31 Aralık 2010 Cuma

Geniş anlamda Etkiler (Makro Etkiler)

Gümrük tarifelerinin genel manada en önemli etkisi dış ödemeler bilançosunda görülmektedir. Gümrük tarifeleri ithalatı kısıtladığı ölçüde, ülkenin döviz giderlerinden tasarruf sağlar, yani dış ödemelerdeki açığı kapayıcı bir etki söz konusudur.

Tabii ki bahsedilen gümrük tarifesine karşılık ticaretin yapıldığı ülke herhangi bir misilleme yaparsa, yani aynı şekilde ithalatı kısıtlama yolunu seçerse o zaman bu dış ödemeler açığını kapamak açısından pek etkili bir yöntem olmayacaktır.


Gümrük tarifeleri toplam talebi yabancı mallardan yerli üretime doğru kaydırarak, korunan endüstriden başlayarak ülkenin toplam hasılasını ve milli gelirini arttırmasını sağlar. Milli gelirdeki bu artış aynı zamanda çalışma düzeyinin yükselmesi ve işsizlik oranlarının düşüşü anlamına gelecektir.

Yine aynı şekilde bu etkilerin beklendiği düzeyde gerçekleşmesi için söz konusu ticarette karşıdaki devletin misilleme yaparak aynı şekilde gümrük tarifelerini yükseltmeyeceğini ummaktan başka çare yoktur.


Başka bir önemli etki ise, ticaret hadlerinin tarife koyan ülke lehine değişmesidir. Bunun için ülkenin büyük bir ülke ve bu değişimden sonra aynı şekilde misilleme ile karşılaşmaması gereklidir.

*Serbest ticaret ülkenin bol olarak sahip olduğu faktörün milli gelirdeki payını arttırırken, tarifeler ve koruyuculuk ülkede az bulunan faktörün milli gelirden aldığı payı yükseltici etki doğurmaktadır.


Bazı ülkelerde sosyal politika olarak yoksul kesimlere gelir aktarımında bulunmak amacıyla zengin sınıfların vergilendirilmesi yöntemi seçilebilir. Bunun dış ticaret açısından uygulanması, lüks ithalat mallarına yüksek gümrük tarifesi koymak olarak gerçekleşir. Ayrıca bu politikaya yönelik zorunlu tüketim mallarının ihracını vergilendirmek yöntemi de uygulanabilir, Bu sayede ucuz zorunlu tüketim mallarının yurtdışına çıkışı engellenirken, lüks malları ithal eden zengin kesimden hazineye daha fazla vergi ödenmiş olmaktadır.

Tabii ki bu ayarlamaların uzun vadede üretimi zorunlu tüketim mallarından lüks mallara doğru kaydırma potansiyeli de vardır. Çünkü, üreticiler kar edemedikleri zorunlu tüketim malları yerine yüksek fiyatların olduğu lüks mallara yönelecektir.


*Her türlü vergi işleminde bir gelir transferi söz konusudur. Vergiyi ödeyenlerin gelirin bir azalma, hükümetin karşılıksız destek verdiği kesimlerde ise bir gelir artışı meydana gelecektir.

Dış ticaret üzerine konan vergiler ise, dolaylı yoldan olduğundan örnek KDV gibi, tüketici tarafından açıklıkla görünmezler. Çünkü bu tarz vergiler tüketiciye ifade edilmeden malın fiyatına dahil olarak önlerine gelir. Bu nedenle, kamuoyunda hükümete karşı doğrudan bir tepki pek görülmez. Bu sebeple kötü kullanıma açık bir mecradır. Bu yol kullanarak tepkiyle karşılaşılmadan bazı baskı gruplarına maddi desteğin sağlanması dünya genelinde görülen bir gerçektir.

Mineraller ne işe yarar?

Mineral ve vitaminler ne işe yarar?
Sağlıklı bir vücut için hem vitaminler hem de mineraller hayati önem taşıyor. Eksiklikleri durumunda ciddi rahatsızlıklara yol açan vitamin ve minerallerin ayrı ayrı işlevleri bulunuyor.

Hangi besinde hangi minerallerin bulunduğu öğrenmek için burayı tıklayın.

