Boycott / Black list Certificate)
Birbirleriyle savaş halinde olan veya ticari ilişkileri kesilmiş yada zedelenmiş ülkeler birbirlerini kara listeye aldıklarından, belirli bir ticari ilişkinin kendi kara listeleri ile hiçbir ilgisi olmadığının beyan ve onaylanmasını isterler. Bu belgeler bizzat ihracatçılar tarafından düzenlenip onaylanabileceği gibi alıcının ismini vereceği bir merci tarafından da düzenlenebilir.

RADYASYON BELGESİ (Radiation Certificate)
Alım satım konusu tarım ürünlerinin kabul edilebilir orandan fazla radyasyon içermediğini veya radyasyonsuz olduğunu belirten genellikle ihraç ülkesinin yetkili mercii(atom enerjisi komisyonu) tarafından düzenlenen bir belgedir.


TAŞIMA BELGELERİ

DENİZ KONŞİMENTOSU (Marine Bill of Lading / Ocean Bill of Lading)
Gemi şirketinin veya onun yetkili acentasının malı yükletene verdiği, emre ve nama düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildiğini gösteren bir makbuz ve aynı zamanda yükleme kaydı konduğunda bir taşıma sözleşmesidir. Belirtilen malın mülkiyetini de temsil eder ve belgenin ciro edilmesiyle mal el değiştirir. Deniz konşimentosu kıymetli evrak hükmündedir.

Konşimento Türleri:
Short Form Bill of Lading
Container Bill of Lading
Liner Bill of Lading
Through Bill of Lading
Charter party Bill of Lading
Non Negotiable Bill of Lading
Combined Transport Bill of Lading
Tanker Bill of Lading

TAŞIMA SENETLERİ
Havayolu taşıma senedi (Airway Bill)

FIATA Belgeleri:
FCR (Forwarder’s Certificate of Receipt)
FCT (Forwarder’s Certificate of Transport)

Karayolu taşıma belgesi :
CMR (Convention Marchandises Roiters)

Hamule Senedi:
CIM (Rail Consignment Note)
Paket postası makbuzu


SİGORTA BELGELERİ

SİGORTA MEKTUBU (Letter of Insurance)
Sigorta mektubu, genellikle bir sigorta acentası tarafından sigorta sertifikası veya sigorta poliçesine baz olacak sigortalama işleminin yapılmış olduğunu üçüncü şahıslara duyurmak için düzenlenen bir belgedir. Sigorta mektubu, bankalar dahil üçüncü şahıslar nezdinde bir güvence oluşturmaz. Bu nedenle, uygulamada kabul gören bir evrak değildir.

SİGORTA SERTİFİKASI (Certificate of Insurance)
Sigorta şirketi ile sigortalanan arasında bir anlaşmaya varılmasından sonra, sigortalanan sigorta şirketine her sevkıyatın değerini ve ayrıntılarını bildirir. Bunun üzerine sigorta şirketi, kapsanan riskleri ve sigortalanan malların değerini gösterir bir belge düzenler ve sigortalanana iletir. Sigorta sertifikası da, sigorta mektubu gibi bankalar dahil üçüncü şahıslar nezdinde bir güvence oluşturmaz. Bu nedenle, uygulamada kabul gören bir evrak değildir.

SİGORTA POLİÇESİ (Insurance Policy)
Sigorta poliçesi, sigorta sözleşmesinin en kesin delilidir. Kapsanan risklerin
tüm ayrıntıları sigorta poliçesinde gösterilir. Sigorta belgelerinin bankalarca kabul edilebilir olmasında şu hususlara dikkat
edilmesi gerekir:
-Sigorta poliçesi “poliçe” ibaresini taşımalı,
-Sigorta poliçesi, sigorta şirketinin yetkili imzalarını taşımalı,
-Poliçe üzerinde sigortalının adı/unvanı açıkça belirtilmiş olmalı,
-Sigorta bedelinin %10 fazlası ile yapılmış olmalı,
-Kapsanan veya talep edilen riskler kontrol edilmeli,
-Hasar durumunda, hasar bedeli nerede ve kim tarafından ödeneceği poliçe
üzerinde açıkça belirtilmeli,
-Sigorta poliçesinin geçerlilik süresi kontrol edilmeli,
-Sigortalanan malların tanımları kontrol edilmeli.


FİNANSMAN BELGELERİ

POLİÇE (Bill of Exchange – Draft)
Poliçe, bir kişinin imzalayarak bir başka kişiye yönelttiği ve o kişiden belirtilmiş bir süre sonra talep edildiği anda, belirlenmiş bir miktarda parayı kendisine veya belirlenmiş bir üçüncü kişiye ödenmesi için düzenlediği yazılı bir ticari senettir.
Diğer ifade ile, poliçe alacaklı tarafından düzenlenerek imzalandıktan sonra borçlusuna iletilir. Poliçe bir kambiyo senedi olarak kıymetli evrak hükmündedir.

BONO (Promisory Note)
Bir kambiyo senedi olan bono da poliçe gibi bir ödeme aracıdır ancak, bonoda iki taraf vardır ve borçlu tarafından düzenlenip alacaklıya iletilir. Bono sadece emre yazılı olarak düzenlenebilir.

SEVK EMRİ (Delivery Order)
Bankaların, emirlerinde bulundurdukları malların ithalatçıya veya ihracatçıya sevk edilmesi için malların depolandığı bir üçüncü şahıs ambarına verdikleri yazılı bir talimattır.

AMBAR TESLİM MAKBUZU (Warehouse Receipt)
Ambar firması tarafından malların teslim alındığına dair düzenlenen teslim alındı makbuzudur. Bu belge ciro edilemez ve makbuz üzerinde belirtilen mallara ait haklar bir üçüncü şahsa devredilemez.