Hangi besinde hangi vitaminlerin bulunduğunu öğrenmek için burayı tıklayın.

Vücut için gerekli besin maddeleri anıldığında ilk olarak vitaminler akla gelir. Oysa vitaminler ne kadar gerekliyse mineraller de o kadar vazgeçilmezdir. Bazı araştırmalara göre, vitaminler ne kadar önemli olursa olsunlar mineraller olmadan faydalı değiller denilmektedir.

En çok bilinen yedi mineralin kalsiyum, iyot, demir, magnezyum, fosfor, selenyum ve çinko'dur., Vücudun düzenli fonksiyonları için ise gerçekte 18 mineral gerektiğini söylenmektedir. Minerallerin yardımı olmadan vitaminler işlev gösteremeyeceğinden “Vücudunuz bu ikilinin birlikteliğine ihtiyaç duyar.”


Magnezyum
-Yağların yakılmasına ve enerji üretimine yardımcı olur.
-Depresyonla mücadeleye yardım eder.
-Daha sağlıklı bir kardiyovasküler sistem sağlar ve kalp krizini önlemeye yardımcı olur.
-Dişleri sağlıklı tutar.
-Kalsiyumla birleşerek doğal bir sakinleştirici olarak çalışır.
-Adet öncesi sendromları azaltır.


Kalsiyum
-Kemikleri ve dişleri korur, kemik kaybı ve kırılması riskini azaltır.
-Bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı olur.
-Uykusuzluğa iyi gelir.
-Sinir sistemine yardımcı olur.


Demir
-Büyümeye yardım eder.
-Hastalıklara karşı direnci arttırır.
-Bitkinliği engeller.
-Demir yetersizliğine bağlı anemiyi tedavi eder ve önler.


Potasyum
-Beyne oksijen göndererek zihinsel faaliyetlerimize yardım eder.
-Vücut atıklarının çıkartılmasında yardımcı olur.
-Kan basıncını azaltmaya yardımcıdır.
-Alerji tedavisinde faydası vardır.


Selenyum
-Çeşitli kanserlere karşı korur.
-Kalp hastalığı ve felç riskini azaltmaya yardım eder.
-Genç elastik dokuların korunmasına yardımcıdır.
-Sıcak basması ve menopoz sıkıntılarını yatıştırır.
-Kepeğin tedavisine ve önlenmesine yardımcı olur.
-Sperm sayısını ve erkekteki verimliliği arttırır.


Çinko
-Dahili ve harici yaraların iyileşme süresini hızlandırır.
-Tırnaklar üzerindeki beyaz noktaları yok eder.
-Prostat sorunlarının önlenmesine yardımcı olur.
-Büyüme ve zihinsel uyanıklığı destekler.
-Zihinsel rahatsızlıkların tedavisine yardım eder.
-Soğuk algınlığının uzunluğunu ve şiddetini azaltmaya yardımcıdır.


Manganez
-Bitkinliğin giderilmesine yardımcı olur.
-Kas reflekslerinin yardım eder.
-Osteoporozun engellenmesine yardımcı olur.
-Belleği geliştirir.
-Sinirsel hassaslığı azaltır.

E Vitamini

E Vitamini antioksidan (oksitlenmeyi önleyici) özelliktedir.

Bu etki bildiğiniz gibi bilimsel açıdan bir şeyi daha uzun süre saklamayı ifade eder. İnsan açısından da aynı etkiyi yapabilmesi düşünülmektedir. Bu yüzden E vitaminin insan ömrünü uzattığı söylenir.

A ve C vitamini kaynaklarını koruyan, ayrıca kırmızı kan hücreleri gibi önemli birimleri koruma özelliği olan vitamin türüdür.

Ayrıca E vitaminin kalp hastalıkları ve kansere karşı da önleyici etkisi olduğu bilimsel olarak söylenmektedir.


E Vitamini hangi besinlerde var?
Yeşil ve yapraklı sebzeler, mısır, aspir, ıspanak, tam tahıllar, buğday tohumu, ayçiçeği çekirdeği, badem, fındık yağı, soya ve zeytinyağı, muz, karaciğer

D Vitamini

D vitamini insan vücudunun kalsiyum ve fosfor kullanımında oldukça kritik bir role sahiptir.

Temel olarak, kalsiyumun daha etkin bir şekilde vücutta kullanılması ve kemiklerin sağlamlığı konusunda yararlı olur.

Özellikle çocuklar güçlü iskelet yapısı ve sağlıklı dişlere sahip olmaları için yeterli miktarda D vitaminine ihtiyacı vardır.

En önemli D vitamini kaynaklarından biri süt ve süt ürünlerinidir.

D vitamini eksikliği durumunda gelişen çocuklarda çarpık bacak yapısı ve düzleşmiş kafatası arkası görülebilmektedir.

Günlük 10-15 dakika boyunca güneşe maruz kalmak yeterli miktarda D vitamini alınmasını sağlar. D vitamini eksikliği genellikle şehirlerde yaşayan ve tüm vücudu örten elbiseler giyenlerde, ayrıca güneşi fazla göremeyen kuzey ülkelerinde görülebilmektedir.


D Vitamini hangi besinlerde var?

Güneşe maruz kalma, sardalya, somon, mantar, yumurta, zenginleştirilmiş tahıl ürünleri, ringa balığı, karaciğer, ton balığı, balık yağı, margarin, sucuk, balık ve su ürünleri, tereyağı, peynir, istiridye, süt.

A Vitamini

Tıpta retinol olarak geçen bu vitamin insanlar için oldukça yararlıdır.

Gözlerin daha iyi duruma gelmesi özellikle ışık yararı yapmasına yardımcı olmasının yanında, kemik gelişimi, dişlerin gelişimi, genel olarak yenilenme gibi konularda etkilidir.

Vucüt teninin, gözlerin, ağzın, burnun, boğazın ve ciğerlerin yumuşak kalması için de gereklidir.

Yeterince A vitamini almak için yapılması gereken bu vitamini içeren çeşitli besinleri yemekten geçer.

Gece körlüğü, çok kuru ve sert bir tene sahip olmak A vitamini eksikliğini işaret eder.

Ayrıca, enfeksiyonlara karşı direnme gücünün düşmesi, bozuk diş gelişimleri, yavaş gerçekleşen kemik büyümesi de A vitamini eksikliğini gösterebilir.

Bunları hesaba katarak bu vitaminin çocuk gelişimi açısından oldukça önemli olduğunu görmekteyiz.


A Vitamini hangi besinlerde var?

Kayısı, marul, kavun, mango, havuç, lahana, şeftali, yaprak marul, tatlı kabak, ıspanak, kırmızı biber, patates, ton balığı, şalgam, pancar yaprağı, kabak , balık ve yumurta, maydanoz, armut, elma, domates, kereviz, karnıbahar, kuşkonmaz, patlıcan, hamur işleri, mercimek.

Hangi Besinde Hangi Vitamin Var?

İhtiyacımız olan vitaminleri hangi meyve ve sebzelerden alabiliriz? Elbette günümüzde vitamin deyince doğrudan alınan vitamin hapları akla geliyor, fakat, doğal yolla almak yani o vitamine sahip bir şeyi yemek daha tercih edilesi bir durumdur.

Bu yazımızdaki ne yersek hangi vitaminleri alabilirizi anlatmaya çalışacağım. Pek tabii ki bu besinlerin doğal yollarla üretilmiş olması gerektiğinin söylemeye gerek yok tabii ki.

Peki kaç tane vitamin vardır?

Vitaminler bilindiği gibi vücut tarafından üretilemeyen ama yaşam için gerekli olan bileşiklerdir. Vitaminler genelde 2 gruba ayrılır.

Bunlar suda eriyen ve yağda eriyen vitaminlerdir.

Yağda eriyen vitaminler 4 tanedir bunlar: A, D, E, ve K tir.
Suda eriyenler ise: B (B1 Thiamin, B2 Riboflavin, B3 Niasin, B5 Pantothenik, B6 Piridoksin ve B12 Cyanocobalamin)ve C vitamini (Askorbik asit)


A Vitamini hangi besinlerde var?

Kayısı, marul, kavun, mango, havuç, lahana, şeftali, yaprak marul, tatlı kabak, ıspanak, kırmızı biber, patates, ton balığı, şalgam, pancar yaprağı, kabak , balık ve yumurta, maydanoz, armut, elma, domates, kereviz, karnıbahar, kuşkonmaz, patlıcan, hamur işleri, mercimek.


B1 Vitamini hangi besinlerde var?

Buğday tohumu, pirinç, fasulye, jambon, taze bezelye, ekmek, portakal, tahıl, sığır eti, fıstık, yer fıstığı, süt, taze sebzeler, mercimek, bira mayası, koyun eti, fındık, ceviz, yumurta, portakal, nohut, muz, havuç, kestane, lahana, karnıbahar, un.


B2 Vitamini hangi besinlerde var?

Kümes hayvanları, balık, brokoli, şalgam, kuşkonmaz, ıspanak, yoğurt, süt, peynir, karaciğer, yumurta, peynir, ceviz, fındık, salatalık, sakatat, badem


B3 Vitamini hangi besinlerde var?

Tavuk göğsü, ton balığı, dana eti, sığır eti, karaciğer, bira mayası, brokoli, havuç, peynir, mısır unu, hurma, yumurta, balık, süt, domuz eti, patates, domates, somon, hindi, yerfıstığı, tavuk


B5 Vitamini hangi besinlerde var?

Kepekli tahıllar, mantar, somon, taze sebze, böbrek, baklagiller, karaciğer, arı sütü, balık, bütün çavdar ve kepekli un.


B6 Vitamini hangi besinlerde var?

Tam tahıllı gevrekler, muz, avokado, tavuk, sığır eti, bira mayası, yumurta, kahverengi pirinç, soya fasulyesi, buğday, fıstık, ceviz, yulaf, havuç, ayçiçeği tohumu, patates, muz, fıstık ezmesi, hindi ve tavuk beyaz et.


B12 Vitamini hangi besinlerde var?

Bu Vitamin sadece hayvansal besinlerde vardır.

Sakatat, istiridye, jambon, pişmiş istiridye, kral yengeç, somon, ton balığı, yağsız sığır eti, karaciğer, süt, kabuklu deniz ürünleri, et, peynir


C Vitamini hangi besinlerde var?

Kırmızı ve yeşil biber, Brüksel lahanası, lahana, portakal, karnabahar, pembe greyfurt, çilek, hardal yeşilliği, kivi, portakal suyu, brokoli, kavun, kuşkonmaz, avokado, karalahana, lahana, limon, mango, soğan, turp.


D Vitamini hangi besinlerde var?

Güneşe maruz kalma, sardalya, somon, mantar, yumurta, zenginleştirilmiş tahıl ürünleri, ringa balığı, karaciğer, ton balığı, balık yağı, margarin, sucuk, balık ve su ürünleri, tereyağı, peynir, istiridye, süt.


E Vitamini hangi besinlerde var?

Sebzeler, mısır, aspir, ıspanak, tam tahıllar, buğday tohumu, ayçiçeği çekirdeği, badem, fındık yağı, soya ve zeytinyağı, muz.


K Vitamini hangi besinlerde var?

Ispanak, lahana, karnıbahar, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler, tereyağı, kuru incir, çilek, kavun, ısırgan, bezelye, elma, patates ve domates

30 Aralık 2010 Perşembe

Gümrük Tarifelerinin Rant Etkileri

Tüketici rantı kavramını ilk kez Alfred Marshall ortaya atmıştır. Bu rant kısaca, tüketicilerin bir malın bir birimi için vermeyi kabul edebilecekleri en yüksek fiyat ile piyasada malı satın alabildikleri fiyat arasındaki farkı ifade etmektedir.

Piyasa fiyatı tüketicinin kafasındaki fiyattan ne derece düşükse rant o kadar yüksek olur.

Talep eğrisinin altında kalan alanın tümü kullanıcıların malın tüketiminden sağladıkları toplam faydayı gösterdiğini biliyoruz. Tüketici bu faydanın bir kısmı için ödeme yaparken, kalan kısmı için ödeme yapmadan yararlanmış olmaktadır.

Ödediği kısım satın alınan miktarın piyasa fiyatı ile çarpımına eşittir.

Kalan kısım ise grafik olarak piyasa fiyatı doğrusunun üzerindeki talep eğrisinin altında kalan bölümdür.

Bu ifade ettiğimiz durumu aşağıdaki grafikte daha açık bir şekilde görebilmekteyiz.

TT eğrisi üzerine tarife konulan malın talep eğrisidir.
P1 serbest dünya fiyatını ifade eder.
Serbest ticaret koşullarında OR miktar maldan ORF alanı kadar fayda elde edilir.
Bu miktar fayda karşılığında yapılan ödeme OP1SR yani ORxOP1 dir.
Arta kalan P1FT alanı ise tüketici rantını göstermektedir.

Birim ithalat başına P1P2 tutarında bir tarife konulduğunda malın iç piyasada satış fiyatı doğal olarak OP2 düzeyine yükselecektir.

Birim başına yapılan ödeme arttığı için sağladığı rant da azalacaktır.

Yukardaki grafiğe göre baktığımızda,

İç fiyatlar OP2 ye çıktığında,
Gerçekleşen toplam tüketici rantı P2FN düzeyine düşmüştür.
Yani P1P2NR kadar azalmıştır.

Bu miktar faydanın P1P2NU kadar kısmından karşılığı olan ödeme yapılarak yararlanılmaktadır. Bu rant azalması olsa bile fayda kaybı sayılmaz.

Fakat, UNS üçgeni alanı kadar olan fayda ise tamamen yok olmuştur. (deadweight loss)

Tarife nedeniyle UR kadar mal satın alınmadığı için UNS miktar fayda tümüyle yokolmuştur.

Bunun anlamı toplam refah düşüş olduğu gerçeğidir.

Tarifelerin tüketim maliyetleri ile anlatılmak istenen de budur.

Üretici Rantı

Yukarıdaki grafiğimizde sağ tarafta ise üretici rantındaki artış gösterilmektedir.

Üretici rantı üreticilerin belli miktar satıştan elde ettikleri gelir ile, o miktar üretimin yapılabilmesi için zorunlu olan maliyet arasında pozitif farkı ifade eder.

Grafikte serbest ticaret koşulları altında,
Üretilen miktar OK olup
P1 fiyatından elde edilen satış geliri OP1LK dir.
OHLK kadarı zorunlu olarak yapılması gereken toplam üretim maliyetini gösterir.
Bunun üzerinde üreticilerin elde ettikleri HP1L miktar gelir ise üretici rantını oluşturmaktadır.

Gümrüklü satış fiyatı OP2 ye çıktıktan sonra,
Toplam ödemeler OP2MS tutarında olmaktadır.
OHMS kadarı üretim maliyetlerini karşılarken,
Kalan HP2M miktarı üretici rantını oluşturmaktadır.

Sonuç olarak gümrük vergisi dolayısıyla üretici rantı P1P2ML miktar artış yaşamıştır.

Üretici rantı da toplum açısından bir kayıp olarak düşünülür. Buna da toplumsal üretim maliyeti adı verilir.Üretici rantının toplumsal kayıp olarak kabul edilmesinin nedeni, toplumun kaynak dağılımındaki etkinliği bozmasıyla ilgilidir.

Yerli üretimde dış rekabete karşı üretilen bu ürünler, ihracat kesimlerinden çekilen kaynaklarla gerçekleştirmek zorundadır.

Yüksek verimli ihraç mallarından çekilip, daha az verimli ithalata rakip mallara yönelen kaynaklar ülke açısından kaynakların daha verimsiz kullanılması anlamına gelmektedir.

Toplumsal tüketim ve üretim maliyetleri tarifelerin ülkeler açısından olumsuz etkilerini yansıtır ve serbest ticareti savunanlar açısından dünya kaynaklarının en verimli kullanılmasının yalnızca serbest ticaret ile mümkün olacağını kanıtlaması açısından sık kullandıkları ekonomi yaklaşımlarıdır.